Ülkemiz gün geçmiyor , maden talanının yeni boyutları ile karşılaşmayalım . Uzak geçmişte, İzmir yakınlarında tonlarca topraktan arsenikle gramla altın çıkarma faaliyeti ve köylülerin direnişi. Yakın geçmişte Erzincan İliç’te te yaşanan maden kazası ve yaşanan maden cinayetleri dün Zeytinlik alanların Maden sahasına açılması yapılması, bugün ülkemizin değişik yerlerinde ve Toroslarda Merkezi hükümet(Ankara) tarafından verilen binlerce maden arama ruhsatı ve ülkemizin altını üstüne getiren yerli görünümlü (ortaklı) arka planda saklanan yabancı şirketler ve yerli işbirlikçileri ile Afrika gibi yarı sömürgeleşen Türkiye…
BİRİNCİ ADIM: MADEN YASASI DEĞİŞTİRİLDİ
2004 Yılına kadar , ülkemizde madencilik arama tekeli, tek yetkili kurumu olan Maden Tetkik Arama (MTA) kurumunun yetkileri çıkarılan maden yasası ile kaldırıldı. Dolayısıyla yerli ve yabancı şirketlerin ve ortaklıklarının ilgili bakanlığın yetkisine bırakıldı, 2017 Cumhurbaşkanlığı referandum ile bu yetki Cumhurbaşkanlığı’na verildi. Ondan sonra çıkarılan gece yarısı CB kararnameleri ile ülkemizin her köşesinde binlerce maden sahası, yerli görünümlü yabancı şirketlerin insafına terk edildi. Ancak ruhsatların alımında her şey yolunda gitmiyordu. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat öncülük ederek 1924 yılında köyü köylüye teslim eden köy kanunu yabancı şirketlerin istediği yere istediği zaman da maden arama işletmelerini kurmalarına engel oluyordu. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk bizzat hazırladığı -köy ve zeytincilik kanununda muhtar ve ihtiyar heyetinin onayı olmadan köylerde özellikle zeytinlik alanlarda çivi çakılmasını engelleyecek bir yasa hazırlamıştı.
Bu engel yabancı tekellerin istedikleri gibi maden sahalarını talan etmelerini engelliyordu.
İKİNCİ ADIM: MADEN ALANLARINDA BULUNAN KÖYLER MAHALLE YAPILDI!
Yabancı maden tekellerin baskısıyla, 12 Kasım 2012 tarihinde 63 60 sayılı Büyükşehir Yasası çıkartıldı. Bu Yasayla sözde köylere kentteki hizmetler gelecek propagandası yapıldı. Muhalefet partilerinin tepkilerine rağmen bu yasa çıkartıldı. Bugün anlıyoruz ki bu yasanın çıkartılmasının asıl amacı özellikle zengin maden yataklarına sahip olan ve doğanı oldu ki Toros dağları üzerindeki şehirlerin Büyükşehir yapılarak maden sahasındaki köylerin mahalle yapılmasıyla , köy kanunun engel olmazsan çıkartılmasıdır.
MERSİN’E 70 KM UZAKLIKTAKİ ARSLANKÖY NEDEN MAHALLE YAPILDI?
Toros dağları Gaziantep’ten Muğla’ya kadar jeolojik yapısıyla zengin maden kaynaklarına sahiptir. Mersin’e 70 km uzaklıktaki 1,5 saatte gidilen 1453 rakımdaki Arslanköy (Kuzeyi Karaman iline sınırdır) zengin maden yataklarının olduğu Toros dağlarına sırtını dayamıştır. Bu nedenle Arslanköy kente çok uzak olmasına ve köy karakterli küçük bir belediye olmasına rağmen, kentteki her hizmet köye gelecek propagandasıyla mahalle yapılmıştır. O günlerde AKP’li belediye başkanı ve CHP’li belde başkanları bu karara köy halkı ile birlikte sandık koyarak oylama yaptırmışlardır. Oylama sonunda köyde yaşayan halkın büyük bir çoğunun karşı çıkmasına rağmen 1953’ten bu yana belediye alan Arslanköy mahalle yapılmıştır. Dün olduğu gibi burada yaşayan yurttaşlarımız çiftçilik, hayvancılık ve arıcılıkla geçinmektedir. Çok zengin yeraltı ve yerüstü sularına sahiptir. Bu nedenle özellikle COVID-19 Pandemisinden sonra çok büyük bir cazibe merkezi olmuştur. Aslanköy‘de 2021 yılında 2000 tane tapunun el değiştirdiği ifade edilmiştir.
