Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

GAZİ ÖĞRETMEN ( 104 )

Gazi Öğretmenin Öğretmenlik yıllarında kendisini en çok etkileyen olay ailesinin
Gazi Öğretmenin Öğretmenlik yıllarında kendisini en çok etkileyen olay ailesinin dağ başlarında yetiştirdiği zeytin ağaçları olmuş… Sulanmayan, cılız kalmış, yağ oranı düşük zeytin ağaçları…
Anamur ve Bozyazı’da yanlış bir anlayış varmış;” Sulak yerde zeytin olmaz…Olursa kurtlu olur…” diye…
Zeytin yetiştiriciliği ile ilgili bilgiler edinirken bu anlayışın yıkılması gerektiğine inanıyormuş…
Nedense tarım ilçe müdürlükleri bu konulara el atmıyormuş…
Emekli olduktan sonra diğer çalışmaları gibi bu konuya da el atmış…
Nuray Uslu diye bir İlkokul arkadaşı her türlü narenciye yetiştiren bir fidanlık yapmış…
Bu fidanlıkta dağ köylerine dikilmek üzere “Aşılı” zeytin fideleri de üretiyormuş…
Gazi Öğretmen bir sohbet anında arkadaşına “sulak arazide” Zeytin’in yetişip yetişmeyeceğini sormuş… Arkadaşı bu olaya pek sıcak bakmamış…
Gazi Öğretmen bu konuda da kararlıymış…
“Açık MUZ” ürettiği yaklaşık 4 dönüm muz bahçesini sökmüş ve “kirizma” edilmiş bölümlere sayın Nuray Uslu’dan aldığı 80 adet zeytin fidesini deneme mahiyetinde dikmeye ve her hafta sulamaya karar vermiş…
Bu çalışmayı yaparken yoldan geçen komşuları selam verip duruyor ve Gazi Öğretmeni bu işten vaz geçirmeye çalışıyorlarmış….
Öyle ya…Zeytin dağda yetiştirilmeliymiş…Sulak arazide zeytin yetişmezmiş…Yetişse de kurtlu olurmuş…
Ali Oğul isimli bir komşusu yoldan geçerken durmuş ve ellerini beline koymuş, Gazi Öğretmene şöyle demiş:
“-Okumuşsun ama boşuna…Bu sulak araziye yazık değil mi?. .Hiç sulak araziye zeytin dikilir mi?.. İleriki dağın eteklerinde babandan kalma yüzlerce dönüm kıraç araziniz var…Neden oralara dikmiyorsun?.. Eski köye yeni adet mi getireceksin? Git sen kitaplarınla uğraş…Okumuş adamın ziraata kafası çalışmaz vesselam…” diye söylene söylene gitmiş…
Bu sözler sevgi sözleriymiş…Gazi Öğretmenin ona göre yaptığı bu anormal işlemden vazgeçirmeye çalışmış…
Yörede yaşayan insanların %90’ı “sulak arazide zeytin” projesine karşıymış…
“Yukarı Kanaldan “cazibe” ile 3’lük borularla 500 metre mesafeden “damlama-sulama” suyu almış, her hafta zeytinleri sulamaya başlamış…
Gazi Öğretmenin yeni diktiği zeytin ağaçları 3 yıl içinde dağlarda 10 yılda yetişen zeytin ağaçları kadar olmuş, meyve vermiş…
Ürünler çabuk olgunlaşmış ve zeytin piyasaya çıkmadan toplanmaya başlanmıştı…
4’üncü yıl o kadar çok ürün vermişti ki Gazi Öğretmen o yıl hem 100’lerce kilo “Zeytin Yağı” çıkartmış hem de kendi eliyle 3 tona yakın “Organik Yeşil Zeytin” kurmuş, 1 yıl bekledikten sonra satışa sunmuş…
5 kiloluk yağ bidonlarına hazırladı 300’ün üzerindeki 5’er kiloluk yağ bidonlarının üzerine “Çiziksiz Organik Yeşil Zeytin” diye yazmış…
Aynı kilodaki başkaları tarafından kurulmuş zeytin bidonları o dönemin ücretiyle 15 Ben’e satılamazken Gazi Öğretmenin kurduğu ve bir yıl beklettiği Organik zeytinler 5 kiloluk bidonlarda 25 bin liradan alıcı bulmuş…
Şu anda “sulak arazide” Anamur ve Bozyazı ilçelerinde Zeytin tarımı daha çok gelişmiş ve Gazi Öğretmen çevresindeki insanlara örnek olmuş…
Gazi Öğretmeni mutlu kılan olay zeytin bahçesinden her yıl insanların “aşı” alıp kendi diktikleri zeytinleri aşılaması olmuş…
Anamur ve Bozyazı: Türkiyemizin en güney noktasında, kuzeyi Toros dağları ile çevrilmiş özel bir mikro klimaya sahip, hareketli tarım toprakları içeren, hatta yılda asgari 2 ürün alınabilen cennet köşesi yerlermiş…
Halkın % 9O’ı tarımdan geçimini sağlarmış. Şehirde oturan, ticaretle uğraşan kişileri bile tarımdan yan gelir sağlıyormuş…
Gazi Öğretmenin emekli olduktan sonra yaptığı araştırmalarına göre Anamur ve Bozyazı ilçelerinde uğraş olarak en çok narenciye, açıkta ve serada muz, çeşitli meyve, açıkta ve serada sebze, tarla ürünleri, büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar ile balıkçılıkmış.
