Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, ’10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ kapsamında, tüm basın mensuplarının ’10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladı. Türkiye ve dünyada basın özgürlüğünün tartışıldığı günlerden geçildiğini belirten Başkan Seçer, “Dünyada çok önemli gelişmeler oluyor. Türkiye’de bazı olumsuzluklar olduğu zaman; demokrasinin, fikir ve basın özgürlüğünün, hukuk devleti anlayışının olduğu ülkeler aklımıza gelirdi ve ‘Dünyada en azından demokrasiyi sindirmiş, içselleştirmiş ülkeler var’ diye yüreğimiz ferahlardı ama gelişmeler Türkiye’yi etkilediği gibi artık dünyayı da etkiliyor. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela’ya yönelik yaptığı siyasi hamleler, Ukrayna-Rusya Savaşı’ndaki gelişmeler ve bizi direkt etkileyen Orta Doğu’daki gelişmeler çok düşündürücü. Türkiye’nin, dünyanın neresinde olursa olsun bu gelişmelerden bağımsız kalması düşünülemez” dedi.
“Gazeteciler, ‘Basın hürdür, sansür edilemez’ kavramının dışında bir süreç yaşıyor”
Basın özgürlüğünün retorikte kulağa iyi geldiğini ama Türkiye’de birçok konuda olduğu gibi basın özgürlüğünün uygulanmasında da sıkıntılar olduğunu söyleyen Seçer, “Türkiye’de basın çalışanlarına yönelik siyasi tavırlar ve baskılar, yaşadıkları tartışmalı yargı süreçleri bunun en bariz örneklerindendir. Gazeteciler, Anayasa’da amir hüküm olan ‘Basın hürdür, sansür edilemez’ kavramının dışında bir süreç yaşıyor” diyerek, aynı baskıların gazetecilere olduğu gibi her yurttaşa da uygulandığını vurguladı.
“Basın; yasama, yürütme ve yargıdan sonra 4. kuvvettir”
Basın mensuplarının yurttaşların haber alma hakkının yanı sıra demokrasiye de katkı sunduklarının altını çizen Seçer, “Demokrasi tanımlanırken parlamenter sistemlerde 3 temel kuvvetler ayrımından söz edilir; yasama, yürütme ve yargı. Dördüncü kuvvet olarak da basın vardır. Bu çok doğrudur. Parlamenter sistemlerde parlamentonun en büyük görevlerinden birisi yasa koymaktır. Asıl olma nedeni ise bütçe yapmasıdır. Parlamento sizin, yani halk adına bütçe yapar, bir de bu bütçeyi denetler. Basın da parlamento gibi denetleme görevini yapıyor. Basın olayları duyurmazsa birçok konudan haberdar dahi olamayız ve ülkede demokrasiden söz edemezsiniz” sözlerine yer verdi. Türkiye’de demokrasi, hukuk devleti, özgürlükler, siyasi baskı ve yargı süreçlerinin adeta gayya kuyusu haline geldiğine değinen Seçer, gazetecilerin bu sıkıntılardan oldukça etkilendiğini ve yaşadıkları sorunların en önemlisinin ise ekonomik zorluklar olduğunu belirterek, bu sıkıntıları hükümetin tetiklediğini belirtti.
“Demokrasi olmazsa hiçbir şey olmaz”
Gelişen dijital dünya ile birlikte basının da bu dijitalleşmeye ayak uydurduğunu söyleyen Seçer, bunun hem avantaj hem de dezavantajları olduğunu kaydetti. Seçer, “Habere çok hızlı ulaşabiliyorsunuz, bilgi edinme hızlandı ama bu beraberinde ‘gazetecilik etiği’ ve ‘denetim’ dediğimiz alanı zorlaştırdı” dedi. Sürekli gelişen ve değişen dünyada bu süreçlerin normal olduğunu sözlerine ekleyen Seçer, tüm bu süreçlerin demokrasi ile anlam bulduğunu belirterek, “Demokrasi yoksa bunların hiçbirini konuşamayız. Ekonomiyi, basın hürriyetini, yargı ya da hukuk devleti anlayışını, tarım ya da sağlık alanındaki sorunları sabaha kadar konuşsak bile ülkede demokrasi tartışılıyorsa gerisi teferruattır. Önce demokrasi sorunu çözülmelidir. Demokrasinin olmadığı yerde ekonomi de güven vermiyor, komşularınız, hatta dostlarınız bile size mesafeli yaklaşmaya başlıyor. Bu durum ekonominizi de etkileyebiliyor. Umut ediyorum önümüzdeki süreç, ülkemle birlikte tüm dünyaya barış getirsin. 2026’nın bütün bu sorunlara çözüm anlamında mesafe alarak geçirdiğimiz bir yıl olmasını temenni ediyorum” diye belirtti.
