Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

21. YÜZYILIN İLK ÇEYREĞİNİ VE 2025 YILINI UĞURLARKEN…

Her yıl sonunda, dünyada ve Türkiye’de yaşanan gelişmelerin değerlendirilmesi ve
Her yıl sonunda, dünyada ve Türkiye’de yaşanan gelişmelerin değerlendirilmesi ve bir muhasebesinin yapılması; hem toplumsal hem de kişisel ölçekte önemli ve değerlidir. Bu nedenle her yıl olduğu gibi, bu köşede geçmiş yılın bilançosunu çıkarmaya çalışıyorum. Ancak bu kez değerlendirme, 2026 yılının ilk günlerine sarktı.
Ne var ki yalnızca insanlık tarihinin en yorucu, en yıpratıcı yıllarından biri olan 2025’i değil; aslında 21. yüzyılın ilk çeyreğini de geride bıraktık.
DÜNYADA 21. YÜZYILIN İLK ÇEYREĞİ VE 2025’İN ÖNE ÇIKAN GELİŞMELERİ
21. yüzyılın ilk çeyreğinin en önemli kırılma noktası, kanaatimce 2001 yılında ABD’de İkiz Kulelerin yıkılması ve ardından Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) resmen ilan edilmesidir. Bu süreç; Arap Baharı ile birlikte Afganistan, Libya, Mısır ve son olarak Suriye’de, 1923 Türk Devrimi’nden esinlenen laik ve ulusal rejimlerin yıkılmasına; yerlerine anti-laik, ihvancı anlayışların yerleştirilmesine yol açmıştır.
1776’da ABD’nin kuruluş anayasasıyla sonuçlanan Anglo-Sakson kolonizasyonuna karşı mücadelenin 250. yılı olan 2026, ironik biçimde yine MAGA (ABD yurtseverliği) iktidarı döneminde kutlanacaktır.
Anglo-Sakson hegemonya, ilk büyük yenilgisini Anadolu’da Çanakkale’de ve Kurtuluş Savaşı’nda, mazlum milletler adına verilen anti-emperyalist mücadelede almıştır. Bu yenilginin ardından Hindistan’dan Orta Doğu’ya, Kuzey Afrika’dan Asya’ya kadar birçok coğrafyada bağımsızlık ve ulus-devlet hareketleri yaygınlaşmıştır.
Ancak emperyalizm bu yenilgiyi kabullenmemiş; karşı devrim aracı olarak ihvancı tarikatları kullanmış ve yaklaşık yüz yıl sonra, Türkiye Cumhuriyeti dâhil olmak üzere birçok ulus-devleti içten yıkmayı başarmıştır.
Bu bağlamda, Trump öncülüğündeki MAGA hareketinin, açılan davalara ve suikast girişimlerine rağmen 2025’te ABD’de iktidara gelmesi, yılın en önemli gelişmelerinden biridir.
Trump ile çok kutuplu dünyanın temsilcisi Putin’in Alaska 2025 zirvesinde bir araya gelerek, Biden döneminde giderek artan üçüncü dünya savaşı ihtimalini frenlemesi; savaş kışkırtıcılığı yapan Anglo-Siyonist cepheye karşı vurulmuş ciddi bir darbedir ve dünya barışı açısından hayati önemdedir.
2025’in insanlık tarihine utanç olarak geçecek en karanlık sayfası ise Gazze Soykırımıdır. Çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 60 bini aşkın savunmasız Filistinlinin katledilmesi; on binlercesinin açlığa ve susuzluğa mahkûm edilmesi ve Türkiye dâhil birçok ülkenin, hatta Birleşmiş Milletler’in buna seyirci kalması asla unutulmayacaktır.
Bu katliamı gerçekleştiren İsrail yöneticileri, Nürnberg benzeri arınma mahkemelerinde yargılanmadıkça insanlık vicdanı huzur bulmayacaktır.
Ortadoğu’da Siyonizmin en büyük ve neredeyse tek Arap devleti olan Suriye’de Esad rejiminin yıkılması; başına milyonlarca dolar ödül konmuş, IŞİD bağlantılı Colani’nin iktidara getirilmesi ve ABD’de Trump tarafından törenle karşılanması da 2025’in dikkat çekici gelişmeleri arasında yer almıştır.
ABD’nin bu yaklaşımı ve Gazze’de soykırımcı İsrail’e arka çıkması, Alaska 2025’de Trump ve Putin’in bölgesel ve yerel ölçekte müdahalelerine,
karşılıklı göz yumacakları konusunda anlaşmaya vardıklarını göstermektedir.
TÜRKİYE’DE 21. YÜZYILIN İLK ÇEYREĞİ VE 2025
2002’de “Milli Görüş gömleğini çıkardığını” ilan ederek, FETÖ kadrolarının desteğiyle kurulan AKP’nin iktidara gelmesi ve 23 yıldır ülkeyi fiilen tek parti yönetimiyle idare etmesi, 21. yüzyıla damga vuran en önemli gelişmedir.
15 Temmuz 2016’daki FETÖ darbesi ise, görünürde siyasal İslamcı hükümete karşı yapılmış gibi sunulsa da; gerçekte 1960’lardan beri Türkiye Cumhuriyeti ulus-devlet yapısına karşı örgütlenen tarikatların birleşik emperyalist darbesidir. Bu darbe, Atatürkçü subayların özverisi ve 250 yurttaşımızın canı pahasına engellenmiştir.
2000’li yılların bir diğer büyük kırılması ise yaşadığımız depremlerdir. Özellikle 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremde, resmi rakamlara göre 50 binden fazla yurttaşımız hayatını kaybetmiştir. İlk günlerde askeri birliklerin sahaya geç inmesi, binlerce insanın enkaz altında ve soğukta yaşamını yitirmesine neden olmuştur. Üzerinden üç yıl geçmesine rağmen, özellikle Hatay’da yurttaşlarımızın hâlâ konteynerlerde yaşaması düşündürücüdür.
19 Mart 2025’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun önce diplomasının iptal edilmek istenmesi, ardından tutuklanması; çok sayıda muhalif belediye başkanı ve çalışanın mahkeme kararı olmadan aylarca cezaevinde tutulması, adalet ve demokrasiden ne denli uzaklaştığımızı göstermiştir.
Bu süreç, Saraçhane’de yıllar sonra üniversite gençliğinin kitlesel tepkisiyle sonuçlanmış; 2025’e damga vuran tarihsel bir toplumsal hareket olarak kayda geçmiştir.
Öte yandan, yılın son aylarında Cumhurbaşkanı Erdoğan–Trump görüşmesi sonrası ABD Büyükelçisi Tom Barrack’ın kullandığı küstah ifadelerin devlet tarafından karşılıksız bırakılması; yalnızca Atatürkçü Düşünce Derneği’nin tepki göstermesi, halkın onurunu zedeleyen bir başka gelişme olarak tarihe geçmiştir.
Yazımı tamamlarken, 2026 yılının ülkemize ve büyük insanlık ailesine barış, adalet ve esenlik getirmesini diliyor; sevdiklerinizle birlikte sağlıklı ve mutlu bir yıl geçirmenizi temenni ediyorum.