ARSLANKÖY VE GÖZNE’NİN GELECEĞİ TEHDİT ALTINDADIR!
4 Aralık 2025 saat 13:00 da Arslanköy‘de ve 16 Aralık 2025 saat 14.00’de Gözne Mahallesi’nde Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) toplantısı yapılacağı duyurulmuştur. Yaz aylarında çok yoğun bir nüfusa sahip olan bu iki yayla köyünde maden çıkarma ruhsat sahası için ÇED toplantısının Aralık ayına denk getirilmesi manidardır.
TARIM HAYVANCILIK VE ARICILIK ÜRETIMI TEHDIT ALTINDADIR!
Birçok uzmanın ifade ettiği gibi 21. yüzyıl Gıda’nın ve suyun yüzyılı olacaktır. Bu nedenle gıda üretimi ve suların korunması çok önemli ve değerlidir. Ülkemiz geçmişte olduğu gibi gıdada kendi kendine yeten ülke olma sıfatını kaybetmiştir. Tarım ürünleri ithalatı her geçen yıl yükselmekte gıdada dışa bağımlılık artmaktadır. Bu nedenle gıda açısından ülkemiz ekonomisini ve halkımızı çok zor günler beklemektedir.
Öte yandan sulama ve içme suları açısından Türkiye artan nüfusla ve iklim krizi ile beraber su krizi kapıdadır. Resmi verilere göre ülkemizde geçtiğimiz yıl yağışlar yüzde 30 azalmıştır. Dünyayı yakın bir gelecekte artık su ve gıda savaşları beklemektedir. O nedenle ülkemizin sayılı su kaynaklarına sahip olması verimli kullanması önemlidir.
MADEN ARAMA FAALİYETLERİNİN EN ÖNEMLİ SONUÇLARI
Maden çıkarmada, çok büyük miktarda patlayıcı kullanılmaktadır.
Bu nedenle:
– Öncelikle yeraltı ve yerüstü sularının akış güzergahı değişmekte, sular Kaybola bilmektedir.
ANFO ve Dinamitle patlatmalarla büyük toz bulutları çevreye yayılmakta özellikle çiçeklerin döllenme zamanı meyve ve sebze üretimini olumsuz etkilemektedir.
Patlamalar sonucu madenlerdeki zararlı elementler toz halinde çevreye yayılmakta insan sağlığı ve tarımı olumsuz etkilemektedir.
Son olarak maden sahasından limanlara sevk edilen binlerce ton taş ve toprak ve madenin taşıması büyük bir trafik ve hava kirliliği yaratmaktadır.
Bunların etkilerinin 1-2 gün içinde değil, aylar hatta yıllara yayılan zaman içerisinde ortaya çıkmakta çeşitli kazalar ve hastalıklar ile tarımda verim kaybı yaşanmaktadır.
YA ŞİMDİ YA DA HİÇBİR ZAMAN..!
Bu nedenlerle 4 Aralık 2025 saat 13.00’de Arslanköy’de ve 16 Aralık 2025 tarihlerinde saat 14.00’de Gözne’de belirtilen yerlerde yapılacak olan ÇED toplantılarına (buralarda yaz veya kış yaşayan) tüm hemşerilerimizin katılarak itirazlarını ÇED toplantı tutanağına geçirmeleri bu beldelerimizde yaşayan halkımızın ve çocuklarımızın geleceği açısından çok önemlidir.
Bu nedenle bu beldelerimizde ve aşağılarında köylerde ve mahallelerde görev yapan tüm muhtarlarımızın duyarlılığı ve birlikte hareket etmesi çok önemlidir.
Ya şimdi, ya da hiçbir zaman..!
İtiraz etmek için gün bugündür, tekrar da bir daha olmayacak, arkasından başka maden ruhsatları da gelecektir.
Haydi birlikte hareket etme zamanı…

