Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

GAZİ ÖĞRETMEN ( 122 )

Gazi Öğretmen Anamur Halkoyunlarından Gök Karga oyunu ile ilgili yaptığı
Gazi Öğretmen Anamur Halkoyunlarından Gök Karga oyunu ile ilgili yaptığı araştırmaları sonunda oyunun ortaya çıkışını tespit etmiş ve Gök Karga oyununun hikayesini yazmış…
Gazi Öğretmenin yazdığı ve dilden dile dolaşan Gök Karga zeybeği oyunu hikayesinin ikinci ve son bölümü şöyleymiş:
‘’ … Her iki yörenin devlet yöneticileri ile Yörük beyleri bir araya gelmişler barışçı bir çözüm aranmıştı.
Çözüm şöyleydi:
Elbalak yaylasında bulunan Anamur Yörük’leri Gözlügöl civarında toplanacaklar, Ermenek Yörük’leri de Elbalak’a aynı uzaklıkta Ermenek yöresinde bir araya geleceklerdi.
Aynı gün sabaha karşı horozlar öter ötmez Yörük’ler hem Ermenek tarafından hem de Anamur tarafından yola çıkacaklar her grubun arasında karşı taraftan 2′şer şahit bulunacaktı.
Antlaşma şartları gereğince Anamur Yörük’leri Gözlügöl’de toplanmış yatsı namazını kıldıktan sonra meydana büyük bir ateş yakmışlardı.
Ateş o kadar harlıydı ki karşı dağların yamaçlarını bile gündüz gibi aydınlatıyordu.
Yörük’ler de sanki sabah olmuş gibi saz çalıp türkü söylemeye, eğlenmeye başlamışlardı.
Horozlar bu aydınlığı ve gürültüyü duyunca sabah oldu zannederek ötmeye başlamışlardı.
Horozlar ötünce karşı tarafın şahitleriyle birlikte yola çıkılmıştı.
Gün ağardığı zaman bir Gök Karga peydahlanmış, Ermenek yönüne doğru yol boyunca uçmaya başlamıştı.
Yörük beyi Selim Çavuş’un torunu Ayşe kız, Gök Karga’dan gözünü ayıramıyordu.
Oba’nın önüne bir belen çıkmıştı.
Belen’in arkasından dolanmak gerekiyordu.
Gök Karga kestirme bir yoldan uçmaya devam etmiş, Ayşe kız oba’dan ayrılarak Gök Karga’nın peşine takılmıştı.
Gözlügöl’ün uzantısı bir su başına vardığı zaman Gök Karga suyun kenarına konmuş, kana – kana su içmiş, Ayşe’de elini yüzünü yıkamış Gök Karga’nın yanında beklemeye başlamıştı.
Gök Karga bir oraya bir buraya gidiyor fakat uçmuyordu.
Ayşe kız’ın kendileriyle birlikte olduğunu zanneden Yörük’ler belen’in arkasından dolanarak suyun bulunduğu yere gelmişler, Ayşe kızı ve Gök Karga’yı orada bekler vaziyette görünce hayretlerini gizleyememişlerdi.
Onların gelişi ile birlikte Gök Karga yine havalanmış kuzeye Ermenek tarafına doğru uçmaya başlamıştı.
Ayşe’de koşarcasına onun uçtuğu yönde peşine takılmıştı.
Yörük obası da Ayşe’nin arkasından kestirme yollardan Elbalak yaylasının doğu yamaçlarından Ermenek’e doğru yol almaya başlamışlardı.
Bu hızlı yürüyüş öğleden sonraya kadar devam etmiş, sınır kavgası yapılan Elbalak yaylası çok gerilerde kalmış, Ermenek Yörük’leri hala görünmemişti.
Öte yandan Ermenek Yörük’leri Anamur Yörük’lerinin harekete geçtiği saatlerde derin uykularındaydı.
Şafak sökmüş horozlar ötmeye başlamış onlar da Elbalak yaylasına doğru yürümeye başlamışlardı.
Gök Karga’nın, Ayşe kızın durumu, Ayşe kızın gözüne girmek isteyen gençlerin hareketleri Anamur Yörük’lerine daha bir şevk vermiş hızlarını artırmıştı.
Ermenek’e bağlı Kazancı yöresine yaklaştıkları zaman ilerde bir toz bulutu görmüşler, yürüyüşlerini yeterli görerek beklemeye başlamışlardı.
Gök Karga’da kuru bir pelit ağacının üzerine konmuştu.
Ayşe’nin gözüne girmek isteyen oba’nın gençleri ileri atılmışlar kuru ağacın üzerindeki Gök Karga’yı tutup Ayşe kıza getirmişlerdi.
Gök Karga sanki Ayşe kızın avuçlarının içinde mutluydu.
Ayşe kız adeta Gök Karga’ya aşık olmuştu.
Gençler hemen aracıkta pelit dallarından bir kafes yapmışlar ve Gök Karga’yı kafese koymuşlardı.
Gök Karga kafeste, kafes Ayşe kızın elindeydi.
Gözlügöl’ün Gök Karga’sı kafese girmişti.
