4 Temmuz 2026, ABD’nin İngiltere’den bağımsızlığını kazanmasının 250. yıldönümüdür.
Ancak- Çok Kutuplu Dünya- tezini savunan Putin ile Alaska 2025 de anlaşan MAGA (Make America Grate Again-Amerikan Yurtseverlik) hareketinin lideri Trump’ın, 3 Ocak 2026 tarihinde egemen Venezüella devletine beklenmeyen saldırısı ve ardından Küba ve diğer devletlere tehditleri ve Grönland israrı kafaları yeniden karıştırdı.
ALASKA 2025 DE NASIL ANLAŞTILAR?
Geçtiğimiz yılın 15 Ağustos 2025 tarihinde Alaska’ın Anchorage kenti yakınlarındaki bir askeri Üs’de bir araya gelen Trump ve Putin öncelikle üçüncü Dünya savaşını önleyecek adımlarda anlaştıklarını duyurdular. Görüşme ve Anlaşma ayrıntıları tam açıklanmasa da Trump, bu anlaşmanın gelecekte -çok önemli tarihi bir anlaşma- olarak tarihe geçeğini duyurdu.
Daha sonra Trump ve Putin’in bölgesel hegemonya alanlarında anlaşarak, birbirlerine müdahale etmeme kararında mutabık kaldıkları yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Trump, önce Zelenski’yi Beyaz Saray’da Dünyanın gözü önünde fırça çekerek ona desteğini kestiğini ifade ederek, Putin’le önce ateşkese , sonra barış anlaşmasına zorladı. Daha sonra 10 Ekim 2025 saat 12:00 den geçerli olmak üzere bir ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından, Gazze’de 13 Ekim 2025 tarihinde Mısır’da bir barış zirvesi düzenleyerek, kalıcı barışa yönelik adımlar atıldığı adımlar atıldı.
Putin’in de, Suriye’de Beşar Esat rejiminin yıkılması, Colani’nin ve Gazze’ye yönelik tüm adımlarına sessiz kaldığı görüldü.
13 Ekim 2025 de Mısır’da yapılan zirveden sonra, Ekim 2023 tarihinde -Cihadist Katliamcı Hamas- ın tartışmalı ve şüpheyle bakılan saldırıları bahane edilerek, İsrail’in orantısız güç kullanarak toplam 71.679 Filistinli, kadın erkek, çoluk çocuk ölümüne neden olan -Siyonist Soykırımcı İsrail – saldırıları nihayet kalıcı olarak durduruldu.
Trump Akabinde , Gazze’de barış planı üzerinde orta Doğu Özel temsilcisi Witkoff’u görevlendirerek 22 maddelik bir Gazze barış planı üzerinde çalıştıklarını Dünya’ya duyurdu.
Ancak, Filistinlilerin içinde olmayacakları bir barış planına, Dünya’dan tepkiler yükselince, Filistinlilerinde içinde olduğu bir komisyon marifetiyle barışın hayata geçirilip bölgenin -yeniden imar edilerek bir merkez – olarak canlandırılacağını ifade edilmeye başlandı.( Bu şaşırtıcı ve ortadoğuda yeni bakış açısı ve projelerin alt yapısını oluşturan durumu başka bir yazı konusudur).
MEDENİYET KIRIMI MI?
YENİ BİR MEDENİYET İNŞAASI MI?
Sosyolojik olarak tüm toplumsal hareketler; önce toplumsal bir beklentiden doğarlar, sonra muhalefet olurlar; sonra rıza üretirler, iktidar olurlar; iktidara gelirler güç tahkimatı yaparlar, muktedir olurlar; en sonunda da kendini aşarlar ve -yeni bir medeniyet – üretirler.
Kanaatimce, MAGA Hareketi halen iktidar olma aşamasına (4. Aşama ) geçti. Ancak Trump’ın -Venezualla saldırısı ve seçilmiş egemen bir devlet başkanını kaçırma ve -Grönland’ı ilhak etme baskı ve israrı- ile Trump’ın muktedir olma yolunda ilerlediğini söyleyebiliriz.
