Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ZAFER SÜNGÜNÜN UCUNDADIR..!

Bu ifadeyi ilk kez çocukluk çağımda, rahmetli babamın -Tuzla Piyade

Bu ifadeyi ilk kez çocukluk çağımda, rahmetli babamın -Tuzla Piyade Okulu- dönem almanağının giriş sayfasında süngü görselinin altında okumuştum.
O zamanlar -süngünün ucundaki zafer- nasıl bir şey diye merak edip anlamaya çalışırdım.

Bugün, 28 Şubat 2026 da karşılıklı füze saldırıları ile başlayan ABD/İsrail-İran savaşı, 20 gün geçtiği halde, İran’ın beklenmeyen direnişi ve havadan füze saldırıları ile sürmesi, ABD ve İsrail’in kayıplarının giderek artması savaşın, pilotlarımızın tabiriyle -it dalaşı-na döndüğünü gösteriyor.
Kabul etmek gerekirse İran çok hazırlıklı olduğu ve beklenmeyen bir askeri kapasiteye sahip olduğunu gösterdi.
Günümüz Dünyasında büyük güçler arasındaki mücadele -masa(diplomasi) ekran( sosyal medya) sahada(askeri ve ekonomik) – sürmektedir.
Başlangıçta nokta atışları ile başta dini lideri Ali Hamaney ve birçok üst düzey İranlı lideri öldüren Trump’ı, İran’ın sahada Hürmüz boğazını kapatmasıyla Trump’ın aleyhine iç ve dış kamuoyunda çok zor duruma düşürdü. Ham (brent) petrol varil fiyatları hızla 100 dolar civarına ulaştı. Başta Türkiye olmak üzere olmak üzere AB ülkeleri bir krizden etkilenmeye ve Trump’dan önce siyasi ve askeri desteği kesmeye başladılar.

BATI VE ASYA GÜÇLERİNİN BİTMEYEN MÜCADELESİ
Bugünkü manzara tarih boyunca Batı ve Asya güçlerinin bitmeyen hegemonya mücadelesinin devamıdır.
İran’ın sahada, Rusya ve Çin’in desteği ile geliştirdiği hipersonik füze ve drone teknolojisi ile Katar’daki ABD üslerini ve uçak gemilerini vurması, Kıbrıs’taki İngiliz üslerine ve ABD gemilerine beklenmedik saldırıları ABD’nin batının askeri kayıplarını artırmaktadır. Sadece ABD değil, İsrail de askeri ve sivil kayıplar yaşamaktadır. İsrail’in anlı şanlı demir kubbesi delik deşik olmuş durumdadır. Öyle ki Başbakan Netanyahu’nun bile artık yaşayıp yaşamadığı sorgulanmaktadır.

ABD’nin AB ve NATO’dan ve hatta Japonya’dan askeri destek talepleri karşılık bulmamaktadır. Trump, şimdide destek vermeyen AB ve NATO ülkelerine tehditler savurmaktadır.
İran’a ilk saldırıdan 20 gün geçtiği halde Trump’ın zafer söylemi artık havadadır.
Trump -saha-da inandırıcılığını tamamen kaybetmek üzeredir.
Bu nedenle TRUMP ve ekibi ile İsrail -ekran- da üstün medya yönlendirme gücü ve yapay zeka görselleri ile psikolojik harekatlara (biz kazandık söylemi) ağırlık vermektedir.

İRAN 2500 YILLIK, ABD 250 YILLIK DEVLET DENEYİMİNE SAHİP

Sahip olduğu teknoloji ile başlangıçta İran’ı küçümseyen ABD bu yıl 4 Temmuz’da 250. kuruluş yıldönümünü kutlayacaktır. Oysa İran MÖ 550 yıllarında kurulmuş ve masada ve sahada diplomatik, askeri deneyim ve birikimi çok yüksektir. İlk etapta Hürmüz boğazından geçişleri sınırlayarak , tüm Dünya’da petrol fiyatlarının artmasını ve petrole dayalı enerji sistemleri ve sanayileri durma noktasına getirerek Trump üzerine baskı yapmalarını sağlamış, Trump üzerinde iç ve dış kamuoyu baskısını artırmış görünmektedir. Burun sonucunda Trump, baş düşman ilan ettiği Çin ile masaya oturmak arabulucu olmasını, istemek zorunda kalmıştır. Akabinde, zamanda ilk füzeleri atan ve Trump’ı İran’a saldırıya mecbur eden İsrail’e, -petrol tesislerine saldırıları durdurun- talimatı verdim noktasına gelmiştir.
Sonuçta, İran’daki rejim değişmek bir yana, kanaatimce rejime halk desteği aramaktadır.
Bu başarısızlıkta Anglo-siyonist küresel lobisini temsil eden, yaptığı açıklamalarla geçmişteki sömürgecilik dönemine övgüler yağdıran 72. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve ekibinin yanlış yönlendirmesinin etkili olduğuna dair emareler vardır. Alaska -2025 ile üst koridorda , Trump; Biden ve AB ülkelerinin kışkırttığı Zelinski’yi frenleyerek 3. Dünya savaşını olasılığını düşüreceği izlemini vermiş. Gazze’de İsrail’i durdurarak Kahire’de barış anlaşması imzalamıştı. Ancak, hemen ardından orta koridorda, 3 Ocak 2926 da seçilmiş Devlet Başkanı Maduro’yu kaçırarak ve Venezüella’nın petrollerinin ABD şirketlerinin denetimine vermiştir. Böylelikle, BM hukukunu yerle bir etmesinde Rubio ve ekibinin etkisi olduğu, Trump dan hemen sonra yapılan basın açıklamasındaki konuşmasında ortaya çıkmıştır.
Son olarak, alt koridorda, İran gibi 2500 yıllık devlet ve diplomasi geleneği olan İran’a saldırarak yönetimini (rejimini değil) değiştirerek petrollerinin denetim altına almak istemiştir. Ancak sahip olduğu askeri teknolojik üstünlüğüne ve nokta suikastlara rağmen bugüne kadar 22 günde siyasi ve askeri hedeflerine ulaşamamıştır. Çünkü İran rejiminin -kurumsallığını ile mozaik (dağınık) askeri savunma doktrinine ve hiper sonik ve drone teknolojisini sistemini ve Hürmüz Boğazını kapatarak tüm dünya kamuoyunu ABD üzerine diplomatik baskı uygulayabileceğini hesap edememiştir.

KESİN (SİYASİ)ZAFER İÇİN KARA HAREKATI GEREKİYOR

Mevcut durumda mücadelenin ağırlığı ekranda karşılıklı yapay zeka propaganda videoları ve medya dezenformasyonları ile sürdürülmeye çalışılmaktadır.
Ancak, askeri stratejistlerin çok iyi bildiği gibi kesin ve istenen zafer kara harekâtı ile mümkündür. -Yani yazımın girişinde değindiğim kesin zafer, piyadenin süngüsünün ucundadır.-
Bu konuda da sahada üstünlük kanımca İran’dadır. Bir milyon Suriye’yi geçerek ezeli düşman İsrail topraklarına girmeye ve Kudüs’te şehit olup cennete gitmeye motive olmuş askeri olduğu söylenmektedir.
Bu durumda Trump’ın ise -Vietnam Sendromu-nu yaşamış ABD halkı nedeniyle rahat değildir. İsrail ise sayıca çok fazla İran ordusu ile sahada baş etmesi -klasik kara savaşı ile -mümkün müdür?
Trump ve Netanyahu gibi içeride sıkışmış, mantıklı ve barışçı zihinsel otobanlara sahip olmayan iki lider için geriye tek çare, insanlığın sonunu getirecek ve medeniyet kırımını yaşatacak silaha başvurmak olabilecektir.
Bunun da sonuçları 2.Dünya savaşında görülmüştür.
Türkiye dahil, tüm Dünya liderlikleri için bu adım adım ilerleyen -savaş ve virüslerle – Dünya nüfusunu düşürmeyi hedefleyen Resetci Anglo -Siyonist projeyi durdurmak için harekete geçme zamanıdır.

Hemen Barış…
Hemen şimdi..!