Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TIP BAYRAMI NEDİR? İSLAM’IN TIP ALANINA NE GİBİ KATKISI VARDIR?

İstanbul’dan Sayın TUNCER ÖZTÜRK soruyor: SORU: Bizler İstanbul Üniversitesi’nde okuyan
İstanbul’dan Sayın TUNCER ÖZTÜRK soruyor:
SORU: Bizler İstanbul Üniversitesi’nde okuyan öğrencileriz.
Aynı evde kaldığımız Tıp Fakültesi öğrencisi arkadaşımızın kitaplarını da okuyoruz.
Orada bazı İslam bilginlerinin tıp alanındaki buluşlarından söz ediliyor.
Hatta üniversitelerde bazı İslam bilginlerinin kitaplarının ders kitabı olarak okunduğu söyleniyor.
İslam dini hastalıkların tedavisi için ne gibi tavsiyelerde bulunmuştur?
Peygamberimizin sağlıkla ilgili önerileri var mıdır?
İslam’ın Tıp ilmine bakışı nasıldır?
Tıp bayramı nedir? Tıp bayramı ile ilgili bilgi verir misiniz?
CEVAP:
Öncelikle tüm doktorlarımızın, hemşirelerimizin ve tüm sağlık personelinin Tıp bayramlarını kutluyorum.
Tıp Bayramı, 14 Mart’ta Türkiye’de sağlık alanında görev yapan doktorlar ve tüm sağlık çalışanlarının emeklerini anmak ve onurlandırmak için kutlanmıştır.
Osmanlı dönemine kadar uzanan bu gelenek, modern tıbbın ülkemizdeki gelişimiyle birlikte anlam kazanmıştır.
Her yıl 14 Mart’ta, hastaların iyileşmesi ve toplum sağlığı için fedakârca çalışan tüm sağlık emekçilerine teşekkür etmek ve değerlerini hatırlatmak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.
Türkiye’de 14 Mart Tıp Bayramı’nın kökeni, 1827 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nda kurulan Tıbhane-i Âmire ve ardından modern tıbbın gelişimiyle ilgilidir.
14 Mart 1827’de, II. Mahmud döneminde, Hekimbaşı Mustafa Behçet’in önerisiyle ilk cerrahhane, Şehzadebaşı’daki Tulumbacıbaşı Konağı’nda Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adıyla kurulmuştur.
Okulun kuruluş günü olan 14 Mart, “Tıp Bayramı” olarak kutlanmaktadır.
1976’dan beri sadece 14 Mart günü değil, 14 Mart’ı içine alan hafta boyunca kutlama yapılmakta ve bu hafta Tıp Haftası olarak kabul edilmektedir.
14 Mart 1919’da İstanbul’daki Tıp Fakültesi’nde hekimlerin bir araya gelerek mesleklerini ve bilimi kutlamasıyla başlayan gelenek, 1929’dan itibaren resmi olarak “Tıp Bayramı” adıyla kutlanmaya başlamıştır.
Bu tarih hem tıp eğitiminin modernleşmesini hem de sağlık alanında çalışanların toplumdaki önemini simgeler.
Tıp Bayramı, sadece doktorları değil, hemşireleri, sağlık teknikerlerini ve sağlık sisteminde görev yapan tüm emekçileri kapsar.
Bugün, sağlık çalışanlarının toplum sağlığı için yaptığı özverili çalışmaları takdir etme ve teşekkür etme fırsatı sunar ve Türkiye genelinde çeşitli etkinliklerle kutlanır.
Üniversitelerde törenler, sağlık kurumlarında kutlamalar ve çeşitli panel, konferans gibi faaliyetlerle sağlık çalışanlarının önemi vurgulanır. Aynı zamanda halk, sosyal medya ve mesajlarla doktorlara ve sağlık çalışanlarına teşekkürlerini iletir.
Peygamberimiz hastalıkların tedavisine büyük önem vermiştir.
Peygamberimiz hastalandığı zaman tedavi olmuş ve ashabına da hastalandıkları zaman tedavi olmalarını emretmiştir.