Seçer, gazetecilerin sorularını yanıtladı
Başkan Seçer’in kentteki gazetecilerle bir araya gelip fikir alışverişinde bulunacağı toplantılara dair bir soru yöneltmesi üzerine Seçer, sivil toplum kuruluşlarıyla düzenli olarak gerçekleştirdikleri ‘Kent Katılımı Buluşmaları’nın bir oturumunu sadece basın mensupları ile gerçekleştirmeyi planladıklarını belirtti. Gazetecilerden gelen soru üzerine Mersin’in marka kent olma yolunda hızla ilerlediğini belirterek, kentin genç ve dinamik yapısına dikkat çeken Seçer, kentlerin markalaşma sürecinde birçok farklı kriterin gerçekleştirilmesi gerektiğini söyledi. Seçer, “ ‘Marka kent’ dediğiniz zaman tanınmış kent olmanız önemli. Tanınmak ise sadece televizyon reklamlarıyla olmaz; şairleriniz, ünlü gazetecileriniz, değerli siyasetçileriniz, sporcularınız, bilim insanlarınız, dünya çapında ünlü romancı ve sinema oyuncularınız gibi kentinize marka değeri katacak değerlerinizin olması tanınmanız açısından son derece önemli” diye konuştu.
“Mersin, bölgenin parlayan bir yıldızı”
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayınlanan Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırmaları’na atıfta bulunarak, Mersin’in 12 basamak birden yükselişiyle bölgenin parlayan yıldızı konumuna geldiğine dikkat çeken Seçer, “2017 yılında Mersin 25’inci sıradayken 2025 yılında 13’üncü sıraya yerleşti; 12 basamak birden yükseldi. Demek ki 8 yıl içerisinde Mersin birçok alanda gelişmişlik yaşadı. Kentin düzeni, demokrasi anlayışı, ulaşım, iletişim, kentin özgürlüğü ve insanların mutluluğu gibi birçok faktör bu endeksi ortaya çıkarıyor” dedi. Mersin’in iyi bir yolda ilerlediğini ve her açıdan avantajlı konumda bulunduğunu söyleyen Seçer, “Mersin konum olarak orijinal bir stratejik öneme sahip. Doğu Akdeniz çanağının en önemli noktasında ve çok önemli bir ticaret kapısı var. Limanı ve muazzam bir mikroklima iklimi, coğrafyası ve insan kaynağı var. İnsan kaynağı ise Anadolu’nun bir özeti. Bütün bu önemli ve avantajlı kriterler gelecekte Mersin’in çok daha iyi noktalarda olacağının, bölgenin hızla yükselen bir yıldızı olduğunun göstergesi” ifadelerini kullandı.
“Mersin İdman Yurdu’na önce kentin sahip çıkması gerekir”
Sadece Mersin İdman Yurdu değil, tüm profesyonel spor kulüplerinin Türkiye’de sorun yaşadığına da değinen Seçer, amatör ve profesyonel spor kulüplerine yönelik Mersin Büyükşehir olarak resmi bir destek sunulamayacağını belirtti. Belediyelerin tek başlarına bir spor kulübünü ayağa kaldıramayacağına dikkat çeken Seçer, “Biz, yasalarla hareket ederiz, yasaların dışında hiçbir karara imza atamayız. Mersin İdman Yurdu’na, bizden ziyade şehrin sahip çıkması gerekir” diyerek Mersin’in dünyada tanıtımının, sportif başarıyla da mümkün olacağını vurguladı.
“Başarılı bir yerel yönetim süreci yaşıyoruz”
Gelişen kentlerde bir takım sorunların yaşanabileceğine değinen Seçer, üzerlerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirerek hizmet etme noktasında Mersin’e sahip çıktıklarını belirtti. Kendi yönetimleri ile beraber Mersin’in marka değerinin arttığına dikkat çeken Seçer, “Mersin’de çok iyi bir yöneticilik hakim. Mersin’de başarılı bir yerel yönetim süreci yaşıyoruz” dedi.
Mersin’in gelişen ve büyüyen bir şehir olduğunu kaydeden Seçer, Büyükşehir olarak bu doğrultuda hareket edip, kent tarihinde yapılmamış kalitede yollar, kavşaklar ve yeni bulvarlar yaparak, trafiği rahatlatmak adına önemli çalışmalara imza attıklarını söyledi. Bisiklet kullanımını özendirmek adına Türkiye’de örnek gösterilecek derecede bisiklet yolu yapımı gerçekleştiren bir belediye olduklarını dile getiren Seçer, ulaşımı; bünyesinde Karayolları Bölge Müdürlüğü, ilçe belediyeleri ve ilgili diğer kamu kurumlarının da olduğu UKOME’nin koordine ettiğini söyledi. Özellikle işe gidiş ve çıkış saatlerinde bazı noktalarda trafik sorunu yaşandığını bildiklerini aktaran Seçer, “Mersin’de 800 bin küsur araç var. Araçlarda bir şoför belki yanında bir yolcu oluyor, genelde bu şekilde kullanılıyor. Durum böyle olunca trafiğin bazı bölgelerde bazı saatlerde tıkanması tabi ki normaldir. Gelişen ve büyüyen bir kentiz. Kayıtlarda olmayan çok sayıda nüfusumuz var ama trafiğin çok büyük bir sorun olduğunu düşünmüyorum” dedi.

