Mersin 68’liler Derneği, Özgür Çocuk Parkında “Kızıldere Anması” konulu basın açıklaması yaptı. 68’lier Derneği üyesi İsmail Hakkı Şimşek, Mahir Çayan ve 9 yoldaşının katledilmesinin 54. yılı olduğunu söyleyerek, “54 yıl önce Kızıldere de Mahirleri katlederek gençliğin, işçi ve emekçilerin, ülkenin onurlu aydınlarının devrimci çıkışını boğmak istediler. Kızıldere devrimci bir dayanışmadır. Mahirler Kızıldere’ye giden yolda Denizlerin idamını engellemek için çıkmıştı. Kızıldere, sadece bir katliamın adı değildir; o kerpiç evde sergilenen duruş, dostluğun, siper yoldaşlığının ve ‘biz’ diyebilmenin en yüksek kürsüsüdür. Mahir Çayan ve arkadaşları, Denizlerin idamını engellemek için kendi hayatlarını ortaya koyarken; sadece bir grup genci kurtarmayı değil, bu ülkenin tam bağımsızlık, barış, demokrasi ve kardeşlik umudunu savunuyorlardı. ON’ları bugün anmak, geçmişte kalmış tarihi bir olayı hatırlamak değil bugünün devrimciliğini tartışmaktır. ON’ların nezdinde bütün 68 devrimciliğinin bize bıraktığı devrimci mesajı ve görkemli tarihi anlamaktır.” dedi.
“Asla teslim olmamanın devrimci mirasını bıraktılar”
Şimşek şöyle devam etti;
“Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik’ diyerek yükselen o ses; bencilliğe karşı dayanışmanın, korkuya karşı cesaretin tarihsel yankısıdır. ON’lar, 68 devrimci hareketinin devrimcileri, bizlere devrimci dayanışmanın, her şart ve koşulda emperyalizme ve faşizme direnebilineceğinin ve asla teslim olmamanın devrimci mirasını bıraktılar. ON’ları Kızıldere’ye götüren, idam sehpasındaki Deniz, Yusuf ve Hüseyin’i kurtarmak için gösterdikleri siper yoldaşlığı, devrimci dayanışmaydı. 12 Mart faşizminin ağır baskı koşullarında gözlerini kırpmadan Denizleri kurtarmak için harekete geçtiler. ON’ların bir köy evinde sarıldıklarında ‘Teslim Olun’ çağrılarına canları pahasına verdikleri direniş cevabı; bizlere yıllardır baskı politikaları ile ülke halklarını, demokrasi güçlerini susturmaya çalışan bugünün iktidarına karşı direnme azmimizin sırrıdır. Bu cevap mücadelemize ışık tutuyor. Mahir Çayan’ın ‘Biz buraya dönmeye değil, ölmeye geldik!’ sözleri faşizme karşı direniş parolasıdır. Kızıldere’den bugüne tüm halk ve emek düşmanlarına karşı aynı kararlılık ile mücadele ediyoruz. Bugün her alandaki hak mücadelelerinde, savaş karşısında, eşitlik, özgürlük ve kardeşlik mücadelesinde, güvencesiz işçi hareketinde, yoksullaştırma politikalarına karşı halkın ‘Geçinemiyoruz’ çığlığında, kadınların durdurulamayan özgürlük mücadelesinde ve en önemlisi gençliğin bitmek tükenmek bilmeyen mücadelesinde Kızıldere’nin yol göstericiliği yatmaktadır. Tarihin defalarca gösterdiği gibi, halkın kendisi için hayatını feda edenleri asla unutmadığını ve hiçbir gücün unutturmaya yetmeyeceğini, Kızıldere’nin 54. yılında siyasal iktidara hatırlatmak istiyoruz.”
“68 kuşağının o “omuz omuza” duruşuna her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var”
“Bu ülkenin yoksul halklarının mücadele tarihine adlarını yazdıran, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Saffet Alp, Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Ahmet Atasoy, Ertan Saruhan, Sabahattin Kurt, Nihat Yılmaz, Mahir Çayan, Türkiye halklarının kalbinde yaşayacak. Bugün Kızıldere’yi anmak, sadece geçmişe bir selam göndermek değildir. Bugün ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik darboğazda, adalete duyulan derin özlemde ve toplumsal ayrışmanın derinleştiği bu iklimde; 68 kuşağının o “omuz omuza” duruşuna her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Mahirlerin, Denizlerin ve İbrahimlerin bıraktığı miras; bugün halkın ekmeğini, özgürlüğünü ve geleceğini savunma kararlılığıdır. Bizler, o günün tanıkları ve bugünün takipçileri olarak; baskılara, yoksulluğa ve her türlü haksızlığa karşı, “tek bir ağaç gibi hür ve bir orman gibi kardeşçe” yaşama idealinden asla vazgeçmeyeceğiz. 68’liler Derneği olarak bir kez daha haykırıyoruz: Kızıldere’de yitirdiğimiz on karanfili; Mahir Çayan’ı, Cihan Alptekin’i, Ömer Ayna’yı, Saffet Alp’i, Sinan Kazım Özüdoğru’yu, Hüdai Arıkan’ı, Ertan Saruhan’ı, Sabahattin Kurt’u, Nihat Yılmaz’ı ve Ahmet Atasoy’u unutmadık, unutturmayacağız! Onların şahsında; bağımsızlık, demokrasi, özgürlük, barış, adalet ve sosyalizm mücadelesinde yitirdiğimiz Denizleri, İboları, Mazlumları, Kemalleri ve tüm değerlerimizin huzurunda bir kez daha söz veriyoruz: Onların düşleri, bizim gerçeğimiz olacak.”

