İslâm dünyasında 11. yüzyılda sözü edilmeye başlanan Hacivat –Karagöz oyununa o dönemde : ‘’ gölge hayali ‘’ adı verilmiştir.
Karagöz oyunu, özellikle 17. yüzyıldan sonra oldukça yaygınlaşmıştır.
19. yüzyılda Karagöz, kısaca, hayal oyunu diye anılmış, bu oyunu
oynatan sanatçılara da hayalî (hayalci, Karagözcü) denmiştir.
Karagöz oyunu, halk kültürünün ortak ürünüdür. Bu oyunlarda işlenen çeşitli konuları kimin düzenlediği belli değildir.
Karagöz, tuluata dayandığı için oyunun sözlerini, her sanatçı, oyun sırasında kendine göre düzenler.
Karagöz oyunları 19. yüzyılda yazıya geçirilmeye başlanmıştır.
Bundan yaklaşık 60 yıl önce Anamur’un Bozyazı kasabasında Gürlevik mahallesinde İlkokulda öğrenciyken her yıl Hacivat – Karagöz oyunu izlerdik.
Aradan 60 küsur yıl geçmesine rağmen geleneksel Türk gölge oyunumuz Hacivat – Karagöz hala seyrine doyamadığımız bir oyun…
Geçtiğimiz aylarda Yunanistan ZOUGLA TV’de bir program yayımlandı
Hacivat-Karagözle ilgili bir program…
Programı izlerken Yunanlıların bizim Hacivat-Karagöze nasıl sahip çıktıklarını hayretle gördüm.
Yunanlılarda Türk düşmanlığı bir türlü bitmiyor…
Türkiyeye karşı savaş hazırlığı olarak Amerika Birleşik devletleriyle anlaşarak pek çok bölgeye üsler kurdurdu.
Üstelik Ege’nin kuzeyinde Midilli Adası’na 1 Yunan mekanize tümeni; Limni, Sakız ve Sisam adalarına birer Yunan mekanize tugayı konuşlandırıldı. Taşoz, Semadirek, Bozbaba, İpsara ve Ahikerya olmak üzere toplam 5 adaya da tabur- alay seviyesinde askeri birlik konuşlandırdı.
Yunanistan, Türkiye’ye yönelik jet harekatı için Limni ve Midilli Adası’na havaalanları inşa etti ve buralara savaş uçakları yerleştirdi. Ege Denizi’ne çıkan Türk savaş uçaklarına, bu adalardan kalkan Yunan savaş uçakları tarafından önleme ve it dalaşı yapılmaktadır.
Yunanistan, Rodos’a 1 mekanize tümeni; İstanköy’e 1 mekanize tugayı konuşlandırdı. Batnoz, Lipso, İleriye, Kelemez, İstanbulya, İncirli, Sömbeki, İleki, Kerpe ve Meis olmak üzere toplam 10 adaya da tabur- alay seviyesinde askeri birlik konuşlandırdı. Yunanistan, İstanköy ve Rodos Adası’na havaalanları inşa etti. Ege Denizi’nin güneyinde, gayri askeri statüdeki 14 adadan 12’si silahlandırıldı.
Askeri yönde bütün bu hazırlıklar yanında kültür miraslarımıza da sahip çıkıyor:
Türk baklavasını İngiltere’ye Yunan baklavası diye satan Yunanlılar kültür miraslarımıza sahip çıkmaya devam ediyor.
Evet…Kültür yönünden gözden kaçan bir husus var;
Hacivat – Karagöz oyunumuz…
Geçtiğimiz yıllarda Kültür Bakanlığımız Hacivat-Karagöz oyununun Türkiye’ye ait olduğunu belirten açıklamalar yapmıştı….
Bu açıklamadan sonra bile Yunanlılar Hacivat – Karagöz oyunumuza kendi ülkelerinin kültür mirası imiş gibi sahip çıkmaya devam ediyorlar…
Bunun en belirgin örneği ZOUGLA TV’ de yayımlanan programda Hacivat-Karagözün kendi gölge oyunlarıymış gibi gösterilmesi…
Bu konuda yine kültür bakanlığımıza büyük görevler düşüyor…
Kültür miraslarımız yeni baştan tespit edilmeli ve bunlara sahip çıkılmalıdır.
Hacivat-Karagöz oyunu Yunanlılara ait olabilir mi?
Bu mümkün değil…
Hacivat ve Karagöz ikinci Osmanlı padişahı Orhan Gazi zamanının insanlarıdır.
Orhan Gazi 1324-1362 yılları arasında Padişahlık yaptığına göre Hacivat-Karagöz de bu yıllarda yaşamıştır.
Rivayete göre;
Orhan Gazi Bursa’da bir cami yaptırmaktadır.
Bu caminin inşaatında Karagöz adında bir demirci çalışmaktadır.
Karagöz duvar taşların demir kenetlerle birbirine bağlamaktadır.
Aynı inşaatta arkadaşı Hacı İvad (Hacivat) da çalışmaktadır.
Karagözle-Hacivat’ın birbirleriyle şakalaşmaları, işçilerin de onların hallerine gülüp çalışmayı aksatmaları yüzünden işler ilerlememektedir.
Orhan Gazi inşaatı gezerken inşaatın ilerlemediğini görünce Mimarbaşıyı sorguya çeker.
Mimarbaşı Hacivat’la Karagözün durumunu anlatır.
Padişah kızmıştır.
Her ikisini de huzuruna çağırtır.
Bir hamam muhaveresi yaptırır.
Oyun hoşuna gider.
İşin sürüncemede kalmasına da göz yummaz, onları uyarır.
Birkaç gün sonra yine inşaatını kontrole gelir.
Bakar ki yine ilerleme yok.
Mimarbaşı aynı mazereti anlatınca Hacivat ve Karagözün idam edilmelerini emreder.
Bunu duyan Karagöz;
“Adam sen de….” diyerek sol eliyle sakalını tutup, sağ elini sallar…
Hacivat ise; iki elini yumruk yapıp üst üste vurarak:
“Taş taş üstünde kalmasın” der.
İkisi de padişahın emriyle idam edilir.
Orhan Gazi sonradan Hacivat’la Karagözü idam ettirdiğine pişman olmuştur.
Buhara’nın Küster kasabasından gelen Şeyh Küşteri, Karagöz-Hacivat hayallerini perdeye aksettirip konuşturarak padişahın üzüntüsünü hafifletir.
Bu rivayet ister gerçek ister asılsız olsun Anadolu Türkleri bu hayal oyununu yaşatmış ve Karagözün şahsında onu milli bir hüviyete sokmuştur.
Karagöz; cahil fakat saf ve temiz ruhlu, zeki, kabiliyetli Türk halkını temsil eder.
Hacivat ise; Halktan kopmuş, aydın bir tiptir.
Karagöz oyunun öbür tipleri şunlardır:
Celebi (Zengin, züppe), Zenne (kadın tipi), Tuzsuz deli Bekir (kabadayı), Beberuhi (aptal), Kayarto (zenci halayık), Rumelili (pehlivan) gibi tipler…
Karagöz oyunu maalesef unutulmaya yüz tutmuş, ya da günümüze uyarlanarak özelliğini kaybetmiştir.
Yunanlılar bu oyuna sahip çıkmıştır ve sahip çıkmaya devam etmektedir.
İlgilileri yeniden göreve çağırıyoruz:
Lütfen kültür miraslarımıza sahip çıkınız.
Hoşça kalınız.
