Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

GAZİ MERT-SOHBET KÖŞESİ: YUNUS EMRE VE TÜRK DİLİ YILI ÖDÜL TÖRENİ…-2

Bu haberin fotoğrafı yok
Yunus Emre’nin her bir şiirinin çağları ve kıtaları aşarak bütün insanlığa mal olan mesajlara dönüştüğüne işaret eden Erdoğan, “Türkçemizin kudretini gösteren bu mesajların her bir dizesi kelime kelime, her bir kelimesi hece hece, her bir hecesi harf harf zenginleşerek günümüze erişmiş ve 700 yıllık maziyi bize ait kılmıştır.
İşte bu şuurla onun adını verdiğimiz enstitülerimiz, güzel Türkçemizin, tarihimizin, gelenek, göreneklerimizin, sanat ve estetik anlayışımızın, bütün dünyada tanınması için çok mühim bir vazifeyi ifa etmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.
Erdoğan, Yunus Emre’nin sevgi ve barış dilini medeniyetler beşiği Anadolu’nun bilgi ve irfanını, dünyanın dört bir yanına taşıyan herkese teşekkürlerini iletti.
Malazgirt Zaferi’nin ardından Anadolu’yu fikren ve fizikken bayındır hale getirmek, temelinde adalet olan bir nizama kavuşturmak için milletçe çok çetin mücadeleler verildiğini dile getiren Erdoğan, bir taraftan Haçlıların ve Moğolların tahripkar saldırılarını bertaraf ederken, diğer taraftan dünya tarihinin akışını değiştiren büyük bir medeniyetin inşasına girişildiğini hatırlattı.
Anadolu’nun her köşesinin camiler, medreseler, dergahlar, kütüphaneler, çeşmeler, köprüler, çarşılar, hamamlar, hanlar ve kervansaraylarla tıpkı bir gergef gibi ilmek ilmek dokunduğunu aktaran Erdoğan, “Fethettiğimiz bu topraklar kısa zamanda bambaşka bir çehreye büründü.
Karahanlı, Gazneli, Selçuklu devirlerinde doğan, büyüyen, gelişen ve Anadolu’ya taşınan medeniyetimiz, Osmanlı ile olgunluk çağına erişti.” diye konuştu.
Hacı Bayram Veli’nin bu süreci, “Nagehan ol şara vardım/ Ol şarı yapılır gördüm/ Ben dahi bile yapıldım/Taş’u toprak aresinde.” diyerek anlattığını ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:
“Ecdadımız da yaşadığı coğrafyayı, bu şanlı medeniyetin renkleriyle, desenleriyle bezerken aynı zamanda kendini de inşa etti.
Milletimiz İslam’ın rengine büründükçe güzelleşti, İ’layi Kelimetullah uğruna gayret gösterdikçe güçlendi, adli ilahiyi tesis ettikçe avni ilahiye mazhar oldu.
Üzerine yağan her belayı def ederek, bu topraklarda kök saldı.
Kur’an-ı Kerim başta olmak üzere İslam nişanelerine kusursuz bir saygı gösteren milletimiz bunu Rabbimizin rızasına erdirecek bir haslet olarak gördü, dilini de Kur’an ile güzelleştirdi.
Kur’an’ın temel kavramlarını, fiillerini, tabirlerini hayranlık uyandıracak bir marifetle Türkçeye taşıdı.
Türkçe bu sayede kazandığı ifade kudretiyle tarihinin en parlak çağlarını yaşadı. Fuzuli, Baki, Hacı Bayram Veli, Şeyh Galip, Süleyman Çelebi, Nedim, Erzurumlu Emrah, Ziya Paşa, Namık Kemal, Mehmet Akif, Yahya Kemal gibi birçok şair nice şaheserlere imza attı.”
Türk milletinin insanlığa kazandırdığı Türkçe eserlerin şiirle sınırlı kalmadığını, ilmin bütün dallarında kütüphaneler dolusu eser telif edildiğini belirten Erdoğan, 17. yüzyıldan itibaren ilmi ve edebi metinlerde Arapça ve Farsça tamlamaların bolca kullanılmaya başlanmasıyla yazı dili ile konuşma dili arasında fark oluştuğuna dikkati çekti.
