Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

GAZİ ÖĞRETMEN ( 146 )

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar beyin Türkiye
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar beyin Türkiye Ulusal basınında ve Kıbrıs medyasında yayınlanan ‘’Anamur’dan Kıbrıs’a Barış Suyu ‘’isimli makalesi için Gazi Öğretmene teşekkür ettiği yazısının ikinci bölümü de özetle şöyleymiş:
‘’…Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 2005 yılında içme suyu açığı: 8.4 milyon metreküptü.
2035 yılında ise tahmini açık: 31.78 milyon metreküp olacak…
Bu açığı kapatmak için Kıbrıs’a Barış suyu projesi ile sağlanacak su miktarı yılda 75 milyon metreküp olacak…
Niye Kıbrıs?
Bir zamanlar Türklük dünyasının kendi toprakları içinde göl haline getirdiği Akdeniz’in kuzeydoğusunda yer alan Kıbrıs adası 9283 kilometre karelik bir alanı kaplamaktadır.
Kıbrıs adasının 3355 kilometrekarelik Kuzey bölümünde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulmuştur. Kıbrıs adası, jeopolitik ve stratejik konumu nedeniyle doğu Akdeniz’de bir kilit noktası durumundadır.
Ada; Ortadoğu ve doğu Akdeniz’i, Süveyş kanalını, bu bölgeden geçen bütün deniz ve hava yollarını, Kızıl Deniz ile Pers körfezinin tamamını kontrol edebilecek bir stratejik konumdadır.
Kıbrıs; Anamur’a 40,Yunanistan’a ise 1100 mil uzaklıktadır. Kıbrıs’ta barışa ulaşmanın en kestirme yolu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini ekonomik yönden kalkındırmaktır.
KKTC’nin ekonomik yönden kalkınmasına en büyük katkı Anamur Alaköprü barajında depolanacak suyun % 10’unun Kıbrıs’ta inşa edilecek olan Geçitköy barajına götürülmesi olacaktır.
Ekonomik yönden başkasına muhtaç olmayan mamur, kalkınmış, onurlu bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne her millet barış elini uzatma arzusunu duyacaktır.
Yunanistan ve Rumlar bile…
Türkiye’nin Güneydoğu sahillerine yakınlığı, 1571 yılından 1878 yılına kadar tam 308 yıl salt ve saf Türk olarak kalması, birinci ve ikinci barış harekâtları, şu andaki konumu, adadaki Türk varlığı nedeniyle Kıbrıs; Türkiye’nin vazgeçemeyeceği bir Vatan parçasıdır.
Kıbrıs; Türkiye’nin ve Anadolu’nun doğal coğrafi uzantısı olmasının yanında adeta Türklüğün tescil ve tapusu olan tarihî-dini eser ve varlıklarıyla da bizimdir. Türk’tür. Türkiye’dir. Yavru Türkiye’dir. Yavru vatandır.
Peygamberimizin halası “HALA SULTAN” ın Kıbrıs’taki türbesi, adanın Türk ve Müslüman oluşunun tescil ve temsilidir.
Ada’nın en kuzey ucundaki Hz. Ömer Türbesi; Anadolu’nun en güney ucu olan Anamur burnu ile barış nöbetinde gibidir.
İskenderun ve Hatay’a uzanan Karpat Bölgesi adanın Anadolu’ya tutunan ve “Beni bırakma…”diyen eli gibidir.
Magosa’nın deniz sahili Maraş, Kahraman Maraş’ımızın adını bizden alan öz evladıdır.
Narenciye, hurma, muz bahçeleriyle Lefke ve Güzelyurt; Sadece her sabah, ve her akşam değil günün her saatinde Anamur’a selam durur, selam verir gibidir.
Sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetindeki değil Ada’nın her yanındaki camiler, türbeler, kaleler, köprüler, köşkler : “Ben Türküm, ben Müslüman’ım” diye dünyanın sağır kulağına her an canhıraş bir sesle seslenmektedir.
Birileri istemese de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gelişecek, serpilecek, güçlenecek, Türk kalacak ve Türklük dünyasındaki onurlu yerini alacaktır.
Bunun en belirgin örneği Anamur’dan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine “BARIŞ SUYU” nun götürülmesidir.’’
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar’la Gazi Öğretmenin yaptığı telefon konuşmasında Gazi Öğretmenin anlattıklarını Sayın Ersin Tatar bey ilgiyle dinlemiş…
Sayın Ersin Tatar bey Gazi Öğretmene Kıbrıs Barış harekatı ile ilgili başka bir yazısından söz etmiş ve o yazı için de teşekkür etmiş…
Sayın Ersin Tatar beyin bahsettiği ulusal basında çıkan ve Kıbrıs gazetelerince alıntı yapılan yazı da özetle şöyleymiş:
‘’… 1967 yılında Kıbrıs olayları patlak vermişti.
