Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İnternetin Bir Hak Olmaktan Çıkışı

Bir ülkenin internetle kurduğu ilişki, aslında onun özgürlüklerle, denetimle ve

Bir ülkenin internetle kurduğu ilişki, aslında onun özgürlüklerle, denetimle ve gelecekle kurduğu ilişkinin de aynasıdır. İran’da yaşananlar ise bu aynada giderek daha karanlık bir tabloyu gösteriyor. Son dönemde artan internet kısıtlamalarının geçici bir güvenlik önlemi mi yoksa kalıcı bir rejim tercihi mi olduğu tartışılırken, ortaya çıkan yeni bilgiler ikinci ihtimali güçlendiriyor.

İran’ın internet politikalarını yakından takip eden bağımsız gözlemcilerin aktardıkları, ülkenin uluslararası dijital dünyayla bağının uzun süreli olarak koparılmasının planlandığına işaret ediyor. Söylenenlere göre, önümüzdeki yıllarda da internet erişimi eski haline dönmeyecek; aksine daha kontrollü, daha seçici ve daha kapalı bir yapıya evrilecek.

Bu noktada asıl dikkat çekici olan, internetin artık kamusal bir hak olarak değil, devletin uygun gördüklerine sunduğu bir ayrıcalık olarak konumlandırılması. Yani bağlantı, herkesin doğal olarak sahip olduğu bir araç olmaktan çıkıp, güvenlik süzgecinden geçenlerin erişebildiği bir imtiyaza dönüşüyor. Bu anlayış, yalnızca teknik bir altyapı değişikliğini değil, zihinsel bir kırılmayı da temsil ediyor.

Bahsedilen yeni sistemde, kullanıcıların dış dünyaya açılması sıkı bir “izinli siteler” listesiyle sınırlanıyor. Kimlerin bu listeye dahil olacağı ise yalnızca teknik değil, aynı zamanda politik bir mesele. Böyle bir yapıda internet, bilgiye ulaşmanın değil, bilgiyi filtrelemenin aracı haline geliyor. Küresel ağın sunduğu çoğulculuk yerini tek merkezden belirlenen bir dijital gerçekliğe bırakıyor.

Bu tablo, yalnızca İran için değil, benzer eğilimler gösteren tüm ülkeler için de bir uyarı niteliğinde. Çünkü internetin sınırları daraldığında, ifade alanı da daralır; bilgi tek elde toplandığında, toplum nefessiz kalır. Dijital dünyayı bir “kışla düzeniyle” yönetme fikri, kısa vadede kontrol hissi verse de uzun vadede toplumsal kopuşları ve güvensizliği derinleştirir.

Bugün İran’da konuşulan bu ihtimal, aslında şu soruyu yeniden gündeme getiriyor: İnternet kime ait? Devlete mi, yoksa topluma mı? Verilecek cevap, yalnızca bir bağlantının kaderini değil, bir ülkenin geleceğini de belirliyor.