KESK Mersin Şubeler Platformu, TÜİK’in gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle eleştirilen enflasyon verileri, artan dolaylı vergiler ve emek karşıtı, sermaye yanlısı ekonomi politikalarına karşı tepkisini dile getirmek amacıyla Maliye Ana Hizmet Binası önünde basın açıklaması yaptı. Açıklanan verilere göre Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık bazda yüzde27,67, aylık bazda ise yüzde 0,75 arttı. Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ise yıllık yüzde 30,89, aylık yüzde 0,89 artış gösterdi. Platform adına bir basın açıklaması yapan Doğan Yarlıgaş, “Gözümüzü iğneden ipliğe her şeye yapılan zam fırtınası ile açtığımız, bir yılı, 2025 yılını geride bıraktık. Yıllardır devam eden yoksullaştırma politikalarından 4 milyon kamu emekçisi ve 2,5 milyon kamu emeklisi olarak payımıza düşeni aldık. 2025 yılı asgari ücretlisinden emeklisine, işçisinden kamu emekçisine emeği ile geçinen milyonlar için, bizler için adeta bir kâbus yılı oldu. Maaşlarımız her aygittikçe erirken yoksulluğumuz günden güne arttı.” dedi.
‘Maaş artışlarını sahte veriler ile sınırladılar!”
2025 yılının ardından da sorunların artarak devam ettiğini belirten Yarlıgaş, “Ülkeyi yönetenler yıllardır çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığımız gerçek enflasyonun yarısına bile denk gelmeyen suni verileri resmi enflasyon olarak açıkladılar. Maaş artışlarımızı TÜİK’in bu sahte verileri ile sınırladılar. Böylece bu ülkenin ezici çoğunluğunu oluşturan, bizleri, emeği ile geçim mücadelesi veren milyonları her geçen gün daha fazla yoksullaştırdılar, sefalete ittiler. İktidar temsilcileri, yandaş konfederasyon yönetimi ve Hakem Kurulundan oluşan Bermuda Şeytan Üçgeni ‘toplu sözleşme’ adı altında her seferinde Merkez Bankası’nın hiçbir zaman tutmayan enflasyon tahminini esas aldı. Altışar aylık bu artışlar daha ilk bir, iki ayda TÜİK’in sahte enflasyonunun bile altında kaldı. Aylarca enflasyon farkı almak için bekledik. Altışar aylık periyotlarla hep aynı şeyi yaşamaya devam ettik. Aralık ayı enflasyonu yüzde 0,89, yıllık enflasyon yüzde 30,89 ve son 6 aylık enflasyon yüzde 12,19, kira artışlarında esas alınan 12 aylık ortalama enflasyon ise yüzde 34,88 oldu. ENAG’a göre ise enflasyon aylık yüzde 2,11, yıllık ise yüzde 56,14 arttı. Bu rakamlara karşı 14 ocak’ta iş bırakmaya hazırlanıyoruz.” şeklinde konuştu.
“TÜİK’in enflasyonu mu yoksa sizin yaşadığınız hayat pahalılığı mı daha gerçekçi?”
İşçilere, emekçilere, emeklilere, tüm kamuoyuna seslenen Yarlıgaş, “TÜİK’in enflasyonu mu yoksa sizin yaşadığınız hayat pahalılığı mı daha gerçekçi? Hükümet sözcüleri ‘enflasyon düştü’ diyor. Peki, sizin enflasyonunuz düştü mü? Bugün açıklanan TÜİK verilerine göre: Asgari ücret artışı TÜİK enflasyonun bilealtında kalmıştır. Bilindiği üzere 2024 yılında resmi enflasyon yüzde 44,38 olarak açıklanmıştı. Buna rağmen 2025 yılı asgari ücretini bunun yaklaşık 15 puan altında yüzde 30 arttırdılar. TÜİK bugün 2025 yılı enflasyonun yüzde 30,89 olduğunu açıkladı. Ama asgari ücreti 10 gün önce yüzde 27 artırarak, açlık sınırının altında tuttular. TÜİK’in gerçekleşen enflasyon verileri dahi temel alınmış olsaydı bugün asgari ücretin 28.931 TL olması gerekiyordu. Dolayısıyla TÜİK’in sahte enflasyon verilerine göre bileher asgari ücretlinin aylık 569 TL’sine yıllık ise 6 bin 828 TL’sine, yani yaklaşık 2 aylık ücretine el konulmuştur. Kaybeden sadece asgari ücretliler değil, bu düzende hepimizin kayıpları artıyor. Örneğin bugün açıklanan TÜİK verilerine göre: SGK ve BAĞ-KUR emeklilerinin aylıkları 6 aylık enflasyon oranında, yani sadece yüzde 12,19 artacaktır. Bu sahte verilere göre kamu emekçileri ve emeklileri olarak bizler için ise yüzde 6,19enflasyon farkı doğmuştur. Bu farka Hakem Kurulu dayatması ile biten son ‘toplu sözleşmeye’ göre yapılacak artışı da eklediğimizde maaşlarımız Ocak’tan itibaren ortalama sadece yüzde 17,48 artacaktır.Öte yandan ‘enflasyon farkı’ adı üzerinde geçtiğimiz 6 ay yaşanan enflasyondan doğan farktır. Dolayısıyla kamu emekçileri ve emeklileri olarak 2026 yılına aslında ortalama yüzde 12,5 maaş zammı ile başlıyoruz. Buna karşın kira, ulaşım, gıda başta olmak üzere temel giderlerimizdeki artışlar maaşartışımızı katlamakta, dolayısıyla reel gelirimiz hızla buharlaşmaktadır.” ifadelerini kullandı.