Anamur’da İlçe Milli Eğitim müdürü iken de mahalle ve köylerde bir anket yaptırmış ve 1990 yılı itibarı ile Anamur’da yetişen meyve ağaçlarının ekiliş, dikiliş ve üretim durumlarını tespit etmiş…
Yaptığı tespitlere göre Anamur’da Zeytin Ağaç sayısı 17. 560 imiş… Üretim ise 468 ton imiş…
Zeytinyağı üretimi ise; Zor şartlar altında köylerde ilkel yöntemlerle üretilmekte imiş…
Aradan geçen zaman zarfında az ona katlandığını tahmin ettiği ağaç sayısı ve modern yağ fabrikalarında çıkarılan zeytinyağı, üreticiler için önemli bir geçim kaynağı olmuş….
Gazi Öğretenin zeytin üretimine başlamadan önce yaptığı araştırmalara göre Zeytin ve Zeytinyağı ile ilgili bilgiler kısaca şöyleymiş:
‘’ …Zeytin, 10 metreye kadar boylanabilen, sık dallı, yayvan tepeli, her zaman yeşil yapraklı bir ağaçtır. Geniş, kıvrımlı, yamru yumru bir gövdesi vardır.
Ağaç yaşlandıkça, düzgün gri renkli gövde kabuğu giderek çatlar. Ağacın tepesi, yaklaşık olarak artan boy kadar her sene genişler. Uzun ömürlü bir ağaçtır, yaklaşık 2000 yıl kadar yaşayabilir.
Verimli topraklarda taç açık ve asimetrik, verimsiz topraklarda ise daha yoğun ve yuvarlaktır. Sürgünleri gri renkli, dikensiz ve hemen hemen üç köşelidir. Mızraksı, çok kısa saplı, deri gibi sert yaprakları sürgünlere karşılıklı çiftler halinde dizilmiştir.
Yaprakları basit, tam kenarlı ve kenarlar alt yüze doğru hafif kıvrıktır. Yaprağın boyu 20–86 mm, genişliği de 5–17 mm’dir. Yaprakların ucunda sivri bir çıkıntı bulunur. Yaprağın üst yüzü koyu gri-yeşil ve tüysüz, alt yüzü mavimsi gümüşi renkte ve beyaz sık ipeksi tüylerle kaplıdır.
Baharın sonlarına doğru yaprakların koltuğunda seyrek salkımlar halinde açan, küçük beyazımsı sarı renkli, kokulu çiçekleri vardır.
Rüzgârların taşıdığı çiçek tozlarıyla döllenen çiçekler etli ve yağlı meyve verir. Meyve önce yeşil, olgunlaştıktan sonra da parlak siyah bir renk alır.
Etli meyvenin içinde sert bir çekirdek vardır. Meyvenin etli kısmından ve çekirdeğinden elde edilen “yağı” bakımından çok değerli bir ağaçtır.
Aynı zamanda ağacının çok heybetli ve estetik bir görünümü vardır. Odunu çürümeye karşı son derece dayanıklıdır. Zeytinin yaprakları ve gövde kabuğu iştah açıcı, idrar söktürücü ve ateş düşürücü olarak kullanılır.
Şeker hastalığında kullanım alanı olduğu gibi, tansiyon düzenleyici olarak da bilinir.
Zeytinyağlı şampuanlar saç dökülmesini engeller, saçın çabuk uzamasını sağlar, lezyonlu saçlı deriyi onarmaya yardımcı olur ve ek oluşumunu engeller.
Zeytinyağlı sıvı sabun, duş jelleri, katı sabun, bebek şampuanları cildi olumsuz dış etkenlere karşı korurlar.
Cildi güzelleştirip yaşlanmasını geciktirerek ciltteki kırışıklık oluşumunu engeller.
Dünya zeytin üretici ülkeleri arasında; ağaç varlığı açısından Türkiye 4’ncü, alan açısından da 6’ncı sırada yer alır.
Böylece dünya zeytinyağı üretimine % 8 oranında katkıda bulunur, sofralık zeytin üretiminde de İspanya’dan sonra 2’nci, tüketimde ise 1’inci sırada yer alır.
Marmara Bölgesi’nin ağaç varlığı açısından Türkiye içindeki payı da %10 olarak belirlenir. Özellikle Erdek, Ayvalık, Mudanya, Edremit Körfezi, Orhangazi, İznik, Gemlik ve Yalova gibi yerlerde yoğun olarak bulunur.
Ege Bölgesinde Manisa ilinin Akhisar ilçesinde 15 milyon adet zeytin ağacı bulunur.
Zeytin; ayrıca fabrikalarda işlenerek zeytinyağına da dönüştürülür.
Türk insanının kişi başına yıllık yağ tüketimi 30 yıl içinde artış gösterirken, zeytinyağının bundaki payı %40’dan 17’ye düşmüştür.
Türkiye’de en verimli zeytin üretimi Ege, Marmara, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yapılmaktadır
( devam edecek )