Herkes petrole bakıyor. Çin’in asıl hamlesi başka yerde.
Yediğiniz ekmek bu madde olmadan üretilemiyor. Kullandığınız telefondaki çip bu madde olmadan yapılamıyor. Bindiğiniz arabanın bataryası bu madde olmadan çalışmıyor. Evinizi aydınlatan elektriğin kablosu bu madde olmadan çekilemiyor.
Dünya bakır üretiminin %20’si bu maddeye bağlı. Uranyum üretiminin %50’si. Nikel üretiminin %30’u. Gübre üretiminin %60-70’i.
Tek bir madde, neredeyse her sektörün üretim zincirinde var.
Çin 1 Mayıs’tan itibaren ihracatı durduruyor.
Maddenin adı: Sülfürik asit.
Çin dünyanın en büyük sülfürik asit ihracatçısı.
1 Mayıs’tan itibaren bu ihracat duruyor. Yasağın 2026 sonuna kadar sürmesi bekleniyor.
Peki neden şimdi?
Sülfürik asit üretmek için kükürt lazım.
Dünya kükürt üretiminin %44’ü Ortadoğu’dan geliyor. Petrol ve doğalgaz rafine edilirken yan ürün olarak çıkıyor.
Bu kükürtün büyük bölümü nereden sevk ediliyor?
Ortadoğu’dan, yani Hürmüz Boğazı’ndan.
İran savaşı başladığında Hürmüz kapandı. Kükürt sevkiyatları durdu.
Fiyatlara ne oldu?
Kükürt fiyatı 2024 ortasında ton başına 101 dolardı. Şu an 700 doların üzerinde. 2 yılda yaklaşık 7 kat arttı.
Sülfürik asit fiyatları son 2 yılda %300’den fazla yükseldi.
Bazı bakır üreticileri sadece 30-60 günlük kükürt stokuyla çalışıyor. Sektör liderlerinden üretim kesintisi uyarıları gelmeye başlamıştı.
Ve tam bu noktada Çin son kaynağı da kapattı.
Şimdi durumu net görelim.
İki büyük kaynak aynı anda kesiliyor.
Birincisi: Ortadoğu.
Dünya kükürt üretiminin %44’ü. İran savaşı ve Hürmüz krizi yüzünden sevkiyatlar durdu.
İkincisi: Çin.
Dünyanın en büyük sülfürik asit ihracatçısı. 1 Mayıs’tan itibaren ihracat yasağı.
İki ana kaynak. İkisi de aynı anda devre dışı.
Peki bu kimi etkiliyor?
Şili.
Dünyanın en büyük bakır üreticisi. Her yıl Çin’den 1 milyon tonun üzerinde sülfürik asit ithal ediyor. Bakır üretiminin %20’si doğrudan bu aside bağlı. Bu üretim durma riski taşıyor.
Kongo.
Afrika’nın en büyük bakır üreticisi. Bakır üretiminin %45’i asit bazlı işleme yöntemiyle yapılıyor.
Bakır neden bu kadar önemli?
Çünkü bakır olmadan elektrik taşınmaz. Elektrik kabloları bakırdan yapılıyor. Elektrikli araçlar, güneş panelleri, rüzgar türbinleri.
Bakır üretimi düşerse elektrikleşme yavaşlar. Enerji dönüşümü gecikir. Maliyetler artar.
Ama en büyük risk bakır değil.
En büyük risk gıda.
Sülfürik asit üretiminin %60-70’i gübreye gidiyor.
Şöyle düşünün.
Bir çiftçi tarlasına gübre atıyor. Gübre olmadan toprak verim vermiyor. Verim düşerse üretim düşer. Üretim düşerse fiyatlar artar. Fiyatlar artarsa marketteki ekmek, sebze, meyve pahalanır.
Sülfürik asit → gübre → tarım → gıda.
Zincirin en başındaki halka koptuğunda en sondaki halka da kopar.
Çin bunu ilk kez yapmıyor.
Ekim 2025’te Çin gümüş ihracatına kısıtlama getirdi.
Yasak henüz başlamamıştı. Sadece duyurulmuştu.
Gümüş ne yaptı?
30 dolardan 84 dolara çıktı. 3 ayda %142 artış. Yasak daha yürürlüğe girmeden.
Ondan önce nadir toprak elementlerine kısıtlama getirmişti. Fiyatlar yine sert şekilde yükseldi.
Düzen hep aynı.
Çin kritik bir hammaddeyi kısıtlıyor. Piyasa tepki veriyor. Fiyatlar yükseliyor.
Ama bu sefer bir fark var. Sülfürik asit ikisi gibi değil.
Sülfürik asit modern endüstrinin temeli. Gıdadan enerjiye, madencilikten ilaca, petrol rafinerisinden yarı iletkene kadar her yerde var.
Bu kısıtlama tek bir fiyatı değil birden fazla tedarik zincirini aynı anda etkiliyor.
Son kez Çin bir hammaddeyi kısıtladığında fiyatlar yasak başlamadan %142 arttı.
Bu sefer kısıtlanan hammadde çok daha derin ve çok daha geniş bir etkiye sahip.
Alıntı..