“Ortalama memur maaşı ile 7 adet çeyrek altın bile alınamıyor!”
Yarlıgaş şöyle devam etti;
“Bizler 2026 yılına maaşlarımızda ortalama yüzde yüz de 12,5 artış ile başlarken: Ocak’tan itibaren toplu taşıma ücretlerine yüzde 35, sağlıkta katılım paylarına, muayene ücretlerine yüzde 30, köprü ve otoyol geçiş ücretlerine ortalama yüzde 22, MTV vedamga vergisine yüzde 19 zam yapılmıştır. Kontrat süresi dolanların kirası Ocak’tan itibaren yüzde 34,88 artacaktır. Bugün 55 BinTL maaş alıp bunun 25 bin TL’sini kiraya veren bir kamu emekçisinin maaşı Ocak ayında 64 bin 614 TL olacak. Ama kirası 33 bin 720 TL’ye çıkacak. Yani cebine giren maaş zammının neredeyse tamamı kiraya gidecek. Bırakalım eti, süt ürünlerini, yumurtayı son bir yılda en düşük memur maaşı ile alınan ekmek sayısı bile azalmıştır. Bundan bir yıl önce en düşük memur maaşı ile tanesi 10 TL’den 4 bin 370 adet ekmek alınıyordu. Ekmek fiyatı 1 Ağustos’tan itibaren 15 TL’ye çıktı. Bugün açıklanan TÜİK enflasyon verilerine göre en düşük memur maaşı ile 4 bin 307 adet ekmek alınacak. Bu durumda en düşük maaş alan memurun sofrasından aylık bin 890 adet, günlük 63 adet ekmek eksilecek. Üstelik ekmeğe zam kapıdadır. Ayrıca gelir vergisi adaletsizliği de derinleşmeye devam etmektedir. Maaşlarımızdan kaynakta kesilen Gelir Vergisi, Yeniden Değerleme Oranının 5 puan altında tutulmuştur. Dolayısıyla maaş artışımız yine cebimize girmeden buharlaşacaktır. 10 yıl önce bugün bir adet çeyrek altın 175 TL’ydi. Ortalama memur maaşı ile 18 adet çeyrek altın alınıyordu. Bugün çeyrek altının fiyatı 10 bin 500 TL. Ortalama memur maaşı ile 7 adet çeyrek altın bile alınamıyor.”
“Büyüyen sermaye, patronlar, yandaşlar oldu!”
“Son 10 yılda en az 11 çeyrek altınımızı elimizden aldılar. Yıllardır büyüme nutukları attılar. Ama büyüyen sermaye, patronlar, yandaşlar oldu. Bizlerin ise yoksulluğu, sefaleti büyüdü.2024 yılını ‘emekli yılı’ ilan etmişlerdi. Ama emeklileri kuru ekmeğe muhtaç halegetirdiler. On binlerce emekliyi ucuz otel köşelerinde, otogarlarda yaşamaya sürüklediler.2025 yılını ‘aile yılı’ ilan ettiler. Ama milyonlarca aileyi açlığa mahkûm ettiler. Çağdaş dünya ülkelerinde asgari ücret hesabında, işçinin ailesinin giderleri de temel alınıyor. Ama 2025 yılını ‘aile yılı’ ilan edenler asgari ücreti belirlerken işçinin tek başına temel giderlerini dahi yok saymıştır. Her iki işçiden birinin aldığı asgari ücret tarihimizdeilk defa Kasım ayı açlık sınırının dahi altında kalmıştır. 2026 yılını ise emeği ile geçinen tüm kesimler için bir yıkım yılına çevirmek istiyorlar.‘Sefalete, köleliğe alışın’ diyorlar. Bizlerin ücretlerini, maaşlarını sefalet düzeyinde arttırırken hep aynı şeyi söylediler. ‘Kaynak yok’ dediler. Oysa bu ülkenin işçisine, asgari ücretlisine, emeklisine, kamu emekçisine insanca yaşam koşulları sunmak için yeterince kaynağı vardır. Ama bu kaynaklar çalışanlara, yoksullaştırılan halka değil bir avuç asalağa faiz, teşvik, hazine garantisi olarak aktarılıyor. Bunu 2026 bütçesinde bir kez daha gördük. 2026’da her 1 dakikada tam 186 asgari ücret faiz olarak yabancı ve yerli sermayeye gidecek. Her 1 dakikada tam 145 asgari ücret ‘savunma ve güvenlik’ adı altında silahlanmaya aktarılacak. Her 1 dakikada tam 50 asgari ücret sermayeye, patronlara teşvik olarak akacak. Her 1 dakikada tam 19 asgari ücret, köprü, otoyol, şehir hastanesi müteahhitlerinin cebine Hazine garantisi olarak girecek. Bu kölelik düzenine, sefalete alışmadık. Alışmayacağız.”

