Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

GAZİ MERT-SOHBET KÖŞESİ: GEÇ KALMADAN ÜLKEMİZDE BİRLİK VE BERABERLİK SAĞLANMALIDIR

Rusya ve Ukrayna arasında yapılmakta olan savaşın başlangıcı için pek
Rusya ve Ukrayna arasında yapılmakta olan savaşın başlangıcı için pek çok senaryolar hazırlanmış ve bunlardan biri de en basit tabirle Ukrayna’da bulunan ve Ukraynalı olan ayrılıkçı güçlerin kendi ülkelerine Rusları çağırmaları olmuştur.
…Ve bunu bahane eden Ruslar ayrılıkçı güçlere güya yardım için Ukrayna’ya savaş açmış on binlerce kişinin ülkelerini terk etmelerine ve binlerce masum çocukların ve kadınların ölümüne sebep olmuşlardır…
Bu ibretlik olaydan ders alınmalıdır…
Ülkemizde dış güçleri çağıracak tipte maalesef vatan, devlet ve millet düşmanı binlerce kişi bulunmaktadır…
Bu vatan, millet ve devlet düşmanları ülkemiz için adeta kıyamet senaryoları hazırlanmaktadırlar.
Yurt içi ve yurt dışı düşmanlarımız bu senaryoların baş yazarları…
İnsan sormak istiyor ; ” – Siz hangi ülkenin işgal ordularısınız?…” diye…
Bu çelişkili ortamda internet siteme bir mail gönderilmiş….
Mail’i gönderen bir Emekli öğretmen…
Sayın Yılmaz TÜRKMEN bey diyor ki mail’inde:
 “Ben emekli öğretmenim. Yazılarınızdan sizin de eğitimci olduğunuzu sanıyorum.
Bizlerin görev yaptığımız dönemlerle şimdiki dönemi kıyaslıyorum, üzülüyorum.
Son yıllarda ülkemizde siyasi yönden, dini yönden, iktisadi anlayış yönünden bazı gruplaşmaların olduğunu gözlemekteyiz.
Yüzyıllarca birlik beraberlik içinde yaşayan insanlarımız niçin parçalanıp bölünmüştür?..
Balkan savaşlarında, cihan savaşlarında omuz omuza savaşan insanların torunları bugün niçin birbirine karşı düşmanlık besliyorlar?
Birlik-beraberlik üzerine ayet ve hadis var mıdır?
Ülkede birlik-beraberliğimiz nasıl sağlanmalıdır?
Lütfen bu konularda bizleri aydınlatır mısınız?”
Arkadaşımızın sorusu bu…
Sayın Yılmaz beye böyle bir soru gönderdiği için teşekkür ediyorum.
Türk milleti olarak bugünlere kolay gelmedik.
Bir su matarasına, bir kundura bağına, bir tüfek kayışına, bir lokma ekmeğe, bir silah mermisine muhtaç günlerden geldik.
Bizim gibi toplu bir İstiklal Savaşı vermiş milletlerin sayısı çok değildir.
O savaşları yaşamış, cephede kanını, kolunu, bacağını bırakmış insanlarımızdan bir kısmı hala aramızda yaşıyorlar.
Son yüzyılda dünya bir Balkan, iki dünya savaşı yaşadı.
İlk dünya savaşında 10 milyon insan can verdi.
Kaybolanların sayısı 15 milyon…
Her üç savaş da ya topraklarımız üzerinde veya çevremizde yapıldı.
Bugünkü nesiller, o günleri yaşamış insanların hatıralarını dinleyerek büyüdüler.
Haçlının, Rus’un, Yunan’ın günah izleri; Taşımızdan-toprağımızdan henüz silinmedi.
Hal böyleyken; Acaba bu acı günlerden alınacak ibret dersi son yıllarda nasıl unutuldu?
İstiklal için savaş vermiş, savaş kazanmış bir milletin çocukları devletine nasıl başkaldırıyor?..
