Almanya’da son haftalarda dikkat çekici bir gelişme yaşandı. Yerel seçimlere hazırlanan Almanya için Alternatif (AfD) partisinden yedi aday hayatını kaybetti. Polis, bu ölümlerin doğal sebepler, sağlık sorunları ya da intihar kaynaklı olduğunu açıkladı. Yani ortada şüpheli bir durum bulunmadığını resmî ağızlar defalarca dile getirdi.
Fakat modern çağın en büyük hastalıklarından biri yine sahneye çıktı: komplo teorileri.
Oysa gerçek şu ki; Almanya’da yaklaşık 20 bin adayın yarıştığı bir seçim sürecinde ölüm vakaları, trajik olsa da, istatistiksel olarak imkânsız değil.
İlginç olan, AfD’nin lideri Alice Weidel’in bile bu ölümleri “istatistiksel olarak neredeyse imkânsız” diye yorumlaması. Bu da komplo teorilerine alan açıyor. Dahası, İngiliz aşırı sağcı aktivist Tommy Robinson’un paylaşımları ve Elon Musk’ın tek kelimelik “Garip” yorumu, söylentilerin daha geniş bir kitleye yayılmasına neden oldu.
Burada asıl tartışılması gereken, gerçek ile algı arasındaki uçurum.
Bazen trajik ölümler olur. Bazen tesadüfler üst üste gelir. Ama her şeyi komplo teorilerine bağlamak, toplumu gerçeklerden uzaklaştırır. Belki de bizim asıl sorgulamamız gereken şey şu:

