Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ÇANAKKALE ZAFERİNİN 111’İNCİ YILDÖNÜMÜ KUTLAMALARININ ARDINDAN…

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, 18 Mart Şehitleri Anma Günü
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü dolayısıyla yayınladığı mesajda, milletin en şanlı destanlarından biri olan Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünün büyük bir gurur ve heyecanla idrak edildiğini belirtmiştir.
Çanakkale’yi geçilmez kılan kahramanları rahmet, minnet ve şükranla yad eden Sayın Erdoğan:
“Çanakkale, yalnızca bir savaşın değil, inancın, fedakarlığın, vatan sevgisinin ve millet olma şuurunun, bütün dünyaya ilan edildiği eşsiz bir destandır. Çanakkale’de iman dolu göğüslerin verdiği mücadele, milletimizin hürriyetinden ve bağımsızlığından asla vazgeçmeyeceğinin göstergesi ve tarihi bir dönüm noktası olmuştur.” değerlendirmesinde bulunmuştur.
Anadolu’nun dört bir yanından gelerek vatan toprağını savunmak için cepheye koşan kahramanların, kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla milletçe tek yürek olduğunu ve vatan toprağını canları pahasına savunduğunu hatırlatan Sayın Erdoğan, mesajında şunları kaydetmiştir:
“Ecdadımızın ortaya koyduğu bu büyük direniş, yalnızca vatanımızın değil, dünyanın dört bir yanında zulüm altında yaşayan mazlum milletlerin de kaderini değiştirmiştir.
Çanakkale’de sergilenen kahramanlık, milletimizin kardeşliğinin, dayanışmasının ve ortak kaderinin en güçlü sembollerinden biridir.
Bizler de bugün aynı ruh ve kararlılıkla, Türkiye Yüzyılı hedeflerimize yürürken, ecdadımızın bize bıraktığı bu kutlu mirastan güç alıyoruz.
Çanakkale ruhu, milletimizin birlik ve beraberliğine yönelen her türlü tehdide karşı en büyük ilham kaynağımız olmaya devam edecektir.
Şehitlerimizin emaneti olan bu aziz vatanı, daha güçlü, daha müreffeh ve daha güvenli yarınlara taşımak için var gücümüzle çalışmayı sürdüreceğiz.
Bu düşüncelerle, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere tüm Çanakkale kahramanlarımızı, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle, minnetle ve şükranla anıyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.”
Evet…
18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıldönümü nedeniyle yurt genelinde törenler düzenlenmiştir.
Çanakkale’deki ilk tören Cumhuriyet Meydanı’nda yapılmıştır.
Törene; Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, siyasi partilerin temsilcileri, yabancı ülke temsilcileri, bürokratlar, askerler, muharip gaziler, sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda vatandaş katılmıştır.
Törende TBMM tarafından 1994 yılında 253 bin şehit adına, 3972 sayılı Kanun’la Çanakkale’ye verilen ve üzerinde ‘Çanakkale Geçilmez’ yazan altın madalya, Bakan Güler tarafından Türk bayrağına takılmıştır.
Güler’in altın madalya takmasının ardından öptüğü Türk bayrağı göndere çekilmiştir.
Şehitleri selamlamak adına Çanakkale Boğazı’ndaki TCG Kınalıada tarafından 21 pare top atışı yapılmıştır.
Daha sonra saygı duruşunda bulunulmuş ve Boğaz Komutanlığı Bandosu eşliğinde İstiklal Marşı okunması ile buradaki tören sona ermiştir.
İkinci tören Şehitler Abidesi’nde düzenlenmiştir.
Törene Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu katılmıştır. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, törende yaptığı konuşmada, vatana, bayrağa ve istikbale sahip çıkarken şehit düşen tüm kahramanlara rahmet dileyerek, gazilere sıhhat ve afiyet temennisinde bulunmuştur.
Çanakkele zaferinde olduğu gibi tarihte kazandığımız zaferlerimizi İslam’ın bize kazandırdığı imanımıza borçluyuz.
Malazgirt’ten Büyük Taarruz’a kadar yaptığımız savaşların birincisi bize Anadolu’nun kapılarını açmış, sonuncusu ise Anadolu’yu toplu işgalden kurtarmıştır.
Türk Milletinin kahramanlığı ile İslam’ın aktif emirleri birleşmiş ve zaferlerimiz ortaya çıkmıştır.
Batıdan, güneyden, kuzeyden saldıran işgalciler temizlenmeseydi Anadolu medeniyeti son bulacaktı. Malazgirt’ten Büyük Taarruz’a kadar bütün başarılarımızda Anadolu bir odak noktası olmuştur.
Tuna boylarına, Viyana önlerine sefere çıkan Mehmetçiğin elbisesi Anadolu’da dokunmuş, atının üzengisi Anadolu’da dövülmüş, mehterinin kösü-davulu Anadolu’da örülmüş, inanç ve kültürü Anadolu’da işlenmiş, savaş taktikleri, plan ve programı Anadolu’da hazırlanmıştır.
Anadolu hep vermiştir.
Afrika’dan Avrupa içlerine, Kıbrıs’tan Pakistan’a, Hindistan’a, Libya’ya kadar asker vermiş, silah, cephane, yiyecek vermiş, hiç almamıştır.
Savaş sonrasında Anadolu’da yıkılmış yuvalar, öksüz çocuklar, dul kadınlar, bükük boyunlar kalmıştır. Ülkeyi kalkındırmak için şu anda ekonomik ve iktisadi savaşımız vardır.
Artık zafer için sefere çıkma imkânı yoktur.
Yaşadığımız toprakları yeşertmek, Seyhan ve Ceyhanları, Fırat ve Muratları, kızıl ve yeşil ırmakları zapt etmek, toprağın derinliklerindeki kara altın rezervlerini ak altına dönüştürmek, cephede kazanılan sıcak savaşı cephe gerisinde ekonomik ve iktisadi zaferle tamamlamak tarihi borcumuzdur.
Tatlı göller ve akarsularımızla, Yunanlıların göz diktiği deniz ve adalarımızla dünyanın gıpta edilecek bir ülkesiyiz.
Topraklarımız içinde uzanan 11 bin kilometrelik nehir ve ırmaklarımızla, Karadeniz ve Akdeniz yamaçlarında yüzlerce çay ve derelerimizle, besin, dokuma, maden, selüloz, plastik ve kauçuk sanayinde atılım yapacak imkânlarımız vardır.
Türk Milleti olarak ülkemizi kalkındırmak için iktisadi ve ekonomik yönden bir yerlere gelindiği doğrudur. Ancak gelinen yer, gelebileceğimiz yerin çok gerilerindedir.
İslam çalışmayı emrederken akarsularımız boşa akıyor. Topraklarımız kuru. Şehir ve köylerimiz karanlık. Petrol ve madenlerimiz yeterince değerlendirilmiyor. Denizlerimiz, dağlarımız, göllerimiz, coğrafyamız, tarihi ve stratejik yapımız, nüfus potansiyelimiz her türlü atılımı yapmaya müsaittir.
İslam’ın hamleci ruhu ile tarihte yaptığımız savaşlarımız hep zaferle sonuçlandığı gibi ülkemizi kalkındırmak için iktisadi ve ekonomik savaşımızı da Türklük ve Müslümanlık ruhu ile zaferle sonuçlandırmalıyız.
Milletimiz cephe gerisindeki bu medeniyet savaşını da kazanacak gayret ve inanç potansiyelinde sahiptir.
Çanakkale Zaferinin 111’inci yıl dönümünün ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini Cenabı Allahtan niyaz ederim.
Hoşça kalınız.