Mersin, yıllardır “marka şehir” söylemiyle vitrine çıkarılıyor. Tanıtım filmleri, sloganlar, projeler havada uçuşuyor. Ancak kentin ulusal ölçekte tanınan tek gerçek markası olan Mersin İdman Yurdu, herkesin gözü önünde yok oluşa sürükleniyor.
Kentin belleği, ortak hafızası ve futbol üzerinden kurduğu en güçlü kimliği olan Mersin İdman Yurdu; ilgisizlik, plansızlık ve sorumsuzluk nedeniyle adeta kaderine terk edilmiş durumda. Tribünleri susturulan, altyapısı dağılan, borç batağına itilen kulüp için “marka şehir” nutukları ise acı bir ironiye dönüşüyor.
Prof. Dr. Mehmet İsmail Yağcı, çelişkiyi net sözlerle özetliyor:
“Mersin bir yandan ‘marka şehir’ olmaya çalışıyor. Diğer yandan ulusal düzeyde tanınan tek markası Mersin İdman Yurdu ise yok oluyor.”
Soru açık:
Bir şehir, kendi markasını yaşatamıyorken hangi marka iddiasından söz edebilir?
Mersin İdman Yurdu batarken sessiz kalanlar, yarın hangi yüzle “marka şehir” anlatacak?
Bu sadece bir spor kulübünün çöküşü değil; Mersin’in kimliğinin, hafızasının ve ortak değerlerinin erimesidir.
Ve bu çöküş, seyredildikçe herkesin sorumluluğuna dönüşmektedir.

