Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

GAZİ MERT-SOHBET KÖŞESİ: ŞEHİDLERİMİZ VAR… ŞEHİTLERİMİZİN KANI YERDE KALMAMIŞ İNTİKAMLARI ALINMIŞTIR

Bu haberin fotoğrafı yok
Yine 3 şehidimiz var…Şehitlerimizin kanı yerde kalmamış 12 terörist öldürülmüştür…
Suriye sınırında yer alan Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesi 3’üncü Hudut Alay Komutanlığı’na bağlı Gültepe Hudut Karakolu sorumluluk bölgesinde askeri aracın geçişi sırasında teröristler tarafından sınır hattındaki menfeze yerleştirilen el yapımı patlayıcının (EYP) infilak ettirilmesi sonucu Piyade Teğmen Murat Alyakut, Piyade Onbaşı Enes Koç ile Piyade Sözleşmeli Er Ertuğrul Ulupınar şehit olmuştu.
Şanlıurfa’da düzenlenen törenin ardından şehitlerin cenazeleri memleketlerine uğurlanmıştı.
Terör örgütleri Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesinde hudut hattında askeri aracın geçişi sırasında meydana gelen patlamada şehit düşen askerlerden sözleşmeli Er Ertuğrul Ulupınar (22), memleketi Mersin’in Gülnar ilçesinde binlerce kişinin katıldığı törenle son yolculuğuna uğurlandı.
Piyade Sözleşmeli Er Ertuğrul Ulupınar’ın naaşı da havayoluyla Adana’ya ve oradan karayoluyla memleketi Mersin’in Gülnar ilçesine getirildi.
İlk önce babaevine götürülen şehidin naaşı, helallik alınmasının ardından tören için Gülnar Hükümet Konağı önüne getirildi.
Burada baba Nebi, anne Şadiye ile şehidin kardeşleri Alperen ve Satuk Buğrahan başta olmak üzere birçok yakını Mehmetçiğin elinde tuttuğu fotoğrafı öperek gözyaşı döktü.
Şehidin fotoğrafını taşıyan Mehmetçik ise ağlamamak için kendini zor tuttu. Binlerce kişinin doldurduğu meydanda cenaze namazının kılınmasından sonra şehidin naaşı Ayvalı Mezarlığı’nda gözyaşları arasında toprağa verildi.
Törene Vali Ali İhsan Su, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Yunus Elitaş, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Akdeniz Bölge ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Fuat Gedik, Adana Garnizon Komutan Yardımcısı Tuğgeneral Mustafa Cüneyt Arıkan, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Necip Çarıkçıoğlu, milletvekilleri, il, ilçe protokolü, emniyet, jandarma ve askeri personel ile şehidin yakınları, ailesi ve binlerce kişi katıldı.
Şehitlerimize Allah’tan rahmet kederli ailelerine baş sağlığı diliyoruz.
Bugünkü sohbetimizin konusu terör olayları ve de şehitlerimiz…
Terör belası çıktığından bu yana  40 yıla yakın resmi kaynaklardan hep “benzer” açıklamalar…
Her gün terör inlerine bomba yağdırıyoruz, onca terörist, “hem de üst düzey yöneticileri dahil” yok edildi, ama terör bitmek bilmiyor.
PKK, KCK, DHKP, MLKP, MKP, DEAŞ,, FETÖ gibi terör örgütlerince yurt içi ve yurt dışında şehit edilen vatan evlatlarımızın acısı yüreklerimizi dağlamaya devam ederken bazı sade vatandaşlarımızdaki bu terör sevgisi, terörist seviciliği, bu kavga, bu duyarsızlık, bu beyanatlar niye?
Başta T.B.M.Meclisinde gurubu bulunan partilerin terör sempatizanlarına, terörist sevicilerine, terör  yandaşlarına sormak lazım; Kuzeyden güneye, doğudan batıya ülkemizin dört bir yanında gencecik fidanlarımızı ne zamana kadar şehit olarak uğurlamaya devam edeceğiz?
Türk milleti olarak bugünlere kolay gelmedik.
Bir su matarasına, bir kundura bağına, bir tüfek kayışına, bir lokma ekmeğe, bir silah mermisine muhtaç günlerden geldik.
Bizim gibi toplu bir İstiklal Savaşı vermiş milletlerin sayısı çok değildir.
O savaşları yaşamış, cephede kanını, kolunu, bacağını bırakmış insanlarımızdan bir kısmı hala aramızda yaşıyorlar.
