Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

GASAVAN EĞİTİM

Çocukları geleceğe hazırladığımızı sanırken, onları sessizliğe alıştırıyoruz. Eğitim nefes aldırmıyorsa, adına ne dersek diyelim; o bir gasavandır.

Çocukları geleceğe hazırladığımızı sanırken, onları sessizliğe alıştırıyoruz. Eğitim nefes aldırmıyorsa,

Bir toplumun geleceği sınıflarda şekillenir. Öğretmenin anlattıklarında, öğrencinin hayallerinde, kitapların satır aralarında yarın gizlidir.
Peki ya o sınıflar, çocuklara nefes aldırmayan birer gasavana dönüşmüşse?

Bugün eğitim sistemi, giderek daha fazla çocuk için boğucu bir yapıya evriliyor. Ezbere dayalı öğretim, sınav merkezli anlayış ve “başarı” adı altında dayatılan tek tip insan modeli; eğitimi geliştirmek yerine daraltıyor. Ortaya çıkan şey öğrenme değil, kontrollü bir suskunluk oluyor.

Çocuklar merak ederek dünyaya gelir. Sorarlar, araştırırlar, denerler, yanılırlar. Ancak daha ilkokul sıralarında onlara verilen mesaj nettir:
“Sus, dinle, ezberle.”

Yanlış yapmanın cezalandırıldığı, sorgulamanın risk sayıldığı bu düzen; düşünen bireyler değil, itaat eden kalabalıklar üretir. Ölçülen şey bilgi değil; uyumdur.

Gasavan eğitim, çocuğu bir birey olarak değil, bir not, bir puan, bir sıralama unsuru olarak gören anlayıştır. Ruh yoktur, vicdan yoktur; sadece performans grafikleri vardır.

Sanat dersleri “ikincil”, felsefe “gereksiz”, edebiyat “sınavda çıkmıyor” gerekçesiyle sistem dışına itilir. Akademik başarı tabloları yükselirken; empati azalır, hayal gücü körelir, karakter eğitimi görünmez hâle gelir.

Daha tehlikelisi şudur: Bu sistemden geçen çocuklar büyüdüğünde, yaşadıklarını normal kabul eder. Baskıyı disiplin, korkuyu saygı, suskunluğu erdem sanır. Böylece gasavan sadece okulda kalmaz; iş yerlerine, kurumlara, yönetime ve toplumsal ilişkilere taşınır.

Oysa eğitim;
insana nefes aldırmalı,
onu kalıba sokmamalı,
yük bindirmek yerine ufuk açmalıdır.

Bugün kendimize dürüstçe şu soruyu sormak zorundayız:
Biz çocukları hayata mı hazırlıyoruz, yoksa düzenin içinde sessizce durmaya mı alıştırıyoruz?

Eğer bir eğitim sistemi merakı törpülüyor, düşünceyi cezalandırıyor ve bireyi kendine yabancılaştırıyorsa, adına ne denirse densin bu eğitim değildir. Bu, yalnızca daha sessiz bireyler üreten bir gasavandır.

Ve hiçbir toplum, sessizleştirilmiş çocuklarla aydınlık bir geleceğe yürüyemez.