Toplumlar, cinsiyetler üzerine belirli kalıplar ve sorumluluklar yüklemiştir. Erkeklerin gücü istediğini yapmakta özgür bireyler olarak görülürken, kadınlar çoğu zaman belirlenmiş sınırlar içinde yaşaması gereken bireyler olarak görülür.
Toplum yaşamı boyunca kadınlar çizilen bu sınırları kabul etmeyip, bu kalıpları yıkmak için üstün çaba sarf etmişlerdir.
Asla pes etmeden eşitlik ve özgür şekilde yaşayabilmek için tarih boyunca uğraşmak zorunda kalmışlardır.
Günümüz toplumunda ise artan kadın şiddetleri, ötekileştirme çabaları hala sürmektedir.
Kadın olmak zor, ancak bu çabaların amacı erkekleri saf dışı etmek değildir.
Bütün olumsuzluklara rağmen eşitlik ve huzur dolu bir yaşamdan vazgeçmemektir.
Kadınlar değer gördükleri her yerde çiçek açan, merhamet duygusuna fazlasıyla sahip;
aynı zamanda her zaman minnet duyacağımız birer örnektir.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün söylemiş olduğu gibi:
“Kadınları geride bırakan toplumlar, geride kalmaya mahkumdur.”
Hayatlarını zorlaştırmak yerine, gerçekten eşitliğin olduğu;
kalıplara sığdırılmadan yaşanabilen bir toplum hedeflenmelidir.
Sayısı her geçen gün artan kadın şiddetlerinin son bulmasını ve güven içinde yaşamanın mümkün olmasını diliyorum.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutlarken, bizler için yorulmak bilmeyen annelerimize de çok teşekkür ederim.
Güçlü toplum;
iyi yetiştirilmiş bireyler ile güzel annelerle yarınlara ulaşılabilir.
Bunun için kalıplara sığdırılmadan, gerçekten eşitiliğin olduğu şekilde yaşayalım.
Her şeye rağmen pes etmeyen güçlü, her daim dik duran kadınlarımıza teşekkürü borç bilir;
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlarım.
Dilerim ki her zaman çiçek açan gülümseyen hayat dolu kadınlarımız olur.
Sevgilerle…

