Avrupa’nın enerji hattı bir süredir sadece gaz taşımıyor. Gerilim taşıyor, şüphe taşıyor, hatta artık açık açık tehdit taşıyor.
Aleksandar Vucic’in duyurduğu olay bu gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi: Sırbistan ile Macaristan’a gaz taşıyan boru hattının yakınına yerleştirilmiş patlayıcılar… Üstelik öyle küçük bir sabotaj girişimi de değil; fünyeli, hazır iki büyük paket.
Bu, basit bir güvenlik açığı değil.
Bu, enerji hatlarının artık jeopolitik fay hattına dönüştüğünün kanıtı.
Söz konusu hat, BalkanAkım. Yani TürkAkım’ın Avrupa’ya uzanan kolu. Başka bir deyişle, Rusya gazının Balkanlar üzerinden Avrupa’ya sızan damarlarından biri.
Ve o damar artık hedefte.
Viktor Orban’ın apar topar “olağanüstü savunma konseyi” toplaması boşuna değil. Çünkü mesele sadece bir boru hattı değil; bir ülkenin enerji güvenliği, hatta siyasi dengesi.
Zamanlama da dikkat çekici.
Macaristan seçimlere giderken, enerji krizi ihtimali siyasetin merkezine oturmuş durumda. Orban hükümeti uzun süredir Ukrayna’yı enerji hatları üzerinden baskı kurmakla suçluyor. Diğer yanda Druzhba Boru Hattıüzerinden süren gerilim zaten hattı kırılgan hale getirmişti.
Şimdi ise tablo daha karanlık: Faili belirsiz, amacı açıklanmayan bir sabotaj girişimi.
Ve belki de en tehlikeli olan bu.
Çünkü belirsizlik, en hızlı yayılan krizdir.
Sırbistan’ın durumu ise ayrı bir başlık. Sırbistan, Avrupa Birliği’nin dışında ama enerji olarak Rusya’ya derinden bağlı. Ucuz gaz, ekonomik nefes demek. Ama aynı zamanda siyasi bağımlılık demek.
Bu yüzden bir boru hattına bırakılan patlayıcı, sadece fiziksel bir tehdit değil; aynı zamanda politik bir mesaj.
Kime?
İşte kimse onu açıkça söyleyemiyor.
Ama şu gerçek değişmiyor: Enerji altyapıları artık savaş alanı. Tanklar yerine boru hatları, cepheler yerine enerji koridorları hedef alınıyor.
Ve bu yeni savaşta patlayan sadece borular değil.
Güvenin kendisi.

