Her yıl manevi bir coşkuyla beklediğimiz Mevlid Kandili, 2026 yılında da kalplerimizi ve evlerimizi aydınlatmaya hazırlanıyor.
Alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’in dünyaya teşriflerini kutladığımız bu mübarek gece, O’nun yüce ahlâkıyla güzelleşeceğimiz bir “tazelenme mevsimidir”.
Mevlid Kandili 2026 Yılında: 24 Ağustos 2026 Pazartesi gününe denk gelmektedir.
23 Ağustos Pazar akşamı güneş battığı an, o mübarek gecenin manevi iklimine girmiş olacağız.
İbadetlerimiz, dualarımız ve o geceye özel yapacağımız tüm güzellikler bu vakitle başlar ve 24 Ağustos Pazartesi sabahı imsak vaktine kadar devam eder.
. Diyanet İşleri Başkanlığı, bu haftayı “Mevlid-i Nebi Haftası” olarak da kutluyor.
Mevlid merasimleri bütün İslam aleminde kutlana gelmiştir.
Sultanahmet, Ayasofya, Süleymaniye, Hamidiye. gibi selatin camilerde “Mevlit alayı” adıyla geniş kapsamlı kutlamalar 100′lerce yıl devam etmiştir.
Mevlit kandili de üçüncü Murad’ın emriyle umumî bayram günü ilan edilmiştir.
On üçüncü ve on dördüncü asırlarda Anadolu’da dini edebiyat büyük gelişme göstermişti.
On beşinci asırda Anadolu’da görülen kültür ve edebiyatın gelişmesi Osmanlı hanedanının mensuplarının yaşadığı alanlarda görülmeye başlamıştır.
İkinci Murat, Fatih Sultan Mehmet, İkinci Beyazıt, Cem Sultan pek çok şiir yazmış Yıldırım Beyazıt’ın oğlu emir Süleyman da şairleri himaye etmiştir.
Bu arada kıymetli eserler ortaya çıkmıştır.
Süleyman Çelebi Türkçe “Mevlit” adıyla bilinen “Vesiletün Necat” adlı Mesnevinin yazarıdır. Bursa’da doğmuştur.
Kaynaklarda Süleymân Çelebi’nin doğum târihine dâir bir kayda tesâdüf edilmemektedir.
Ancak, Süleymân Çelebi Sultan Birinci Murâd Hanın vezîrlerinden Ahmed Paşa’nın oğlu, Şeyh Mahmûd Efendi’nin torunudur.
Süleymân Çelebi, Bursa’da asrının ileri gelen âlimlerinden ilim tahsîl etmiştir.
Büyük bir âlim olarak, Sultan Yıldırım Bâyezîd zamânında Dîvân-ı hümâyûn imâmı, sonra da Bursa’da onun inşâ ve ihyâ ettiği câminin imâmı olmuştur.
Eldeki bilgilere göre yapılan tahminler, Süleyman Çelebi’nin 1351-1364 arasında doğmuş olduğunu gösteriyor.
Tek eseri, Mevlit adı ile bilinen “Vesiletün Necat”dır. Fakat, nazmı bu kadar ustalıkla kullanmasını bilen bir insanın, başka eser yazmadığını düşünmek oldukça güçtür.
Belki, Timur’un ordusu Bursa’ya girdiği zaman, yakılıp yıkılanlar arasında Süleyman Çelebi’nin diğer eserleri de yok olmuştur.
Mevlid’in yazılmasına sebep diye gösterilen bir olay vardır.
Şöyle ki:
Süleyman Çelebi, imamlığını yaptığı Ulu Cami’de, İran’dan gelen bir müderrisin vaazını dinlemiş. Bu müderris vaazında, dinler arasında da bir fark olmadığını, bütün kitaplı dinlerin hak din, bütün peygamberlerin hak peygamber olduklarını anlatmış.
Süleyman Çelebi, hayranı olduğu Hz. Peygamber’in öteki peygamberler safhında değerlendirilmesine son derecede üzülmüş ve sevgili Peygamberine karşı duyduklarını, manzum olarak yazmaya başlamış…
İşte bu sonsuz aşktır ki, ‘’Mevlit’’ adıyla bilinen “Vesiletün Necat”ı ortaya çıkarmış…
Altı yüz yıldır, bütün İslâm dünyasının her dinî günde, doğumda, ölümde, bayramda okuduğu bu lirik eserin, bugün okunan biçimi ile, Süleyman Çelebi’nin yazdığı biçimin aynı olduğu söylenemez.
Zamanla bazı mısralarda kelimeler, bazen da mısralar değiştirilmiş, Türk halkının duygu ve düşünce kalıbı içinde yeniden oluşturulmuştur.
Süleyman Çelebi’den sonra birçok şairler ve büyük şairler birer mevlid yazdılarsa da hiçbiri Süleyman Çelebi’nin eriştiği noktaya erişememiştir.
Çok kolay yazılmış gibi göründüğü halde, taklidi son derece de güçtür.
Bu yüzden taklitleri tutmamış, halk yazılanların hiçbirini benimsememiştir.
Süleyman Çelebi’nin hayatı hakkında fazla bilgi olmamakla birlikte Birinci Murat devri vezirlerinden Ahmet Paşa’nın oğlu olduğu söylenmektedir.
Yıldırım Beyazıt zamanında divan-ı hümayunda imamlık yaptığı bilinmektedir.
Mezarının nerede olduğu pek bilinmemekle birlikte Bursa Çekirge yolu üzerinde bulunduğu İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nde öğrencilik yıllarımda İslami Türk Edebiyatı öğretim üyemiz muhterem hocam Sayın Necla Pekolcay’ın tutturduğu ders notlarından anlaşılmaktadır.
Dr. Necla Pekolcay hocamızın anlattıklarından hatırımda kaldığı kadarıyla Süleyman Çelebi’nin yazdığı Mevlit’inin İstanbul Kütüphanelerinde tespit edilebilen nüshalarının sayısı 51 adettir.
Sayın hocamız yaptığı araştırmada İstanbul Kütüphanelerinde 30 çeşit ve 100 nüsha Türkçe Mevlit tespit etmişti.
Bunlardan 48 tanesinin diğer şahıslara ait olduğunu belirtmişti.
Yine aynı araştırmasında İstanbul Kütüphanelerinde 71 nüsha Arapça, 55 adet farsça, 3 adet Arnavutça, 1 adet Kürtçe, 1 adet Rumca olmak üzere 81 adet mevlit metni tespit etmişti.
Herkesçe ve Boşnakça mevlit metinlerinin varlığından da bahsetmişti.
Merhum Necla Pekolcay hocamı buradan hayırla yâd ediyorum.
Mevlit; Peygamberimizin doğum yıldönümü kutlama merasimlerine özel ad olmuştur.
Mevlit merasimlerinin yapılması için 1231 yılında İbn Dıhye isimli bir din bilgini “kitabut-tenvir fi Mevlidi’s-siracii-münir.” isimli eseri yazarak Erbil Emiri Muzafferüddin Gökbörü’ye sunmuştur.
İlk Mevlit merasimini kutlayan Muzafferüddin Gökbörü olmuştur.
Hoşça kalınız.