O dönemde Yunan ordusu 15 bin askerini Kıbrıs’a göndermişti. İstanbul’da Cağaloğlu’nda Milli Türk Talebe Birliği vardı.
Hemen onun karşısında da Milli Türk Talebe Federasyonu vardı.
Ben Milli Türk Talebe Birliği üyesiydim.
O yıllarda tüm ülke genelinde iki ayrı grubun mücadelesi vardı.
Milli Türk Talebe Birliği bir görüşü, Milli Türk Talebe Federasyonu da başka bir görüşü temsil ediyordu.
Her konuda ters düştüğümüz gibi Kıbrıs konusunda da Federasyonla ters düşmüştük.
Biz Rumların Kıbrıs’ta Türklere karşı giriştikleri katliamı telin ederken onlar Türk askerinin Kıbrıs’tan çekilmesini istiyorlardı.
Bu konuda da karşılıklı sopalı, bıçaklı kavgalarımız olmuştu.
MTTB’de başkanımız sayın Rasim Cinisli idi. Federasyoncular beni tanımadıkları için sayın Cinisli tebdil-i kıyafetle beni zaman-zaman onların arasına gönderir ve konuşmalarını sayın Cinisli’ye anlatırdım.
Milli Türk Talebe Birliği bünyesinde pek çok çalışmalarımız olmuştu…
Derken işte bu Kıbrıs olayları patlak vermişti.
Türkiye askeri müdahalede bulunacağını belirtmiş hatta TBMM’si hükümete müdahale yetkisi vermişti.
Ben Milli Türk Talebe Birliğinde Judo kurslarına devam ediyordum. Bir gün bir binbaşının sivil kıyafetle kursa geldiğini ve bizlerle konuşacağını söylediler.
Sayın Cumhurbaşkanına arz etmeye çalıştığım şekliyle Binbaşı olduğu söylenen kişi Judo kursuna devam eden yüzlerce judocu arasından 30 kişi seçmişti. Ben de seçilenler arasındaydım.
Kurstan sonra salondan ayrılmamamızı ve bizlerle özel olarak konuşacağını söylemişti.
O gece Orman fakültesinde sol grup tarafından rehin alınan bir kısım sağ görüşlü öğrenciyi kurtarmak için Milli Türk Talebe Birliğine bağlı gençler olarak gece yarısı Orman Fakültesine gitmiş ve öğrencileri kurtarmıştık.
Acaba binbaşı bunun için mi gelmişti? Ben bu düşüncedeyken Kapalı spor salonunun öbür yanında Karate kursunda bulunan bir gurup arkadaş da yanımıza gelmişti.
Toplam 50 kadar olmuştuk. Bir kısmımız öğrenciydi.Siviller de vardı.
O sıralarda da Kıbrıs’a gönüllü gitmek için ülke genelinde kampanyalar düzenleniyordu.
Binbaşı olduğu söylenen kişi kısa bir konuşma yaptı. Kıbrıs olaylarını anlattı.
Sayın Rauf Denktaş’ın Türkiye’de olduğunu, gizlice Kıbrıs’a gitmesinin gerektiğini, bunun için de sivillerden oluşan bir grubun sayın Denktaş’la birlikte gizlice Kıbrıs’a gideceğini
bunun için de vatanını seven Milli Türk Talebe Birliğine bağlı üyelerden oluşan bir grup kuracağını, bu iş için bizi seçtiğini belirtmişti…Onurlanmıştık, gururlanmıştık..
Eğitim başlamıştı.2 ay içinde bisiklete, motosiklete binmesini, araba kullanmasını öğretmişlerdi.
2 ay inde Taksi ehliyeti almamızı sağlamışlar, Judo ’da da birkaç kuşak değiştirmemiz için bizi yetiştirmişlerdi…
Yakın dövüş taktikleri ve tabancayla ateş etmesini öğretmişlerdi…
Gerçekten iyi yetiştirilmiş 50 kişilik grup 2 ay içinde Kıbrıs’a gitmek üzere hazırlanmıştık.
Sayın Denktaş’ın Anamur üzerinden gizlice Kıbrıs’a çıkmasına yardımcı olacaktık.
Anamur’lu oluşum nedeniyle olsa gerek Binbaşı benimle daha bir başka ilgileniyordu.
Diğer arkadaşlarımdan ayrı olarak bana EL YAZMASI bir KIBRIS HARİTASI vermişti.
Harita Osmanlıca yazılmıştı ve ayrılan grup içerisinde benden başka Osmanlıca bilen yoktu.
Haritayı ÇOK GİZLİ kaydıyla verdiğini kimseye göstermemem gerektiğini de söylemişti.
Sayın Rauf Denktaş’ı Kıbrıs’a çıkardığımız takdirde bu haritayı kendisine vermemi istemişti.
Sayın Denktaş’a veremediğim dünyada ilk defa yapılan EL YAZMASI Haritayı şu anda GİZLİ kaydıyla Arşivimde saklamaktayım.
