Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Avrupa Borçlanıyor, Ukrayna Ayakta Tutuluyor

Brüksel’deki son zirve, Avrupa Birliği’nin Ukrayna politikasında yeni bir sayfa

Brüksel’deki son zirve, Avrupa Birliği’nin Ukrayna politikasında yeni bir sayfa açtı. Aylarca tartışılan, hukuki ve siyasi riskleri nedeniyle bir türlü hayata geçirilemeyen “tazminat kredisi” rafa kaldırıldı. Onun yerine daha tanıdık, daha güvenli ama aynı zamanda daha pahalı bir yol tercih edildi: ortak borçlanma.

AB, Ukrayna’nın Rusya’ya karşı mücadelesini sürdürmesi için önümüzdeki iki yıl boyunca 90 milyar euro borçlanacak. Bu para, bir defada değil; kademeli, koşullara bağlı ve sıkı denetim altında kullandırılacak. Kâğıt üzerinde rasyonel bir plan. Siyasi olarak ise Avrupa’nın riskten kaçınma refleksinin yeni bir örneği.

Aslında bu karar bir “B planı”. Dondurulmuş Rus varlıklarına dayanan tazminat kredisi, adalet duygusuna daha çok hitap ediyordu: Ukrayna’yı yıkan bedeli Rusya ödesin. Ancak Belçika’nın hukuki risklerden duyduğu korku, bazı başkentlerin siyasi çekinceleri ve Moskova’nın misilleme ihtimali bu seçeneği daha masaya gelmeden zayıflattı.

Sonuçta Avrupa, yine kendi cebine yöneldi.

Komisyon şimdi mali piyasalara çıkacak, kısa ve uzun vadeli tahviller ihraç ederek sıfırdan 90 milyar euro toplayacak. Ukrayna bu fonları hem askerî hem de bütçe amaçlı kullanabilecek. Faiz yükünü ise Kiev değil, AB bütçesi üstlenecek. Yıllık yaklaşık 3 milyar euroyu bulan bu maliyet, bir sonraki yedi yıllık bütçede yaklaşık 20 milyar euroluk bir alan açılmasını gerektiriyor.

Bu paranın büyük bölümünü Almanya, Fransa, İtalya, İspanya ve Polonya ödeyecek. Yani Avrupa’nın “büyükleri” bir kez daha faturayı sırtlanacak.

Peki Ukrayna bu borcu geri ödeyecek mi? Teoride evet, pratikte hayır. Geri ödeme ancak Rusya’nın savaş tazminatı ödemeyi kabul etmesi halinde gündeme gelecek. Moskova’nın bunu reddettiği bilindiğine göre, bu kredi zamanla fiilen hibeye dönüşebilir. Komisyon yetkililerinin “geri dönüşü olmayan borç” ifadesi de bunu açıkça ortaya koyuyor.

Bir başka dikkat çekici unsur ise muafiyetler. Macaristan, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti bu programın dışında kaldı. Bu üç ülke veto etmekten vazgeçti, karşılığında mali ve hukuki sorumluluk almamayı başardı. “Güçlendirilmiş iş birliği” mekanizması devreye sokularak AB, oy birliği engelini aşmış oldu.

Bu tablo bize ne söylüyor?

Avrupa Birliği Ukrayna’yı yalnız bırakmıyor. Para bulunuyor, mekanizma kuruluyor, siyasi irade kâğıt üzerinde korunuyor. Ancak aynı Avrupa, Rusya’ya doğrudan mali bedel ödetme noktasında hâlâ temkinli, hatta ürkek.

Ukrayna için bu karar bir nefes alma alanı. Avrupa içinse daha derin bir sorunun göstergesi:
AB artık kaynak yaratabiliyor, ama bedeli kime ödeteceğine karar verirken hâlâ zorlanıyor.

Ve belki de asıl soru şu: Avrupa, kendi güvenliği için borçlanmaya hazır ama bu güvenliği tehdit eden aktöre faturayı kesmeye gerçekten hazır mı?