Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ticaret Bazukası Masada: Avrupa Artık Geri Adım mı Atacak, Karşılık mı Verecek?

Donald Trump’ın siyaset tarzını tanımlayan şey belirsizlik değil; aksine fazlasıyla

Donald Trump’ın siyaset tarzını tanımlayan şey belirsizlik değil; aksine fazlasıyla tanıdık bir yöntem: baskı, şantaj ve pazarlık. Grönland üzerinden Danimarka’yı ve dolaylı olarak tüm Avrupa’yı hedef alan yeni gümrük vergisi tehdidi, bu yaklaşımın güncellenmiş bir versiyonu. Ancak bu kez mesele sadece ticaret değil, egemenlik, güvenlik ve Avrupa Birliği’nin siyasi itibarı.

ABD’nin “Grönland satın alınana kadar” gümrük vergilerini artırabileceğini ilan etmesi, uluslararası ilişkiler açısından son derece tehlikeli bir eşik. Bir NATO müttefikine karşı ekonomik baskıyı açıkça bir toprak talebiyle ilişkilendirmek, yalnızca diplomatik teamülleri değil, ittifak mantığını da zorluyor. Bu noktada Avrupa’nın vereceği tepki, gelecekte nasıl muamele göreceğini de belirleyecek.

Brüksel’de giderek daha yüksek sesle dile getirilen “ticaret bazukası” çağrıları bu yüzden önemli. 2023’te kabul edilen zorlama karşıtı araç, AB’nin bugüne kadar elini sürmediği ama varlığıyla bile caydırıcılık yaratması gereken bir mekanizma. Kamu ihalelerinden tek pazara erişime kadar uzanan bu yetkiler, ABD gibi bir ekonomi için bile ciddi sonuçlar doğurabilir. Fakat asıl soru şu: AB bu silahı kullanmaya siyasi olarak hazır mı?

Geçmiş deneyimler pek umut vermiyor. Trump’ın ilk döneminde ve sonrasında Brüksel’in tercih ettiği “yatıştırma stratejisi”, gerilimi düşürmek bir yana, Avrupa’yı daha kırılgan bir konuma sürükledi. Geçtiğimiz yaz yapılan ve Avrupa ürünlerine daha yüksek vergi, ABD sanayi mallarına ise sıfır tarife getiren anlaşma bunun en somut örneği. O gün “istikrarın bedeli” diye savunulan bu tavizler, bugün ABD’nin daha da ileri gitmesini engellemedi.

Tam tersine, Trump’ın son çıkışı şunu gösteriyor: Taviz, bu tarz bir siyasette denge değil iştah açıyor. Mario Draghi’nin “AB daha zayıf bir konuma düştü” tespiti, bugün çok daha net biçimde doğrulanmış durumda.

Bu nedenle Danimarka, Fransa ve İsveç’ten gelen sert açıklamalar yalnızca sembolik değil; Avrupa’nın ton değiştirmeye zorlandığının işareti. “Şantaja izin vermeyeceğiz” söylemi, eğer somut adımlarla desteklenmezse, Washington’da ciddiye alınmayacaktır. Trump’ın dili güçten anlar; diplomatik incelikten değil.

Elbette ticaret bazukasının ateşlenmesi risksiz değil. ABD ile topyekûn bir ticaret savaşı, küresel ekonomide yeni kırılmalar yaratabilir. Ancak bazen karşılık vermemenin maliyeti, karşılık vermekten daha ağırdır. AB için mesele artık ekonomik çıkarların ötesinde: Birliğin, üyelerinin egemenliğini ve ortak karar alma kapasitesini savunup savunamayacağı.

Grönland krizi, Avrupa’ya rahatsız edici ama gerekli bir ayna tutuyor. Ya AB, baskı karşısında birleşip caydırıcı bir güç olduğunu gösterecek ya da her krizden sonra biraz daha pazarlık masasında geriye itilmeyi kabullenecek. Ticaret bazukası belki hiç kullanılmamalıydı; ama bugün kullanılmazsa, yarın kimse onun varlığına inanmayacak.