Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

KUR’AN-I KERİMDE GEÇEN MUCİZELER NELERDİR?

Ankara’dan Sayın Abdullah YÜCE, Sayın İsmet GÜZEL, Bayan Şaziye BAHAR
Ankara’dan Sayın Abdullah YÜCE, Sayın İsmet GÜZEL, Bayan Şaziye BAHAR soruyor:
SORU:
Bizler bir tekstil atölyesinde birlikte çalışmaktayız. İnternet sitenizde yayınlanan ‘’Kur’an-ı Kerimde Matematiksel mucizeler.’’ İle ilgili cevabı okuyunca bizim de aklımıza Kur’anda başka mucizeler olup olmadığı sorusu geldi.
Kur’anda başka mucizeler var mıdır?
Ramazan ayı içinde bu sorumuzun cevabını yayınlar mısınız?
CEVAP:
Kur’an-ı Kerim ‘de anlamını sonradan kavrayabildiğimiz pek çok ayet vardır.
Bazı ayetler ise halen sırrını korumakta, mânâsı hakkında çeşitli tahminler bulunulsa da tam olarak anlamı bilinmemektedir.
Bu ayetler sosyal hayat ve kültürel gelişmeler sonucunda veya bilim ve teknolojideki ilerlemeler ışığında anlam kazanmış ve bize Kur’an-ı Kerim’in azametini göstermiştir.
Bu ayetlerden bazıları şunlardır:
1 – Kâinatın Başlangıcı:
Embiya suresinin 30. ayetinde Cenabu Allah kâinatın başlangıcı ile ilgili şöyle buyuruyor:
‘’ İnkâr edenler, göklerle yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı görüp düşünmediler mi? Yine de inanmazlar mı? ‘’
1929 yılında ortaya atılan ve bugün bile bilim insanları tarafından kabul edilen ‘’ Büyük Patlama (Big Bang ) teorisi, Genel Görelilik Teorisi ve Uzay-Zamanın Tekilliği Teoremleri kozmik zamanın başlangıcında bir tekilliğin varlığını zorunlu kılmıştır.
Kâinatın yaratılışı, tam olarak bilemediğimiz için boyutsuz ve sonsuz yoğunluklu kabul ettiğimiz bir tekillikten başlatılmıştır.
Biraz daha detaylı ifade edersek kâinat hiçbir atom veya atomdan küçük parçacık henüz oluşmamışken, sonsuz yoğunlukta ama boyutsuz bir tekillikten yani bitişik bir halden oluşmaya başlamış, 3 saniye içinde bir toz bulutu haline gelmiş ve ilk atomların oluşmasıyla birbirinden ayrılarak ve giderek genişleyerek 13,8 milyar yılda bugün 94 milyar ışık yılı genişliğe ulaşmıştır.
2 – Kâinatın Genişlemesi:
Zâriyât Suresinin 47.ayetinde Kâinatın Genişlemesi ile ilgili Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor:
‘’ Göğü kendi ellerimizle biz kurduk ve biz (onu) elbette genişleticiyiz.’’
1929 yılında Edwin Hubble tarafından yapılan gözlemler sonucunda, kâinatta istisnasız her yöndeki uzak gök cisimlerinin Dünya’dan ve birbirinden uzaklaştığı ve Dünya’ya olan mesafe arttıkça uzaklaşma hızının arttığı tespit edilmiştir.
Kâinatımız şimdilik ne olduğunu anlayamadığımız ve bu yüzden “Karanlık Enerji “adını verdiğimiz yoğun bir etki sebebiyle şu an genişleme hızını giderek artırarak genişlemektedir.
3 – Kâinatın Yoktan Yaratılması:
En’am Suresinin 101’inci Ayetinde Kâinatın Yoktan Yaratılması ile ilgili Cenab-i Allah şöyle buyuruyor:
‘’ O, göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. O’nun eşi olmadığı halde nasıl çocuğu olabilir! Her şeyi O yaratmıştır ve her şeyi hakkıyla bilen O’dur.’’
Bilim insanları tarafından kabul edilen Büyük Patlama ( big bang ) teorisine göre kâinat başlangıçta bir tekillikten ibaretti.
Başka bir ifade ile izah etmek gerekirse başlangıçta atomlar bile yokken, sadece atomu oluşturan atom altı parçacıklar mevcutken hatta bu parçacıklar şu an bilemediğimiz için tarif edemediğimiz bir şekilde birlikte (tekil) bir form halindeyken bugün 2 trilyon galaksi ve her birinde ortalama 200 milyar yıldız ve gezegenin olduğu bir kâinat haline gelmiştir.
Dünyamız içinde sayısız çeşitlilikte ve güzellikte mikroplar, bitkiler, hayvanlar ve insanlar bulunmaktadır.