Son yüzyılda dünya bir Balkan, iki dünya savaşı yaşadı. İlk dünya savaşında 10 milyon insan can verdi.
Kaybolanların sayısı 15 milyon…
Her üç savaş da ya topraklarımız üzerinde veya çevremizde yapıldı.
Bugünkü nesiller, o günleri yaşamış insanların hatıralarını dinleyerek büyüdüler.
Haçlının, Rus’un, Yunan’ın günah izleri; Taşımızdan-toprağımızdan henüz silinmedi.
Hal böyleyken; Acaba bu acı günlerden alınacak ibret dersi son yıllarda nasıl unutuldu?
İstiklal için savaş vermiş, savaş kazanmış bir milletin çocukları devletine nasıl başkaldırıyor?..
Karakollara, okullara, devlet kuruluşlarına nasıl baskın düzenleyebiliyor?
Polisi, jandarmayı nasıl arkadan vurabiliyorlar?
Masum çocuklar, hamile kadınlar nasıl kurşuna diziliyor?
Henüz uzak olmayan bir tarihte düşman çizmesi altından kurtarılan vatanda insanlarımız nasıl birbirine düşürüldü?
Millet olarak toparlanmaya, asgari müşterekte birleşmeye, birlik ve beraberlik içinde yaşamaya muhtacız.
Doğu-batı, kuzey-güney, yaşlı-genç, okuyan-okumayan, işçi-patron, amir-memur, asker-sivil demeden toplu bir bütünleşme, birlik-beraberlik hamlesi başlatmalıyız. Ülkemiz ekonomik eğitim seferberliği paketleri yanında birlik-beraberlik
paketine de muhtaçtır.
Durumumuz “Boş ver” anlayışına uygun değildir.
Yüzyıllarca “Nizam-ı âlem”i temsil ettik. Millet olma tecrübemiz hiçbir millette yok…
Tarihin en güçlü ordularını, dünyanın en büyük imparatorluklarını kurduk.
Yeraltı-yerüstü zenginliklerimiz, tarihi, stratejik, demokratik imkânlarımız düşmanlarımızı kıskandıracak kadar güçlü…
Bu imkânları hakkıyla değerlendirebilirsek hem bölge, hem dünya barışına yön verecek ışıklı, pırıltılı bir ülke olabiliriz.
Komünizmin çöküşüyle birlikte bu bölgede kurulan Türk devletleri bizim liderliğimizi bekliyor.
O halde neden bir ve bütün değiliz?
Bazı İnsanlarımız niçin devlete karşı gelme yolunu seçiyor?
Kuzeyden, batıdan, güneyden, doğudan tam bir ateş çemberi içerisindeyiz.
Rusya’nın dağılmasına rağmen kuzeyimiz yine Demirperde…
Batı komşumuz bir Türk düşmanlığı cezbesinde…
Ayakları henüz yere basmayan güney ve doğu komşularımız kardeş kavgasında…
Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerim’de;
“Birbirinizle ihtilafa düşerek çekişip durmayın. Aksi halde başarısızlığa düşersiniz. Gücünüz, kuvvetiniz kaybolup gider…”. buyuruyor.
Yine başka bir Ayet-i Kerimede:
“İnanmayanlar bile birbirlerinin yardımcılarıdırlar. Şayet siz böyle yapmazsanız, yeryüzünde büyük bir fitne ve kargaşa ortaya çıkar.” buyrulmaktadır.
Peygamber Efendimiz, Veda Hutbesi’nde:
“Sakın benden sonra ihtilafa düşüp, birbirinizin boynunu vurmayınız” buyurmaktadır.
Ayet ve hadislerdeki ikazlar bizi derin-derin düşündürmelidir.
Aksi takdirde bu ikazların muhatap ve mahkumu oluruz.
Dünya yürüyor…
Yürüyen, ilerleyen dünyada durmak, çağın ve ihtiyaçların gerisinde kalmaktır.
İslam dini fitneyi yasaklamış bir dindir.
Bizi birbirimizle kavgaya götürecek hiçbir problemimiz yoktur.
Menfaatimiz kavgada değil, birbirimizi sevmededir.
Bölüşemediğimiz nedir?
Yüzümüzü ağartan bir sevgi ve kucaklaşma ile yokluğun üzerine yürümek varken, kavga etmek nedendir?
ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ sloganının sıkça söylendiği şu günlerde bu soruları herkes birbirine sormalıdır.
Başta Şanlıurfa şehitlerimiz olmak üzere bugüne kadar şehit düşen tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine baş sağlığı diliyorum.
Hoşça kalınız.