Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

FOLKLÖR: HALK OYUNLARI HİKAYESİ: GÖK KARGA ( 2 )

Elbalak yaylası ve çevresinin özellikle Gözlügöl’ün yaylakları, buz gibi soğuk
Elbalak yaylası ve çevresinin özellikle Gözlügöl’ün yaylakları, buz gibi soğuk suları Ermenek göçer Yörük’lerinin de iştahını kabartmıştı.
Onlar da ilkbaharda buralara gelmeye otlakları gütmeye başlamışlardı.
Önceleri gençler arasında başlayan kavgalar daha sonra kadınları, kızları hatta bizzat Yörük beylerini de içine almış, olay davarların kurşunlanmasına, bazı çadırların yakılmasına, su kuyularının taşla doldurulmasına, insanların yaralanmasına ve hatta öldürülmesine kadar uzanmıştı.
Yıllar yılı devam eden bu sınır kavgaları hem Anamur hem Ermenek beylerini hem de her iki yerleşim birimindeki devlet yöneticilerini rahatsız ediyordu.
Yörük Qba başları Salih dede, Sarı İbrahim ve Hüsmen ağa vefat etmiş, Salih dedenin yerini oğlu Selim Çavuş, Sarı İbrahim’in yerini oğlu Durali, Hüsmen ağanın yerini oğlu Mehmet almıştı.
Ama sınır kavgaları hiç değişmemişti.
Bu kavgaları önlemek için Anamur’la Ermenek arasında sınır çizilmesi gerekiyordu.
Her iki yörenin devlet yöneticileri ile Yörük beyleri bir araya gelmişler barışçı bir çözüm aranmıştı.
Çözüm şöyleydi:
Elbalak yaylasında bulunan Anamur Yörük’leri Gözlügöl civarında toplanacaklar, Ermenek Yörük’leri de Elbalak’a aynı uzaklıkta Ermenek yöresinde bir araya geleceklerdi.
Aynı gün sabaha karşı horozlar öter ötmez Yörük’ler hem Ermenek tarafından hem de Anamur tarafından yola çıkacaklar her grubun arasında karşı taraftan 2′şer şahit bulunacaktı.
Antlaşma şartları gereğince Anamur Yörük’leri Gözlügöl’de toplanmış yatsı namazını kıldıktan sonra meydana büyük bir ateş yakmışlardı.
Ateş o kadar harlıydı ki karşı dağların yamaçlarını bile gündüz gibi aydınlatıyordu.
Yörük’ler de sanki sabah olmuş gibi saz çalıp türkü söylemeye, eğlenmeye başlamışlardı.
Horozlar bu aydınlığı ve gürültüyü duyunca sabah oldu zannederek ötmeye başlamışlardı.
Horozlar ötünce karşı tarafın şahitleriyle birlikte yola çıkılmıştı.
Gün ağardığı zaman bir Gök Karga peydahlanmış, Ermenek yönüne doğru yol boyunca uçmaya başlamıştı.
Yörük beyi Selim Çavuş’un torunu Ayşe kız, Gök Karga’dan gözünü ayıramıyordu.
Oba’nın önüne bir belen çıkmıştı.
Belen’in arkasından dolanmak gerekiyordu.
Gök Karga kestirme bir yoldan uçmaya devam etmiş, Ayşe kız oba’dan ayrılarak Gök Karga’nın peşine takılmıştı.
Gözlügöl’ün uzantısı bir su başına vardığı zaman Gök Karga suyun kenarına konmuş, kana – kana su içmiş, Ayşe’de elini yüzünü yıkamış Gök Karga’nın yanında beklemeye başlamıştı.
Gök Karga bir oraya bir buraya gidiyor fakat uçmuyordu.
Ayşe kız’ın kendileriyle birlikte olduğunu zanneden Yörük’ler belen’in arkasından dolanarak suyun bulunduğu yere gelmişler, Ayşe kızı ve Gök Karga’yı orada bekler vaziyette görünce hayretlerini gizleyememişlerdi.
Onların gelişi ile birlikte Gök Karga yine havalanmış kuzeye Ermenek tarafına doğru uçmaya başlamıştı.
Ayşe’de koşarcasına onun uçtuğu yönde peşine takılmıştı.
Yörük obası da Ayşe’nin arkasından kestirme yollardan Elbalak yaylasının doğu yamaçlarından Ermenek’e doğru yol almaya başlamışlardı.
Bu hızlı yürüyüş öğleden sonraya kadar devam etmiş, sınır kavgası yapılan Elbalak yaylası çok gerilerde kalmış, Ermenek Yörük’leri hala görünmemişti.
Öte yandan Ermenek Yörük’leri Anamur Yörük’lerinin harekete geçtiği saatlerde derin uykularındaydı.
( devam edecek )