Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ateşkes Masasında Olmayan Kıta: Avrupa

Bazen bir anlaşma imzalanır ama asıl hikâye o masada kimlerin olmadığında gizlidir.

Bazen bir anlaşma imzalanır ama asıl hikâye o masada kimlerin olmadığında gizlidir.

Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında varılan ateşkes, ilk bakışta gerilimi düşüren bir gelişme gibi görünüyor. Nitekim Ursula von der Leyenbunu “çok ihtiyaç duyulan bir adım” olarak tanımladı. Friedrich Merz ise daha ileri gidip kalıcı barış çağrısı yaptı.

Ama Avrupa’nın kurduğu cümlelerle kuramadığı gerçeklik arasında ciddi bir boşluk var.

Çünkü bu anlaşma, Avrupa için bir başarı hikâyesi değil; bir dışlanmışlık hikâyesi.

Masada yoktu. Süreci yönetmedi. Şartları belirlemedi.

Sadece sonucu karşıladı.

Oysa mesele sadece diplomatik prestij değil. Mesele doğrudan çıkarlar. Özellikle de Hürmüz Boğazı.

Dünya enerji akışının kalbinde yer alan bu dar geçit, Avrupa ekonomisi için hayati önemde. Ama ateşkes anlaşması, bu kritik hattın geleceğine dair net bir güvence sunmuyor. Yani Avrupa, kaderini etkileyen bir konuda yine başkalarının kararlarına bakmak zorunda.

Daha da dikkat çekici olan ise sessizlik.

Donald Trump’ın “medeniyet yok olur” diyerek yaptığı sert ve tehditkâr açıklamalar karşısında Avrupa’dan güçlü bir itiraz gelmedi. Bu sessizlik, diplomatik bir tercih mi yoksa jeopolitik bir çaresizlik mi?

Belki de ikisi birden.

Pedro Sanchez bu suskunluğu bozan nadir isimlerden biri oldu. Ateşkesi memnuniyetle karşıladı ama sert bir uyarı da ekledi: “Dünyayı ateşe verenleri alkışlamayacağız.”

Bu cümle aslında Avrupa’nın iç çelişkisini özetliyor.

Bir yanda barış isteği, diğer yanda bu barışın nasıl ve kim tarafından kurulduğuna dair rahatsızlık.

Ve bir gerçek daha var:

Bu ateşkesin mimarlarından biri Avrupa değil, Pakistan.

Yani Avrupa’nın “arka bahçesi” sayılabilecek bir coğrafyada bile artık oyun kurucu başka aktörler.

Bu tablo bize şunu söylüyor:

Avrupa hâlâ ekonomik bir dev olabilir. Ama jeopolitik olarak aynı ağırlığa sahip mi?

Bugün Orta Doğu’da kurulan masada Avrupa yoksa, yarın o masanın sonuçlarına katlanmak zorunda kalacak.

Ve belki de en kritik soru şu:

Avrupa gerçekten barışı mı destekliyor..!

Yoksa sadece başkalarının kurduğu barışa uyum sağlamaya mı çalışıyor?