Bilimsel olarak ispatlandığı üzere de tüm bunların hepsi başlangıçta yok iken bugün muazzam bir çeşitliliğe ulaşmıştır.
4 – Kâinattaki Yörüngeler:
Zariyat Suresinin 7 – 8 – 9. Ayetlerinde, Embiya Suresinin 33. aAyetinde ve Yasin Suresinin 38. Ayetinde Kainattaki Yörüngeler ile ilgili Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor:
‘’ İçinde yörüngeleri olan göğe andolsun ki siz çelişkili sözler söylüyorsunuz. Ondan (Kur’an’dan veya imandan) dönen döndürülür (engellenmez). ‘’ Zariyat Suresi, 7-8-9. Ayetler
‘’ O, geceyi, gündüzü, güneşi, ayı… yaratandır. Her biri bir yörüngede yüzmektedirler.’’ Enbiya Suresi, 33. Ayet
‘’ Güneş, kendisi için belirlenen yerde akar (döner). İşte bu, azîz ve alîm olan Allah’ın takdiridir.’’
Yasin Suresi, 38. Ayet
Bilimsel çalışmalar ve gözlemler ilerledikçe Dünya’nın kâinatın merkezi olduğu görüşünden Güneş’in evrenin merkezi olduğu görüşüne geçilmişti.
1615 yılında Galileo Dünya’nın durmadığını, Ay ile birlikte bir yörüngede hareket ettiğini savunduğunda İncil’i tekrar yorumlamaya çalışmaktan mahkûm edilmiştir.
Galileo ile birlikte Kopernik ve Kepler’de aslında bir yıldız olan Güneş’in ve diğer tüm yıldızların hareketsiz olduğunu, gezegenlerin ise bu yıldızların etrafında döndüğünü savunmuştur.
Güneş’in hareketsiz bir şekilde aslında evrenin merkezi olmadığı ancak 1727’de James Bradley’in gözlemleri ile başlayan tartışmalar sonucunda 19. yüzyılda netlik kazanmıştır.
Bugün geldiğimiz noktada artık biliyoruz ki Ay, Dünya ve Güneş’in her biri kendi yörüngesinde yüzmektedir.
5 – Ayın Yörüngesi:
Yasin Suresinin 39.ayetinde Ayın Yörüngesi ile ilgili Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor:
‘’ Ay için de birtakım menziller (yörüngeler) tayin ettik. Nihayet o, eğri hurma dalı gibi (hilâl) olur da geri döner.’’
Bilim adamlarının tespitlerine göre kainatta dört temel kuvvet vardır. Bunlardan en zayıfı olan kütle çekimi kaba tarifiyle nesnelerin birbirlerine uyguladıkları bir çekme kuvvetidir. Örneğin yerçekimi dediğimiz ve dünyamızdaki yaşamın devamlılığı için vazgeçilmez olan kuvvette aslında kütle çekimi kuvvetidir.
Samanyolu Galaksisi içindeki Güneş, Güneşin etrafında dolaşan Dünya ve Dünyanın etrafında kendi yörüngesinde ilerleyen Ay’da bu kütle çekimi sayesinde sağa sola savrulmayıp belli bir düzen içinde gider.
Kütle çekimi sadece belli bir büyüklüğün üzerindeki cisimlerde görülüyor ve kütle çekimi etkisine kapılan diğer cismi etrafında eliptik yörüngeler çizmesine sebep oluyor.
İşte bu eliptik yörünge en yalın ifadesiyle eğik bir hurma dalı gibidir, cisimler yörüngede sürekli dolaşmaktadır.
6 – Kutuplardan Basıklama:
Ra’d Suresinin 41. Ayetinde Kutuplardan Basıklama ile ilgili Cenab-ı Allah şöyle buyuruyor:
‘’ Bizim, yeryüzüne gelip, onu uçlarından eksilttiğimizi görmediler mi? Allah (dilediği gibi) hükmeder, O’nun hükmünü bozacak kimse yoktur. Ve O hesabı çabuk görendir.’’
Uzaydan çekilen görüntülerde veya bize öğretilen bilgiler Dünya’nın yuvarlak olduğu yönünde olabilir fakat aslında doğrusu Dünya’nın alt ve üst uçlarından basık olduğudur.
Küreye benzeyen Dünya’mızın ekvator yarıçapı 6378 km iken kutuplarda ki yarıçapı 6357 km’dir yani Dünya’mız kutuplardan 21 km daha basıktır ve bu şekle Geoit denir.
Bu basıklığın sebebi Dünya’nın oluşumu esnasında dönme etkisinden kaynaklanan merkezkaç kuvvetidir. Dönme etkisiyle oluşan hız ekvator çizgisinde 1670 km iken kutuplara gidildikçe azalır bu sebeple ekvator çevresi şişkin, kutuplar basıktır.
Hoşça kalınız.
Sorularınız için ( gazimert333@gmail.com )