Karakollara, okullara, devlet kuruluşlarına nasıl baskın düzenleyebiliyor?
Polisi, jandarmayı nasıl arkadan vurabiliyorlar?
Masum çocuklar, hamile kadınlar nasıl kurşuna diziliyor?
Henüz uzak olmayan bir tarihte düşman çizmesi altından kurtarılan vatanda insanlarımız nasıl birbirine düşürüldü?
Millet olarak toparlanmaya, asgari müşterekte birleşmeye, birlik ve beraberlik içinde yaşamaya muhtacız.
Doğu-batı, kuzey-güney, yaşlı-genç, okuyan-okumayan, işçi-patron, amir-memur, asker-sivil demeden toplu bir bütünleşme, birlik-beraberlik hamlesi başlatmalıyız.
Ülkemiz ekonomik eğitim seferberliği paketleri yanında birlik-beraberlik paketine de muhtaçtır.
Durumumuz “Boş ver” anlayışına uygun değildir.
Yüzyıllarca “Nizam-ı âlem”i temsil ettik.
Millet olma tecrübemiz hiçbir millette yok…
Tarihin en güçlü ordularını, dünyanın en büyük imparatorluklarını kurduk. Yer altı-yerüstü zenginliklerimiz, tarihi, stratejik, demokratik imkanlarımız düşmanlarımızı kıskandıracak kadar güçlü…
Bu imkanları hakkıyla değerlendirebilirsek hem bölge, hem dünya barışına yön verecek ışıklı pırıltılı bir ülke olabiliriz.
Komünizmin çöküşüyle birlikte bu bölgede kurulan Türk devletleri bizim liderliğimizi bekliyor.
O halde neden bir ve bütün değiliz?
Bazı İnsanlarımız niçin devlete karşı gelme yolunu seçiyor?
Kuzeyden, batıdan, güneyden, doğudan tam bir ateş çemberi içerisindeyiz! Rusya’nın dağılmasına rağmen kuzeyimiz yine Demirperde…
Batı komşumuz bir Türk düşmanlığı cezbesinde…
Ayakları henüz yere basmayan güney ve doğu komşularımız kardeş kavgasında…
Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerim’de;
“Birbirinizle ihtilafa düşerek çekişip durmayın. Aksi halde başarısızlığa düşersiniz. Gücünüz, kuvvetiniz kaybolup gider…”. buyuruyor.
Yine başka bir Ayet-i Kerimede:
“İnanmayanlar bile birbirlerinin yardımcılarıdırlar. Şayet siz böyle yapmazsanız, yeryüzünde büyük bir fitne ve kargaşa ortaya çıkar.” buyrulmaktadır. Peygamber Efendimiz, Veda Hutbesi’nde: “Sakın benden sonra ihtilafa düşüp, birbirinizin boynunu vurmayınız” buyurmaktadır.
Ayet ve hadislerdeki ikazlar bizi derin-derin düşündürmelidir.
Aksi takdirde bu ikazların muhatap ve mahkumu oluruz.
Dünya yürüyor…Yürüyen, ilerleyen dünyada durmak, çağın ve ihtiyaçların gerisinde kalmaktır.
İslam dini fitneyi yasaklamış bir dindir.
Bizi birbirimizle kavgaya götürecek hiçbir problemimiz yoktur.
Menfaatimiz kavgada değil, birbirimizi sevmededir.
Bölüşemediğimiz nedir?
Yüzümüzü ağartan bir sevgi ve kucaklaşma ile yokluğun üzerine yürümek varken, kavga etmek nedendir?
Rusya-Ukrayna  savaşının devam ettiği  şu günlerde bu soruları herkes birbirine sormalıdır.
Zaman kaybetmeden geçmişimizin ve geleceğimizin sırtımıza yüklediği ağır sorumlulukları bütün partiler birlikte çözmelidir.
Bu bizim kurtuluşumuz olacaktır.
Hoşça kalınız.