Avrupa, tarihinin belki de en kritik güvenlik sınavlarından birini veriyor. Ukrayna’daki savaş üçüncü yılına yaklaşırken cephe hattı yalnızca Donbas’ta değil; Brüksel’de, Budapeşte’de ve Vilnius’ta da uzanıyor. Bu kez tartışmanın merkezinde ise Litvanya Başbakanı Olga Ruginiene ile Macaristan Başbakanı Viktor Orban arasındaki sert polemik var.
Ruginiene’nin “saçmalık” diyerek reddettiği iddia, Orban’ın Ukrayna’nın Rus petrolünün Macaristan’a ulaşmasını bilinçli şekilde engellediği yönündeki çıkışıydı. Ancak mesele bir boru hattından çok daha büyük.
Druzhba hattı ve siyasi kozlar
Hasar gören Druzhba petrol boru hattı üzerinden yaşanan kriz, teknik bir altyapı sorunu gibi görünse de siyasi bir pazarlığa dönüştü. Budapeşte, Ukrayna’dan hattı hızla onarmasını talep ederken aynı zamanda Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik 20’nci yaptırım paketini bloke ediyor. Dahası, Brüksel’in Kiev’e sağlamayı planladığı 90 milyar euroluk kredi paketini de veto gücüyle geciktiriyor.
Yani enerji akışı, yaptırım siyasetiyle iç içe geçmiş durumda.
Avrupa tek ses mi?
Ruginiene’nin asıl itirazı, Orban’ın söyleminden ziyade zamanlamasına. “Avrupa güvenliği için mücadele edilen bir dönemde bu tür açıklamalar kabul edilemez” derken, aslında AB içindeki kırılganlığa işaret ediyor.
Rusya’nın füze ve İHA saldırıları Ukrayna’da milyonlarca insanı kış ortasında elektriksiz ve susuz bırakırken, Brüksel’de yaptırımların gecikmesi Avrupa’nın caydırıcılık iddiasını zedeliyor. Kremlin’in saldırganlığı karşısında “tek ses” olunması gerektiğini savunan Litvanya, sınır ülkesi olmanın verdiği tarihsel hafızayla konuşuyor.
Tarihin gölgesi
Litvanya’nın Sovyet geçmişi, bugünkü reflekslerini şekillendiriyor. Ruginiene’nin “Rusya toprağınıza geldiğinde ne hissettiğinizi biliyoruz” sözleri retorik değil; kolektif hafızanın dışa vurumu.
Vilnius yönetimi yalnızca Ukrayna’daki savaşı değil, kendi hava sahasına giren Belarus kaynaklı balonları, hibrit tehditleri ve siber baskıları da güvenlik denklemine dahil ediyor. Onlara göre savaş çoktan sınırlarına dayanmış durumda.
Orban ne düşünüyor?
Orban ise daha farklı bir denklem kuruyor. Enerji güvenliği ve ekonomik istikrarı önceleyen Budapeşte, yaptırımların Macaristan’a zarar verdiğini savunuyor. “Savaş Macaristan’a gelmeyecek” yaklaşımı, bir anlamda coğrafi mesafe ve pragmatik hesaplara dayanıyor.
Ancak Ruginiene’ye göre bu bir yanılsama. Çünkü Rusya’nın hedef seçerken coğrafi sınır gözetmediğini, güç boşluğu gördüğü yere ilerlediğini savunuyor.
Asıl soru: Birlik mi, veto mu?
Avrupa Birliği’nin yapısal sorunu burada ortaya çıkıyor: Oy birliği gerektiren dış politika kararları, tek bir başkentin vetosuna takılabiliyor. Bu durum, 27 üyeli blokun kriz anlarında ne kadar hızlı ve kararlı hareket edebileceği sorusunu yeniden gündeme getiriyor.
Macaristan ve Slovakya’nın Rus petrolüne yönelik yaptırımlarda muafiyet almış olmalarına rağmen Budapeşte’nin yeni paketi bloke etmesi, Brüksel’de sabırları zorluyor.
Avrupa’nın sınavı
Bu kriz, bir boru hattının onarımından ibaret değil. Avrupa’nın kendi içinde nasıl bir siyasi dayanışma modeli kuracağına dair bir sınav.
Enerji bağımlılığı mı belirleyici olacak?
Yoksa güvenlik dayanışması mı?
Veto hakkı stratejik silaha mı dönüşecek?
Litvanya’nın öfkesi, sadece bir diplomatik tepki değil; sınırda yaşayan bir ülkenin alarm zili. Macaristan’ın tavrı ise AB içinde farklı güvenlik algılarının ne kadar derin olduğunu gösteriyor.
Sonuçta Avrupa’nın en zayıf halkası cephede değil; karar alma mekanizmasında olabilir. Eğer Birlik, Rusya karşısında ortak bir strateji geliştiremezse, Druzhba hattındaki çatlak yalnızca boru hattında kalmayacak-siyasi zemine de yayılacak.

