Geçtiğimiz aylarda MERSİN gazetesinde Cenab-ı Allah’ın varlığı üzerine yaklaşık 8 gün devam eden bir makalem yayımlanmıştı.
Makale gazetenin internet sitesinde de yayımlanmış yurt içi ve yurt dışından pek çok okuyucumun ilgisini çekmişti.
Yurtiçinde bazı internet siteleri makaleyi sitelerinde yayımlamış ve okuyucularıyla buluşturmuştu.
Almanya’dan mesaj gönderen sevgili Süleyman Tufan Bey internetten okuduğu; “ Tasarım mı, tesadüf mü Allah’ın varlığını akılla anlamak “ başlıklı makaleyi mail olarak tanıdıklarına gönderdiğini bildirmişti.
Hollanda’da yaşayan sevgili Turgut Yılmaz kardeşimizin yaklaşımı bir başka türlü olmuş, makalemi çok olumlu bulduğunu söylemiş ve cevaplandırmam için bir de soru göndermiş…
Sorusunda diyor ki; “Bazı kimseler dini konularda sadece Kuran-ı Kerimi kaynak kabul ediyor, Peygamberimizin Hadislerinin bir kısmına inanıyor, bir kısmına inanmıyorlar.
Hatta bazı kimseler de Hadislere inanmıyor.
Bir kısım insanlar da Peygamberimizin Peygamberliğini kabul etmiyor, Hz. Ali’nin Peygamber olduğunu söylüyor.
Bu kimselerin durumu nasıl değerlendirilmelidir?
Yani bunlar gerçek manada Müslüman mıdır? Değil midir?”
İşte soru bu…
Soruya gönderdiğim cevabı sizlerle de paylaşmak istiyorum:
Kimin gerçek manada Müslüman olduğu, kimin Müslüman olmadığı konusunun takdiri ancak Cenabı Allah’a aittir.
Şu kadarını söyleyelim ki; Kuran-ı Kerime inanan ve fakat peygamberimizin hadislerine inanmayan insanlar gerçek anlamıyla iman etmiş sayılmazlar.
Çünkü Allah’ın kitabını, Kuran-ı Kerimi dolayısıyla Allah’ın sözlerini bize ulaştıran Peygamberimizdir.
Peygamberimizin Kuran’dan başka olarak söylediği sözleri kabul etmemek, farkında olmadan Allah tarafından gönderilen ve
Peygamberimizin aracılığıyla bize ulaştırılan Kuran’ı inkâr etmek olur.
Eğer Peygamber olmasaydı Allah’ı ve Kuran’ı insanlara kim tanıtabilecekti?
Kuran-ı Kerimde: “Peygamber size neyi emrettiyse onu yapın. Size neyi yasak ettiyse ondan da sakının” buyrulmaktadır.
Bu şekliyle; Peygamberin hadislerine inanmayan bu ayete de inanmıyor demektir ki; bu durumda olan kişi Allah’ın emirlerine karşı gelmiş olur.
İslam’ın inanışına göre; sadece bizim peygamberimiz değil bütün Peygamberlerin özelliklerinden birisi de “Sadık” olmalarıdır.
Yani asla yalan söylememeleridir.
Bu nedenle sadece peygamberimizi değil; Kuran’da ismi geçen bütün peygamberleri kabul etmek de dini bir görevdir.
Ancak diğer Peygamberlerin hükmü geçtiği için son Peygamber olan Hz. Muhammed’ (SAV) in emirlerine göre hareket edilmelidir.
Son Peygambere inanmayanlar, onun hadislerinin tamamını değil bir kısmını bile inkâr edenler; Allah’a tam anlamıyla iman etmiş sayılmazlar.
Allah’a gerçek anlamda iman etmenin, Kuran-ı Kerimi kabul etmenin yolunu gösteren Peygamberimizdir.
Bu nedenle Hadislere inanmayan kişiler gerçek anlamda iman etmiş olamazlar.
Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV)’in Peygamberliğini inkâr edip, Hz. Ali (RA)’ nin Peygamber olduğunu söylemek ise kasıtlı olarak tarihi ve dini gerçekleri inkâr etmek demektir.
Bu ise dini açıdan adeta bir manevi cinayettir.
Devir bu tür cinayetleri işleme devri değildir.
Devir birlik ve beraberlik devridir.
Devir insanların inançlarını bozma, yok etme devri değil onların inançlarını ve İmanlarını kurtarma, koruma devridir.
Hoşça kalınız.

