Bursa’dan sayın EMİN AKDOĞAN soruyor:
SORU:
Mevlid; Dini hayatımızın adeta bir parçası olmuştur.
Ramazan ayında veya Anadolu’da ölen kişilerin arkasından mutlaka mevlid okunuyor.
Başka bir deyişle ölen kişinin ailesi mutlaka mevlid okutuyor.
Bazı kimseler ise Mevlid’in bidat olduğunu söylüyor.
Ben Mevlid’in tarihçesini öğrenmek istiyorum.
Mevlid yazarı kimdir? Mevlid ne zamandan beri okutulmaktadır?
Mevlid Kandili ne zaman yapılmaya başlanmıştır?
CEVAP:
Mevlid’i yazarı Süleyman Çelebidir.
Kaynaklarda Mevlid’in yazarı Süleyman Çelebi’nin doğum târihine dâir bir kayda tesâdüf edilmemektedir.
Ancak, Süleymân Çelebi’nin Mevlid’i 60 yaşında yazdığı ve eserin 1409 senesinde bittiği, en eski olarak bilinen nüshasında mevcut bir beyte istinâd etmektedir.
1422 senesinde vefât ettiği bilindiğine göre, onun 1351 senesinde doğduğu neticesi çıkmaktadır.
Sultan Birinci Murâd Hanın vezîrlerinden Ahmed Paşa’nın oğlu, Şeyh Mahmûd Efendi’nin torunudur.
Süleymân Çelebi, Bursa’da asrının ileri gelen âlimlerinden ilim tahsîl etmiştir. Büyük bir âlim olarak, Sultan Yıldırım Bâyezîd zamânında Dîvân-ı hümâyûn imâmı, sonra da Bursa’da onun inşâ ve ihyâ ettiği câminin imâmı olmuştur.
Eldeki bilgilere göre yapılan tahminler, Süleyman Çelebi’nin 1351-1364 arasında doğmuş olduğunu gösteriyor.
Tek eseri, Mevlid adı ile bilinen “Vesiletün Necat”dır. Fakat, nazmı bu kadar ustalıkla kullanmasını bilen bir insanın, başka eser yazmadığını düşünmek oldukça güçtür.
Belki, Timur’un ordusu Bursa’ya girdiği zaman, yakılıp yıkılanlar arasında Süleyman Çelebi’nin diğer eserleri de yok olmuştur.
Süleyman Çelebi’nin iyi bir eğitim gördüğü ve geniş bir bilgisi olduğu
Emir Buhari’den çok şeyler öğrendiği anlaşılıyor.
Mevlid’in yazılmasına sebep diye gösterilen bir olay vardır:
Süleyman Çelebi, imamlığını yaptığı Ulu Cami’de, İran’dan gelen bir müderrisin vaazını dinlemiş. Bu müderris vaazında, dinler arasında da bir fark olmadığını, bütün kitaplı dinlerin hak din, bütün peygamberlerin hak peygamber olduklarını anlatmış.
Süleyman Çelebi, hayranı olduğu Hz. Peygamber’in öteki peygamberler safhında değerlendirilmesine son derecede üzülmüş ve sevgili Peygamber’ine karşı duyduklarını, manzum olarak yazmaya başlamış…
İşte bu sonsuz aşktır ki, Mevlid adı ile bilinen “Vesiletün Necat”ı ortaya çıkarmış….
Altı yüz yıldır, bütün İslâm dünyasının her dinî günde, doğumda, ölümde, bayramda okuduğu bu lirik eserin, bugün okunan biçimi ile, Süleyman Çelebi’nin yazdığı biçimin aynı olduğu söylenemez.
Zamanla bazı mısralarda kelimeler, bazen da mısralar değiştirilmiş, Türk halkının duygu ve düşünce kalıbı içinde yeniden oluşturulmuştur.
Süleyman Çelebi’den sonra birçok şairler ve büyük şairler birer mevlid yazdılarsa da hiçbiri Süleyman Çelebi’nin eriştiği noktaya erişememiştir.
Çok kolay yazılmış gibi göründüğü halde, taklidi son derece de güçtür. Bu yüzden taklitleri tutmamış, halk yazılanların hiçbirini benimsememiştir. Oysa yazılan Mevlidlerin arasında, çok sanatkârane olanları vardır.
On üçüncü ve on dördüncü asırlarda Anadolu’da dini edebiyat büyük gelişme göstermişti.
On beşinci asırda Anadolu’da görülen kültür ve edebiyatın gelişmesi Osmanlı hanedanının mensuplarının yaşadığı alanlarda görülmeye başlamıştır.
İkinci Murat, Fatih Sultan Mehmet, İkinci Beyazıt, Cem Sultan pek çok şiir yazmış Yıldırım Beyazıt’ın oğlu emir Süleyman da şairleri himaye etmiştir.
Bu arada kıymetli eserler ortaya çıkmıştır.
Mevlid; O dönemde yaşayan Süleyman Çelebi’nin yazdığı “Vesîletü’n-necat” isimli eseridir.
Süleyman Çelebi’nin hayatı hakkında fazla bilgi olmamakla birlikte Birinci Murat devri vezirlerinden Ahmet Paşanın oğlu olduğu söylenmektedir.
Yıldırım Beyazıt zamanında divan-ı hümayunda imamlık yaptığı bilinmektedir.
Mezarının nerede olduğu pek bilinmemekle birlikte Bursa Çekirge yolu üzerinde bulunduğu İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nde öğrencilik yıllarımda İslami Türk Edebiyatı öğretim üyemiz merhum hocam Necla Pekolcay’ın tutturduğu ders notlarından anlaşılmaktadır.
Dr. Necla Pekolcay hocamızın anlattıklarından hatırımda kaldığı kadarıyla Süleyman Çelebinin yazdığı Mevlit’inin İstanbul Kütüphanelerinde tespit edilebilen nüshalarının sayısı 51 adettir.
Sayın hocamız yaptığı araştırmada İstanbul Kütüphanelerinde 30 çeşit ve 100 nüsha Türkçe Mevlid tespit etmişti.
Bunlardan 48 tanesinin diğer şahıslara ait olduğunu belirtmişti.
Yine aynı araştırmasında İstanbul Kütüphanelerinde 71 nüsha Arapça, 55 adet farsça, 3 adet Arnavutça, 1 adet Kürtçe, 1 adet Rumca olmak üzere 81 adet mevlid metni tespit etmişti.
Herkesçe ve Boşnakça mevlit metinlerinin varlığından da bahsetmişti.
Merhum Necla Pekolcay hocamı buradan hayırla yâd ediyorum.
Mevlid; Peygamberimizin doğum yıldönümü kutlama merasimlerine özel ad olmuştur.
Mevlid merasimlerinin yapılması için 1231 yılında İbn Dıhye isimli bir din bilgini “kitabut-tenvir fi Mevlidi’s-siracii-münir.” isimli eseri yazarak Erbil Emiri Muzafferüddin Gökbörü’ye sunmuştur.
İlk Mevlid merasimini kutlayan Muzafferüddin Gökbörü olmuştur.
Mevlid merasimleri bütün İslam aleminde kutlana gelmiştir.
Sultanahmet, Ayasofya, Süleymaniye, Hamidiye gibi selatin camilerde “Mevlid alayı” adıyla geniş kapsamlı kutlamalar 100′lerce yıl devam etmiştir.
Mevlid kandili de üçüncü Muradın emriyle umumî bayram günü ilan edilmiştir.
Hoşça kalınız
sorularınız için ( gazimert333@gmail.com )

