Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Müttefikler Arasında “Yalan” Krizi

Savaş sadece cephede verilmez. Bazen en sert çatışmalar, müttefiklerin birbirine

Savaş sadece cephede verilmez. Bazen en sert çatışmalar, müttefiklerin birbirine kurduğu cümlelerde yaşanır. Bugün Ukrayna ile Amerika Birleşik Devletleri arasında yükselen gerilim tam olarak böyle bir tabloyu işaret ediyor.

Bir tarafta Volodimir Zelenskiy’nin iddiası var: Washington, savaş sonrası güvenlik garantileri tamamlanmadan önce Kiev’i Donbas’tan vazgeçmeye zorluyor. Yani açıkça söylemek gerekirse, “önce toprak, sonra güvenlik” yaklaşımı.

Diğer tarafta ise Marco Rubio’nun sert çıkışı: “Bu bir yalan.”

Diplomaside bu kadar net bir ifade nadir kullanılır. Çünkü “yalan” kelimesi, sadece bir iddiayı reddetmez; karşı tarafın güvenilirliğini de hedef alır. İşte bu yüzden mesele artık bir politika tartışmasının ötesine geçmiş durumda.

Rubio’nun verdiği mesaj aslında oldukça net: ABD, savaş bitmeden güvenlik garantisi vermeye yanaşmıyor. Gerekçe de klasik—böyle bir adım, Washington’u doğrudan savaşın tarafı haline getirir. Bu, temkinli ama aynı zamanda mesafeli bir strateji.

Ancak Kiev’in bakış açısı farklı. Zelenskiy için mesele yalnızca savaşın sona ermesi değil, nasıl sona ereceği. Eğer bu süreç toprak kaybıyla sonuçlanırsa, bu sadece askeri değil, siyasi bir kırılma anlamına gelir.

Tam da bu noktada Donbas bir bölge olmaktan çıkıyor, bir pazarlık unsuruna dönüşüyor.

Daha dikkat çekici olan ise bu çıkışın zamanlaması. Donald Trump’ın yeniden sertleşen söylemleri, Washington’daki Ukrayna politikasını daha da dalgalı hale getiriyor. Trump’ın “taviz verilmeli” yaklaşımı, Kiev açısından en büyük risklerden birini büyütüyor: desteğin şartlara bağlanması.

Üstelik mesele sadece Ukrayna ile sınırlı değil. İran ekseninde artan gerilim ve ABD’nin kaynaklarını farklı alanlara kaydırma ihtimali, Kiev için bir başka uyarı niteliğinde. Mesaj açık: Ukrayna artık tek öncelik değil.

Ve belki de bütün bu tartışmanın özü burada yatıyor.

Batı’nın Ukrayna’ya verdiği destek, ilk günkü netliğini kaybediyor. Yerini daha hesaplı, daha koşullu ve daha stratejik bir yaklaşım alıyor. Bu da sahadaki savaşı olduğu kadar, masadaki dengeleri de değiştiriyor.

Zelenskiy “baskı var” diyor. Rubio “yalan” diyor.

Ama gerçek şu ki, iki taraf da aslında aynı sorunun etrafında dönüyor: Bu savaş nasıl bitecek ve bedelini kim ödeyecek?

Cevap henüz net değil. Ama kesin olan bir şey var: Müttefikler arasında kurulan bu sert dil, savaşın seyrini en az cephedeki gelişmeler kadar etkileyebilir.