Mersin’de artan hayat pahalılığı, her kesimden vatandaşın günlük yaşam alışkanlıklarını doğrudan etkiliyor. Çarşıda, iş yerlerinde ve evlerde hissedilen ekonomik baskı; tüketim alışkanlıklarını değiştirirken, alım gücündeki düşüşü de gözler önüne seriyor.
Lokanta çalışanı 47 yaşındaki bir vatandaş, eskiden dışarıda yemek yemenin sıradan bir harcama olduğunu, bugün ise lükse dönüştüğünü belirterek, “Artık evden yemek getiriyorum.” diyor.
35 yaşındaki bir muhasebeci ise küçük harcamaların bile hesaplanır hale geldiğini vurguluyor: “Bir şey almadan önce iki kere düşünüyorum. Önceden önemsemediğim kalemler artık bütçeyi etkiliyor.”
Emekli bir vatandaş (60), çarşıya çıkmanın artık alışverişten çok vitrin gezmeye dönüştüğünü söylüyor. “Geliyoruz ama çoğu zaman sadece bakıyoruz. Alım gücü çok düştü” sözleri, emeklilerin yaşadığı sıkıntıyı özetliyor.
29 yaşındaki bir satış danışmanı ise önceliklerin değiştiğine dikkat çekiyor: “Eskiden kendime de bir şey alırdım. Şimdi önce ihtiyaçlar. İstekler hep erteleniyor.”
Taksi şoförü 41 yaşındaki bir vatandaş da durumu şu sözlerle anlatıyor: “Hayat pahalı ama hayat devam ediyor. İnsan bir süre sonra alışıyor ama zorlanmadan olmuyor.”
Sokaktan yükselen bu sesler, Mersin’de hayat pahalılığının sadece rakamlardan ibaret olmadığını; günlük yaşamı, alışkanlıkları ve beklentileri köklü biçimde değiştirdiğini ortaya koyuyor.