Derken Ermenek Yörük’leri Kazancı yakınlarında Anamur Yörük’leriyle buluşmuş her iki tarafın şahitleri karşılıklı görüşmüşler, anlaşmışlar, olayı onaylamışlardı.
Buluşma yeri Anamur ve Ermenek ilçesinin sınırı olmuştu.
Durum Yörük beylerine ve her iki ilçenin yöneticilerine bildirilmiş Anamur – Ermenek sınırı böylece çizilmişti.
Başbakanlık arşiv belgelerine göre;
Osmanlı imparatorluğunda oymak, aşiret ve cemaatlarla ilgili bölümlerde bu yörelerin, Yörüklerin yaylakları olduğu da ifade edilmektedir.
Belgelerin bir bölümünde yörükan taifesinden Sipahili cemaatinin Niğde, Konya, Adana, Mersin, Kastamonu, Kocaeli sancaklarında yaşadıkları belirtilerek;
“İncirbelik nam mahalden kalkup, Anamur’da Kırkkuyu nam mahalde yaylayup, İncirbelik’te kışlarlar” denilmektedir.
Bu yöreler aynı zamanda tarihi İpek Yolunun da geçit yerleriydi.
Alanya’ya 30 km mesafede bulunan Alarahan’dan kalkan İpek Yolu yolcuları Mersin, Adana, Gaziantep, Kahramanmaraş’a giderken bu yörelerden geçmekteydi.
İpek yolu güzergâhını belirleyen işaret taşları hala buralarda sapasağlam durmaktadır.
O yıldan sonra Elbalak otlakları, Gözlügöl, Kırkkuyu, Dokuzoluk ve civarındaki yaylalar Anamur’lu, Bozyazı’lı Yörüklerin yaylakları olmuştu.
Gök Karga için, Ayşe kız için türküler söylenmeye başlanmıştı.
Gök Karga Zeybeği türküsü Anamur’da, Bozyazı’da, civar il ve ilçelerde yıllar yılı nesilden nesile söylenegelmiş, halk oyunları olarak bu yörelerde, eğlence yerlerinde, düğünlerde, bayramlarda, kızlı erkekli oynanmaya başlanmıştır.
Öyle ki diğer yöresel halk oyunlarıyla birlikte yapılan yarışmalarda 10′larca Türkiye birincilikleri kazanmıştır.
Her yörenin halk oyunlarında olduğu gibi Gök Garga oyununda da kız ve erkeklerin özel kıyafetleri vardır.
Bu kıyafetler yıllarca halk arasında da giyilmiştir.
Şu anda halk oyunları için hazırlanan kıyafetleri Anamur ve Bozyazı halkı günlük kıyafet alarak giyerlerdi.
Bu kıyafetlerin bir kısmı erkek kıyafeti bir kısmı kadın kıyafeti idi.
Erkek kıyafetleri; Uzun kollu yelek, yarım kollu dize kadar uzanan göynek, topuğa kadar uzanan don, arası bol olarak dikilen şalvar, koyun yününden yapılan ceket, diz üstü bol diz altı dar pantolon günlük hayatta giyilmekte idi.
Kadınlar ise; kısa kollu, diz veya topuğa kadar uzanan fistan, kolu dirseğe kadar uzanan göynek, yazmanın üzerine üstlük ve gelinlerin giydiği ipekli emprimeyi günlük hayatta devamlı giyerlerdi.
Bu giysiler şimdi Anamur’un diğer halk oyunlarında da giyilmektedir.
Oyun; davul, klarnet, kabak kemani gibi çalgılar eşliğinde söylenmekte ve oynanmaktadır.
Gök Karga Zeybeği Türküsünün sözleri şöyledir:
“Aman gök gargayı
Çocuk gök gargayı
Guru Ağaç’da duttular vay vay
Duttular hey, hey
Aman duttular da
Çocuk duttular da
Dar gafese gattılar vay vay
Gattılar hey hey
Aman çıkabilsem
Çocuk çıkabilsem
Şu yokuşun başına vay vay
Başına hey hey
Aman çıkabilsem
Çocuk çıkabilsem
Şu yokuşun başına vay vay
Başına hey hey
Aman yeni girdim
Çocuk yeni girdim
On üç on dört yaşına vay vay
Yaşına hey hey
Aman gide gide
Haydi, gide gide
Yol başıma dikildi vay vay
Dikildi hey
Amanın gitme deyi
Çocuk gitme deyi
Yar boynuma sarıldı vay vay
Sarıldı hey
Aman inebilsem
Çocuk inebilsem
Şu yokuşun dibine vay vay
Dibine hey hey
Aman yeni indim
Çocuk yeni indim
Eniş değil, düzüne vay vay
Düzüne hey hey”
Gazi Öğretmen Gök Karga hikayesini yazabilmek için Yörük obalarının yaşlılarıyla görüşmüş, Halkalı, Kervanalanı, Akpınar, Çandıralanı, Kırkkuyu, Dokuzoluk , Eşek Sayı yörelerinde günlerce araştırmalar yapmış Elbalak yaylasında incelemelerde bulunmuş ve hikayesini o çalışmalardan sonra yazmış…
( devam edecek )