Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

GAZİ ÖĞRETMEN (103 )

2004 yılında meydana gelen bir olay Gazi Öğretmeni sevince boğmuş,
2004 yılında meydana gelen bir olay Gazi Öğretmeni sevince boğmuş, her şeyi unutturmuş, İstanbul’da bir torunu dünyaya gelmiş… Adını Batuhan Nafi koymuşlar…
Büyük oğlu Ahmet İstanbul’da Reno Mais genel merkezinde satın alma bölümünde yöneticilik yapıyormuş… Doğum yaklaştığı için eşi Habibe’yi İstanbul’a göndermiş…
Gazi Öğretmen ÇİLEK ile ilgili ziraatla uğraşıyormuş… Aynı zamanda serada yetiştirdiği ÜZÜM ile ilgili şahsi çalışmalar yapması gerekiyormuş… Bir taraftan da BALIK çiftliği ile ilgili çalışmalar yapıyormuş…
İş yoğunluğu nedeniyle İstanbul’a gidememiş…
İstanbul’a gidememiş ama torununun ‘KIRK’ı çıktıktan sonra gidecekmiş…
Bu arada torunu Batuhan Nafi’ye ithaf edilmek üzere bir hikâye kitabı yazmaya karar vermiş…
Torunumun Batuhan Nafi’nin doğumunun;
İlk 10’uncu gününde Anamur yöresel halk oyunlarından ANAMUR YOLLARI’nın hikâyesini…
İlk 20 ‘inci gününde Anamur yöresel halk oyunlarından DANIŞMAN’ın hikâyesini…
İlk 30’uncu gününde Anamur yöresel halk oyunlarından GÖK GARGA’nın hikâyesini…
İlk 40’ıncı gününde Anamur yöresel halk oyunlarından GERALİ HAMÇÖKELEK’in hikâyesini yazmış…
40 gün sonra İstanbul’a gidip uğruna hikâyeler yazdığı torununu görmüş…
Torunu Batuhan Nafi’nin doğumunun ilk 10’nuncu gününde kendisine ithaf etmek üzere yazdığı “Anamur Yolları’’ nın hikayesinde bilinen 4 temel bilgi varmış; Kızılca köyü… Kanuni Ahmet Çavuş… Ahmet çavuşun yavuklusu Gülizar ve Balkan Savaşı…
Torunu Batuhan Nafi’nin doğumunun ilk 20 ‘inci gününde yazdığı ve kendisine ithaf ettiği “Danışmanın Düzlüğü” hikayesinde bilinen 2 bilgi varmış; Danışman düzlüğü, Yörüklerin burada yaptıkları eğlenceler…
Torunu Batuhan Nafi’nin doğumunun ilk 30’uncu gününde kendisine ithaf etmek üzere yazdığı “Gök Garga Zeybeğinin hikayesinde bilinen 3 bilgi varmış; Gök Garga, Ayşe kız, Ermenek’le Anamur’un sınır kavgaları…
Torunu Batuhan Nafi’nin doğumunun ilk 40’ıncı gününde yazdığı ve kendisine ithaf ettiği “Gerali Hamçökelek” hikâyesinde bilinen 3 bilgi varmış; Gerali…Gerali’nin eşkıya olarak dağa çıkması…İki eş alması…
Gazi Öğretmen adı geçen hikâyeleri 2006 yılında ANAMUR YÖRESEL HALK HİKÂYELERİ adlı bir kitapta toplamış ve “Sevgili torunum Batuhan Nafi Mert”e ithaf edilerek 10 bin adet bastırılıp dağıtılmış…
Birinci baskısı kısa sürede biten kitabın bir kısmı Anamur Belediye başkanlığı armağanı olarak halka dağıtılmış…
İkinci baskı için de Anamur Belediyesine yetki verilmiş…
Gazi Öğretmenin Torunu Batuhan Nafi Mert’in doğumu ile ilgili anekdotlardan biri buymuş…
40 günde kitap yazmak…
Gazi Öğretmenin performansı da buymuş…
Geceleri hikâye yazarken gündüzleri de Çilek üretimiyle uğraşıyormuş…
O dönemde Çilek; Anamur ve Bozyazı’ya yerfıstığı ve susam’a alternatif olarak girmiş…
Çilek; yatırım girdilerini kısa zamanda karşılayıp kâra geçen bir ürünümüzmüş…
Kireç yönünden fazla zengin olmayan bütün bölgelerde yetişebilme özelliğine sahipmiş…
Kumlu ve hafif bünyeli süzek toprakları seven bir bitkiymiş…
Seddeler hazırlanarak seddelerin üzeri naylonla kapatılarak ve uygun yerlerinden naylon delinerek dikilen bir bitkiymiş…
Gazi Öğretmen Çilek üretiminin bazı önemli noktaları da şöyle tespit etmiş;
Dikimi yapılacak fideler fide üretilin parsellerden alınmalı, 2 – 3 genç yaprak kalacak şekilde yaşlı yapraklar alınıp öyle dikilmeliymiş…
15 Temmuz – 15 Haziran tarihleri arası yaz dikimi, Eylül sonları ile Ekim ayı başlarında erken son bahar dikimi, Kasım ayı içerisinde kış dikimi yapılmaktaymış…
En ideali yaz dikimiymiş…
Çilek fazla suyu sevmezmiş… Fazla su “sarılık” ve “mantar” hastalıkları meydana getirmekteymiş…
Çilek Mayıs ayından itibaren kol vermeye başlarmış, bu kollar koparılmalıymış…
Örtü altına alınacak çileklerde Kasım ayında budama yapılmalıymış…