Erdoğan, ifrat derecesindeki bu cereyana karşı çıkan yazarların, şairlerin, münevverlerin, Türkçeyi aslına en uygun şekilde sadeleştirmek için gayret gösterdiğini hatırlatarak, bu sayede geçtiğimiz asrın başına gelindiğinde yazı dili ile konuşma dili arasındaki farkın büyük ölçüde kapatıldığını söyledi.
Türkiye’de 1930’lu yıllara geldiğinde bu defa da sözde dilde sadeleştirme faaliyetlerinin tefrit derecesinde neticelerin doğmasına sebep olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
“Güya Türkçemizi yabancı kelimelerden arındırma bahanesiyle asırlardır benliğimize şekil veren nice kelime dilimizden dışlandı, hor görüldü. Bunların yerine konmak istenen tatsız, tuzsuz, renksiz, ahenksiz yüzlerce kelimeyle kadim medeniyetimiz kesintiye uğratılmaya çalışıldı.
Asırlar boyunca dilimizin musiki kudreti kazanması, kelimelerimizin birer name güzelliği alması için verilen emekler yok edilmek istendi. Hayali kurulan şey aslında devletimizin müesseselerinden de milletimizin gönlünden de ecdadın bütün izlerini silmekti.”
Erdoğan, Cemil Meriç, Peyami Safa, Necip Fazıl, Ahmet Kabaklı, Faruk Kadri Timurtaş gibi birçok münevverin “uydurukça” diye tabir ettiği bu yeni kelimelerin milli hançereye uymadığı gibi düşünce ufkunu da daralttığını ifade ederek, şunları söyledi:
“Aleni, bariz, aşikar, ayan, bedihi, vazıh, sarih, münhal, üryan, berrak kelimeleri yerine günümüzde sadece ‘açık’ kelimesini kullanmaya mahkum olmamız başka nasıl izah edilebilir?
Maalesef bunun gibi yüzlerce misal vermek mümkündür.
Hele sosyal medya denen mecralarda kullanılan dil, Türkçemiz için tam bir felaket habercisidir.
Bu meseleyi ciddiyetle ele almazsak fikri muhtevamızın kısırlaşma tehlikesiyle karşı karşıya kalacağını üzülerek ifade etmek isterim.”
Bugün milletin henüz bir asır önce yazılan Mehmet Akif Ersoy’un şiirlerini, Ömer Seyfettin’in hikayelerini hatta Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni anlayamamasının dile yapılan suikastın büyüklüğünü gözler önüne serdiğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
“Lisanımızı tehdit eden diğer bir unsur ise tabelalarda, yazışmalarda ve konuşmalarda yabancı kelime kullanma hastalığıdır.
Bu salgın da 1930’larda başlayan dilde tasfiye hareketinin menfi neticelerinden biridir.
Türkçemizi kısırlaştırma çabaları aynı zamanda onu Avrupai dillerin istilasına da müsait hale getirmiştir.
Dilimiz adeta müstevlilerin istilası altında. Çağdaşlıklarını ve ilericiliklerini ortaya koydukları fikirlerle, eserlerle, ürünlerle değil de kullandıkları yabancı kavramlarla göstermeye çalışanların zavallı hallerini acı bir gülümsemeyle takip ediyoruz.
Halbuki Türkçemizi korumak, geliştirmek ve zenginleştirmek için verdiğimiz mücadele esasında bir milli mücadeledir, bir beka mücadelesidir.
İnşallah diğer mücadelelerimiz gibi dilimizi koruma gayretimizi de başarıyla neticelendireceğiz. Bu konuda takip edeceğimiz yol, Yunus Emre’nin yoludur. ” dedi
Yıllardır Yunus Emre ve Türk dili için konuşmalar yapılır, makaleler yazılır…
Şimdiye kadar hiç bir Cumhurbaşkanı Yunus  Emre ve Türk dili için bu kadar güzel ve teferruatlı anlatım yapmamıştır…
Bu konuda son söz Cumhurbaşkanımızın…
Hoşça kalınız.