Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

GAZİ MERT-SOHBET KÖŞESİ: ÜLKEMİZE SAHİP ÇIKMAK VE DEVLET YANLISI OLMAK…

Bu haberin fotoğrafı yok
Son günlerde televizyonlarda görünen manzaraları, bazı gazetelerde yayımlanan yazılanları Türkiye’miz hiç hak etmiyor…
İktidar ve muhalefet arasındaki söz düellosu inanılamayacak boyutlara ulaşmış durumda…
2021’de koronavirüse karşı aşılamanın başlamasının ardından salgın yasaklarının gevşetilmesiyle siyasetçiler de sahaya indi.
Erken seçim tartışmaları, muhalefetin cumhurbaşkanı adayının kim olacağı tartışmaları gündemden düşmedi.
Hem salgın, hem de uygulanan ekonomi politikaları nedeniyle, geçen yılın son aylarında Türk lirasının rekor değer kaybı, hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon, iktidarı zorlayan konular oldu.
Muhalefetin iktidara yönelik erken seçim baskılarını artırmayı hedeflediği yeni yılda, siyasetin rotasını büyük ölçüde ekonomideki gelişmeler belirleyecek görünüyor.
Koronavirüs salgını ve Cumhurbaşkanı  sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “faiz sebep, enflasyon sonuç” yaklaşımıyla uygulamaya koyduğu yeni ekonomi politikaları nedeniyle, geçen yılın son aylarında Türk lirasında rekor değer kaybı görüldü.
Lütfü Elvan’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan istifası ve yerine yardımcısı Nureddin Nebati’nin atanmasından sonra geçen yılın son ayında uygulamaya konulan “kur korumalı TL mevduatı” sistemi dövizi bir süre frenlese de, uygulanan politikanın esas sonucu 2022’de görülecek.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, yeni yılda önceliğini enflasyon ve hayat pahalılığına karşı ekonomi politikalarına vermesi bekleniyor.
Türkiyede bu gelişmeler yaşanırken komşumuz Yunanistan adaları silahlandırmış, ülkesini Amerikan üsleriyle donatmış ve Türkiye ile savaşmak için hazırlıklar yapmakta…
Amerika Birleşik devletleri’nin terör örgütlerine verdiğ destek hepimizin malumu…
Şimdi devlete sahip çıkma, ülkemizi kalkındırma hamlelerine yardımcı olma ve terörün yok edilmesi için birlik olma zamanı…
Ortadoğu’nun kan gölüne dönüşmesi, Amerikanın Türkiyeye karşı tutumu, Yunanistanın akılalmaz şımarıklıkları,Suriye ve Irak’ta meydana gelen terör olaylarının Türkiye’mize sıçraması İktidar ve Muhalefet partilerini uzun-uzun düşündürmelidir.
Her kesimin kabul edebileceği yeni bir çözüm süreci oluşturulmalı, iktidarıyla, muhalefetiyle bu sürece katkıda bulunulmalıdır.
Türk milleti olarak bugünlere kolay gelmedik.
Bir su matarasına, bir kundura bağına, bir tüfek kayışına, bir lokma ekmeğe, bir silah mermisine muhtaç günlerden geldik.
Bizim gibi toplu bir İstiklal Savaşı vermiş milletlerin sayısı çok değildir.
O savaşları yaşamış, cephede kanını, kolunu, bacağını bırakmış insanlarımızdan bir kısmı hala aramızda yaşıyorlar.
Son yüzyılda dünya bir Balkan, iki dünya savaşı yaşadı.
İlk dünya savaşında 10 milyon insan can verdi.
Kaybolanların sayısı 15 milyon…
Her üç savaş da ya topraklarımız üzerinde veya çevremizde yapıldı.
Bugünkü nesiller, o günleri yaşamış insanların hatıralarını dinleyerek büyüdüler.
Haçlının, Rus’un, Yunan’ın günah izleri; taşımızdan-toprağımızdan henüz silinmedi.
Hal böyleyken; Acaba bu acı günlerden alınacak ibret dersi son yıllarda nasıl unutuldu?
İstiklal için savaş vermiş, savaş kazanmış bir milletin çocukları devletine nasıl başkaldırıyor?..
Karakollara, okullara, devlet kuruluşlarına nasıl baskın düzenleyebiliyor?
Polisi, jandarmayı nasıl arkadan vurabiliyorlar?
Masum çocuklar, hamile kadınlar nasıl kurşuna diziliyor?
Henüz uzak olmayan bir tarihte düşman çizmesi altından kurtarılan vatanda insanlarımız nasıl birbirine düşürüldü?
Millet olarak çözüm süreci üretmeye, toparlanmaya, asgari müşterekte birleşmeye, birlik ve beraberlik içinde yaşamaya muhtacız.
Doğu-batı, kuzey-güney, yaşlı-genç, okuyan-okumayan, işçi-patron, amir-memur, asker-sivil demeden toplu bir çözüm süreci üretme, bütünleşme, birlik-beraberlik hamlesi başlatmalıyız.
Ülkemiz ekonomik eğitim seferberliği paketleri yanında yeni bir çözüm süreciyle birlik-beraberlik paketine de muhtaçtır.
Durumumuz “Boş ver” anlayışına uygun değildir.
Yüzyıllarca “Nizam-ı âlem”i temsil ettik.
Millet olma tecrübemiz hiçbir millette yok…
Tarihin en güçlü ordularını, dünyanın en büyük imparatorluklarını kurduk.
Yeraltı-yerüstü zenginliklerimiz, tarihi, stratejik, demokratik imkânlarımız düşmanlarımızı kıskandıracak kadar güçlü…
Bu imkânları hakkıyla değerlendirebilirsek hem bölge, hem dünya barışına yön verecek ışıklı pırıltılı bir ülke olabiliriz.
Komünizmin çöküşüyle birlikte bu bölgede kurulan Türk devletleri bizim liderliğimizi bekliyor.
O halde neden bir ve bütün değiliz?
Bazı İnsanlarımız niçin devlete karşı gelme yolunu seçiyor?
Kuzeyden, batıdan, güneyden, doğudan tam bir ateş çemberi içerisindeyiz!
Rusya’nın dağılmasına rağmen kuzeyimiz yine Demirperde…
Batı komşumuz bir Türk düşmanlığı cezbesinde…
Ayakları henüz yere basmayan güney ve doğu komşularımız kardeş kavgasında..
Dünya yürüyor… Yürüyen, ilerleyen dünyada durmak, çağın ve ihtiyaçların gerisinde kalmaktır.
Bizi birbirimizle kavgaya götürecek hiçbir problemimiz yoktur.
Menfaatimiz kavgada değil, birbirimizi sevmededir.
Bölüşemediğimiz nedir?
Yüzümüzü ağartan bir sevgi ve kucaklaşma ile yokluğun üzerine yürümek varken, kavga etmek nedendir?
2022 yılına girdiğimiz şu günlerde bu soruları herkes birbirine sormalıdır.
Yeni bir çözüm üretmeli, geçmişimizin ve geleceğimizin sırtımıza yüklediği ağır sorumlulukları birlikte çözmeliyiz.
Bu bizim gerçek kurtuluşumuzun başlangıcı olacaktır.
Hoşça kalınız.