Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Mercosur Dosyası Kapanmadı: Avrupa’da Asıl Kavga Şimdi Başlıyor

Avrupa Birliği, Mercosur serbest ticaret anlaşmasını imzaya açarak önemli bir

Avrupa Birliği, Mercosur serbest ticaret anlaşmasını imzaya açarak önemli bir eşiği geçtiğini düşünüyor olabilir. Ancak Brüksel kulislerinde kimse bu dosyanın kapandığına gerçekten inanmıyor. Çünkü Mercosur meselesi artık bir ticaret anlaşmasından çok daha fazlası: Avrupa’nın tarımı, egemenliği ve siyasi dengeleri üzerine bir güç mücadelesi.

Fransa’nın haftalardır verdiği mesaj net: “Bu anlaşma burada bitmedi.” Paris’in itirazı yalnızca Latin Amerika’dan gelecek ucuz et, şeker veya tarım ürünleriyle ilgili değil; mesele, AB’nin kendi üreticisini ne kadar koruyabildiği ve karar alma mekanizmalarının kimlerin elinde olduğu.

Avrupa Komisyonu ve anlaşmayı destekleyen ülkeler, Mercosur’u küresel ticarette stratejik bir hamle olarak görüyor. ABD’nin içine kapandığı, Çin’le ekonomik gerilimin arttığı bir dönemde, 700 milyonluk bir pazara erişim Brüksel açısından cazip. Ancak bu “stratejik kazanç”, bedeli kimin ödeyeceği sorusunu da beraberinde getiriyor.

Cevap basit: Avrupalı çiftçiler.

Latin Amerika’daki daha gevşek üretim standartları, çevre ve gıda güvenliği konularında zaten zorlanan Avrupa tarımını daha da baskı altına alacak. Bu yüzden Fransa’nın yalnız kalmaması şaşırtıcı değil. Anlaşmaya mesafeli duran ülkeler için bu dosya, Brüksel’in “her koşulda serbest ticaret” refleksinin sınandığı bir alan.

Asıl kritik eşik ise şimdi Avrupa Parlamentosu’nda. Mercosur’un kaderi, milletvekillerinin vereceği kararlara bağlı. Parlamento’nun önümüzdeki günlerde Avrupa Adalet Divanı’nı devreye sokma ihtimali, süreci tamamen kilitleyebilir. Bu da anlaşmanın yıllarca rafa kalkması anlamına gelir.

Özellikle “yeniden dengeleme mekanizması” tartışması, işin hukuki boyutunu siyasal bir krize dönüştürüyor. AB yasalarının gelecekte Mercosur ülkelerinin ihracatını olumsuz etkilemesi halinde, bu ülkelere telafi edici önlem alma hakkı tanınması, Avrupa’nın yasama egemenliği açısından ciddi soru işaretleri yaratıyor. Kısacası, Brüksel kendi koyduğu kuralların bedelini dışarıya ödeme riskiyle karşı karşıya.

Bu yüzden Avrupa Parlamentosu’ndaki itiraz, yalnızca sol ya da yeşil grupların refleksi olarak görülmemeli. Liberal kanattan gelen “hukuki denetim” çağrıları da gösteriyor ki, Mercosur dosyası ideolojik kampları aşan bir rahatsızlık yaratıyor.

Eğer Avrupa Adalet Divanı anlaşmanın bazı maddelerini hukuka aykırı bulursa, Komisyon’un yıllardır süren müzakereleri fiilen boşa düşebilir. Bu da Brüksel için yalnızca diplomatik bir yenilgi değil, aynı zamanda “her şeyi biz biliriz” anlayışına vurulan ciddi bir darbe olur.

Mercosur tartışması bize şunu gösteriyor: Avrupa Birliği artık yalnızca dış dünyayla değil, kendi içinde de bir yön arayışında. Serbest ticaret mi, stratejik koruma mı? Küresel açılım mı, yerel dayanıklılık mı?

Bu soruların cevabı henüz verilmiş değil. Ama kesin olan bir şey var: Mercosur anlaşması imzayla bitmedi. Asıl mücadele şimdi başlıyor.