Örtü altına alınmayacak çilekler ocak ayının birinci yarısında budamaya alınmalıymış…
Bu kısa bilgilerle Gazi Öğretmen de Çilek üretimine başlamış… 2’ inci yıl ürettiği Çilekler yurt dışına ihraç edilmeye başlanmış…
Halen açık ve kapalı olmak üzere yurt dışına ihraç edilebilecek kalitede Çilek üretimi devam etmekteymiş…
Ziraatla ilgilenmek Gazi Öğretmenin dolu-dolu geçen hayatının en verimli, en zevkli yanları olmuş…
Gazi Öğretmeni en çok heyecanlandıran Üzüm bağlarının sera içine alınması, örtü altı üzüm yetiştiriciliği olmuş…
Bir diğeri Zeytin bahçesi…
Bir başkası yaylada Elma bahçesi…
…Ve başka bir heyecanlandıran olay yaylada Ceviz bahçesi…
Gazi Öğretmen devlet memuru iken yıllar yılı 3 görevi birlikte yürütmüş… Aynı anda 3 gazetede birden yazıları ve her hafta radyoda konuşmaları oluyormuş…
Emekli olduktan sonra ziraatla da uğraşmaya başlamış… Ziraat olayında da bir koltukta 5 karpuz bile taşımaya başlamış…
Bir tarafta muz bahçeleri, bir tarafta narenciye bahçeleri, zeytin bahçeleri, y aylada elma – ceviz bahçeleri, bir tarafta çilek tarlalarıyla uğraşırken örtü altı üzüm / asma yetiştiriciliğine merak sarmış…
Bu iş için 2000 metrekarelik bir arsa üzerine Üzüm / asma serası yaptırmış ve içerisine Manisa’dan getirttiği 3 cins asma / üzüm dikmiş…
Sera normal muz serası ölçülerinden daha küçükmüş ve tünel şeklindeymiş…
Üzümlerin / asmaların Manisa’dan getirtilmesinde Anamur İlçe Tarım Müdürlüğünün katkıları ve destekleri olmuş…
Ankara Ziraat Fakültesinden bir ziraat mühendisinin de katkılarıyla 1×1,5 ebadında ara ile 80 santimetre derinliğinde çukurlar açmış ve üzümleri / asmaları buralara dikmiş…
Üzüm / asmaların sağa-sola yatmaması için de 2’şer metre yüksekliğinde Kargı’dan direkler dikip 8 rakamı tipinde bu direklere bağlamış…
2 metre yükseklikte 20’şer santimetre ara ile üzerine tel bağlamış…
Seranın normal yüksekliği 2,5-3 metre arasındaymış…
Bizi üzüm dikme konusunda bilgilendiren Ziraat mühendisi arkadaşı üzüm yetiştirme şeklini özetle şöyle demişti:
“…1 yıl içerisinde asmalar tel seviyesine ulaşacak…Her bir asmada 6 kol bırakacaksınız …Diğerlerini budayacaksınız…
Her 1 kolda 1’er kilo olmak üzere 3 salkım yetişecek…Bir asma kökünden toplam 18 kilo üzüm elde edilecek…”
Gazi Öğretmen her türlü çalışmasını Ziraat mühendisinin tavsiyelerine göre gerçekleştirmiş ve iyi ürün elde etmiş…
Ancak 2 yanılgı olmuş…
Birincisi; her asmadan 18 kilo ürün alınamamış…
İkincisi 1×1 ebadında dikin dendiği halde Gazi Öğretmen 1×1.5 olarak dikmiş… Yine de sık gelmiş aralarından 1’er asmayı kesmiş 1.5×2’ye dönüştürmüş…
Asmadan iyi verim alabilmek için bazı püf noktaları tespit etmiş…
Örtü altı asma / üzümcülüğü yapıldığı için kış sezonu boyunca asmaların ÜŞÜME olayında sorun yaşanmaktaymış…
Bir asmanın verime oturması için kış sezonunda eksi derecelerde 100 saat üşümesi gerekmekteymiş…Bunun için sera naylonunun tamamen açılması gerekmekteymiş…
100 saatlik üşüme olayından sonra “ŞOKLAMA” için bir ilaç verilmesi ve seranın kapatılması ve “AÇIK” asmalar henüz yaprak açmadan asmanın salkıma oturtulması, tozlaşmanın tamamlanması ve en geç 15 mayısta Üzüm’ün “turfanda” olarak piyasaya çıkarılması, paketlemeye özen gösterilmesi gerekmekteymiş…
Anamur mikro-klima özelliğine sahip bir iklim kuşağında olduğu için de açık asmalar neredeyse Tarsus kadar erken yetiştirilebilmekteymiş…
Onun için Anamur açık üzüm yetiştiriciliğiyle sera üzüm yetiştiriciliğinin püf noktalarının iyi bilinmesinde fayda varmış…
Gazi Öğretmen bütün bu püf noktaları öğrenmiş “İhracata gidecek kalitede üzüm yetiştirmiş…
“Örtü altı üzüm yetiştiriciliğinde Gazi Öğretmeni en çok zorlayan “uç alma” , “koltuk alma” ve “budama” işlemleri oluyormuş…
Bu işlemleri tek başına kendisi yapıyormuş…
“ÜZÜM Bağının en zevkli yönü ise “BAĞ Bozumunda akraba, dost ve arkadaşları ile birlikte “bağ bozumu” nu gerçekleştirmek oluyormuş
( devam edecek )