O sırada Anamur’da Kıbrıs’a yönelik KIBRIS’IN SESİ adıyla bir radyo evi kurulmuştu.
Anamur’dan motorlarla, kayıklarla gizlice Kıbrıs’a silah ve mühimmat sevki yapılıyordu.
Sanırım bunları anlattığım için benimle diğer gruptan ayrı görüşmeler yapıyordu.
Binbaşı’nın anlattıklarına göre sayın Denktaş’ın gizlice Kıbrıs’a gitmesini can güvenliği nedeniyle hükümet de istemiyordu..
Ama Denktaş Anamur üzerinden mutlaka Kıbrıs’a gizlice gitmeliymiş…
Çalışmalarımız sona ermiş ve her zaman sivil kıyafetle ge- len Binbaşı askeri kıyafetiyle son defa son toplantımıza gelmiş, hazır vaziyette beklememizi istemişti…
Ayrıca Kıbrıs olayları sona erinceye kadar KETUM davranmamız gerektiği konusunda namus ve şeref sözü almıştı…
Babam güneydoğuda kolunu kaybeden bir Gazi idi. Binbaşının özel talimatıyla gizlice Anamur’a gelmiş, durumu babama anlatmıştım…
Babam savaş taktiklerini bilen biriydi ve o da Ketum davranmış anneme bile bir şey anlatmamıştı…
Bağlantılar yapılmış ve sayın Rauf Denktaş 1964 yılında Anamur’a gelmiş, Kıbrıs’a çıkış ortamı ayarlanıncaya kadar yeri tarafımdan bilinen bir evde saklanmış ve Anamur üzerinden gizlice Kıbrıs gitmiş, adaya çıkmıştı.
Bu plana dahil olmak isteyen Milli Türk Talebe Birliğine mensup gençler de ayrı-ayrı görevlerle bu Kıbrıs’a çıkışa destek olmaya çalışmışlardı…
Benim görevim Anamur’da kalacak yer sorununu çözmek olmuştu…
Sayın Cumhurbaşkanı Ersin Tatar beyefendinin bahsettiği yazı buydu ve bu görev yerine getirilmişti ancak sayın Denktaş adaya çıktığı anda Yunanlılar tarafından tutuklanmış, Tür-
kiye ve Amerika Birleşik Devletlerinin baskısıyla Türkiye’ye iade edilmişti.
Bizim görevimiz neydi ve sonuç ne olmuştu?..
Namus ve şeref sözü vererek KETUM davranmamız istenmişti ya…
Bu konuda şu anda bile susmak görevimizdi.
Aradan 44 yıl geçtikten sonra 2008 yılı Ağustos ayında Cumartesi Sohbet Köşesinde Anamur Türkmen Efem radyosunda canlı yayında telefonla halka açık olarak sayın Rauf
Denktaş’la bu konuları konuşmuştuk. Kendisi Anamur’u, Anamurluyu, Anamur sahillerini çok iyi tanıdığını söylemişti…
Kendisini Anamur’a davet etmiştim…Kendisiyle eski günleri anmıştık, halka açık ancak hiç kimsenin anlayamayacağı rumuzlu konuşmalar yapmıştık…
Nereden nereye…
Allah nasip etmiş ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin her iki Cumhurbaşkanı ile telefonda konuşmak nasip olmuştu: Hem merhum Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Hem de şu andaki Cumhurbaşkanı sayın Ersin Tatar bey ile…
İşte öğrencilik yıllarımda Kıbrıslı kardeşlerimize bir vefa borcu olarak böyle bir girişimimiz olmuştu…
O dönemde birçok arkadaşımız gönüllü olarak Kıbrıs’a gitmek için yazılmışlardı…Ancak onlar bizim grup gibi şanslı olamamışlardı. ‘’
Sayın Cumhurbaşkanının telefonda bahsettiği yazı da kısaca böyleymiş…
Gazi Öğretmen Telefon konuşmasında sayın Cumhurbaşkanına bunlardan söz etmeye çalışmış…
Sayın Cumhurbaşkanına konuşma arasında Gazi Öğretmen Kıbrıslı arkadaşlarından eski Orman bakanı sayın İlkay Kamil’den, Evkaf Genel Müdürü sayın Mustafa Haşim Altan ve diğer arkadaşlarından bahsettiği zaman Sayın Cumhurbaşkanı kendilerini yakinen tanıdıklarını ve müşterek arkadaşlarını tanımaktan mutlu olduğunu belirtmişler…
Gazi Öğretmen Sayın Cumhurbaşkanı Ersin Tatar beyefendiye aradığı için tekrar teşekkür ederken İlkay Kamil, Mustafa Haşim Altan, Muzaffer, Ahmet,…ile Kıbrıslı mücahit kardeşleri Süleyman Ali, İbrahim Sadık, Ahmet Haşim, Küçük Rauf ile Saliha, Fatma, Zübeyde bacıları ve diğerlerinin kulaklarını çınlatıyormuş…
( devam edecek )