Peygamberimizin tedavi konusundaki sözleri Tıbbu’n-Nebevî adıyla hadis ilminin alt kategorisini teşkil eden bir bilim dalı haline gelmiştir.
Tedavinin insanların fıtrî bir ihtiyacı ve dinin de teşvik ettiği bir husus olması sebebiyle Müslümanlar erken zamanda tıp konusuna önem vermişlerdir.
Peygamberimizin vefatından yüz yıl sonra her tarafta hastaneler kurulmaya, tıp medreseleri açılmaya başlanmıştır.
Milâdî onuncu asra gelindiğinde Bağdat’ta kişi başına düşen hekim sayısı neredeyse Türkiye’nin iki binli yıllarda kişi başına düşen hekim sayısına eşit gibiydi.
İslamiyet tıp konusunda genel kaideler ve temel esaslar getirmiştir.
Er-Razi, ibni Abbas, İbn-i Cezzar, Ali bin İsa gibi ünlü bilginler, tıp bilginleri yetiştirmiştir.
Eski Sümerler, Mısırlılar, Yunanlılar ve Romalılar tarafından geliştirilen Tıp ilmi, Müslüman bilginler tarafından en üst noktaya getirilmiştir.
Tıp konusunda TEMİZLİK temel kaide olarak ortaya konmuştur.
Profesör jacgues Risier’in belirttiğine göre Müslüman doktorlar 622-661 tarihleri arasında yaralara pansuman yapmayı, dağlamayı, kan almayı biliyorlardı.
Tarihte ilk dispanserleri, ilk eczaneleri açanlar Müslümanlar olmuş, bugünkü modern tıbbın temellerini Müslümanlar atmışlardır.
Çiçek ve kızamık hastalıklarına karşı İslam doktorlarının yaptıkları tedavi şekline günümüzde herhangi bir ekleme yapılmamaktadır.
Ameliyatlarda uyutma yöntemi ilk defa Müslüman doktorlar tarafından ortaya konmuştur.
Mafsal Romatizması, böbrek taşları, çocuk hastalıktan, kalp hastalıkları ile ilgili el-Razi’nin ortaya koyduğu görüşler Avrupalıların üniversitelerinde okutulmuştur.
Hayvan kursağının cerrahi dikiş maddesi olarak kullanılması yine onun buluşudur.
Avrupa’da” Doktorların kralı” olarak anılan İbn-i Sina’nın uyuşturucu ilaç kullanma, şeker hastalarını idrar yolu ile keşfetme, Al ve Akyuvarlar, Şarbon hastalığı ile İlgili buluşları on yedinci yüzyıla kadar Avrupa Üniversitelerinde ders olarak anlatılmıştır.
İbn-i Sina’nın yazdığı “Kanun-u fi’t-tıp” isimli eseri ders kitabı olarak okutulmuştur.
Ebul- Kasım’ın kadın hastalıkları üzerindeki çalışmaları, cerrahi alanındaki buluşları, ameliyattaki dikiş usulleri bugün aynen devam etmektedir.
İbn-i Zuhr’un akciğer ameliyatları, İbn-i Rüşd’ün zehirli ve ateşli hastalıklar, îbn’ül- Cezzar’ın iç hastalıklar, Ali bin İsa’nın göz alanındaki buluşları Batılı tıp bilginlerine örnek olmuştur.
Geçmiş dönemlerde yapılanlarla övünmek yeterli değildir.
Bugün Tıp alanında pek çok buluşlar yapılmaktadır.
Müslüman Türk doktorlarına düşen görevlerin olduğuna inanıyoruz.
Mektubunuzda belirttiğiniz gibi Tıp alanında şu anda Avrupalılardan geride kalışımızın nedenini İslam’da aramak yanlıştır.
Kur’an-ı Kerim sadece bir Tıp kitabı değildir.
Müslüman doktorların Kur’an ve Hadislerde işaret edilen hususlardan hareketle yeni buluşlar yapması en büyük temennimizdir.
Hoşça kalınız.
Sorularınız için: ( gazimert333@gmail.com )