Ancak Trump, 52 milyon insanın öldüğü ikinci Dünya savaşı sonrası, savaşın yıkımından güç bela çıkmış Avrupa ülkelerinin öncülüğünde kurulan Birleşmiş Milletler (BM) barış hukukuna dayanan -bugünkü medeniyetinin kırımı- pahasına yapmak istediği izlenimini vermektedir.. Bunu 3 Ocak 2026 da egemen ülke Venezuella’nın seçilmiş Devlet Başkanı Maduro’yu. BM hukukuna aykırı bir şekilde, yine BM nin merkezi New York’a (NY) kaçırmış. Ardından, NY da yargılayarak mevcut -BM medeniyetini- tanımadığını göstermiştir. Ardıdan tüm dünyaya meydan okuyarak; -benim ahlak anlayışım her şeyin üstündedir-ifadesi ile mevcut BM medeniyetini kırıma uğratmıştır. Peki, Trump bundan sonra -nasıl bir medeniyet getirecek – sorusuyla karşı karşıyayız.
“Gücü yeten yetene” ortaçağ anlayışı ile kaos içeren yeni bir medeniyet mi, yoksa birinci dünya savaşı sonrası Roosevelt’in yaptığı gibi, ABD orta sınıfını ve tüm insanlığı barışa ve refaha götürecek yeni bir medeniyet anlayışına mı öncülük edecek?
AVRUPAYA RAĞMEN YENİ BİR MEDENİYET İNŞAASI MÜMKÜN MÜ?
Trump, Venezuella’dan sonra, Grönland’ı hedefe koyması, tüm Dünya’da ve özellikle Avrupa’da hem şaşkınlık, hem kaygı, hem de haklı tepkiler yarattı. Başta Danimarka olmak üzere, yaşlı Avrupa’nın sembolik de olsa askeri gücüyle bu plana karşı koyacağını duyurdu.
Tüm bu gelişmeler, Trump‘ın temsil ettiği MAGA hareketinin geleceğinin kendi içinde henüz kıta ölçeğinde tartışılmadığını ve -yeni bir medeniyet – inşaasına hazırlıklı olmadığını göstermektedir.
MAGA hareketi içinde küreselci ekibin başını çeken Dışişleri Bakanı Rubio’nun son Venezuela saldırısında çok etkili olduğunu, saldırı sonrası söz alarak Trump’ı abartıyla öven konuşmasıyla ortaya koymuştur .
Küreselci ve resetci Rubio ve ekibinin, Venezuela saldırısına bakış açısıyla, Trump‘ın yeni ve çağdaş Dünya tarafından kabul edilebilecek bir liderlikle -yeni bir medeniyet anlayışı-nın oluşturulmasının önündeki önemli bir engel olduğu kanaati oluşmuştur.
Bu nedenle, MAGA’nın kıta ölçeğinde nasıl uygulanacağı ve yeni bir medeniyet inşasının nasıl olabileceği konusunun, akademinin ve MAGA tabanının da içinde olduğu, çoğulcu ve katılımcı bir süreçte, makul bir ortamda acilen tartışılması gerektiğini gösteriyor.
Aksi taktirde, MAGA -gücü yeten yetene – anlayışıyla kendini aşamayacak ve Dünya’da ortaya çıkacak bölgesel ve yerel küçük Trump özentileriyle, orta çağ anlayışına geri dönüş izlenimi verecektir. Ve zamanla -bölgesel ve genel kaos ortamı ve yerel savaşların-çıkması da kaçınılmaz olacaktır. Böylelikle, MAGA heyecanını yitirerek -kendini aşamayacak ve yeni bir medeniyet inşaası -aşamasına hiç bir zaman geçemeyecektir.
Sonuçta, Trump’ın, Alaska 2025 sonrası, Dünyada yarattığı olumlu hava ve beklentiler, zamanla kendi tabanında da kaybolacak, son tahlilde MAGA ve Trump’ın; ABD ve Dünya tarihine, beklenenin aksine çok kötü bir şekilde geçme olasılığı giderek yükselecektir.


