1997 yılında ülke genelinde 28 Şubat “Postmodern Darbe” gerçekleşmiş ve 28 Şubat kararları sebebiyle Türkiye genelinde bütün ilkokullar kapatılmış ve 8 yıllık kesintisiz eğitim olarak İlköğretim okullarına dönüştürülmüştü…
Köy ilkokullarının kapatılması üzerine uzak köylerdeki kız ve erkek öğrenciler yatılı olarak şehir merkezine getirilmişti.
Yatılı kız ve erkek öğrencileri yerleştirme konusunda iyi bir ortam oluşmuştu.
Ta ki bu ortamı İlçe kaymakamımız sayın Hayri Sandıkçı’nın bozmasına kadar…
Yatılı kız öğrencilere geceleri belleticilik yapmak üzere ayda bir defa nöbet gelecek şekilde Valilik makamı onaylı ilköğretim okullarında görevli bayan öğretmenler için bir nöbet çizelgesi hazırlamıştık….
Bu görevlendirmeleri onaylamak üzere Valilik makamına gönderen de Kaymakamımız sayın Hayri Sandıkçı idi…
Ayda bir defa nöbeti gelen bayan öğretmenler görevlerini özverili bir şekilde yapıyorlardı…
Bir gün sayın Hayri Sandıkçı beni makamına çağırtmış ve gece nöbetlerinden silmem için bir bayan öğretmen ismi vermişti…
Nöbet toplu onay şeklinde gelmişti… Aradan bir öğretmenin ismini çıkarmak diğer öğretmenlere karşı haksızlık olacaktı…
İsmi bende saklı olan aynı öğretmeni bir başka zaman mesai içinde kılık kıyafet yönetmeliğine aykırı biçimde kot pantolonla kaymakamlık makamında görmüş ve aynı kare içinde sayın Sandıkçı’nın bir başka öğretmene yaptığı davranışları görerek yadırgamıştım…
Laf lafı açar derler ya…
Kısaca o konuyu da sizlerle paylaşmak istiyorum;
Çok sevgili arkadaşım, aynı mahallede oturduğumuz Selçuk Unüversitesi Fransızca öğretmenliğinden emekli sayın Selahattin Doludeniz’in ayrıldığı sevgili eşleri Çarıklar İlkokulunda öğretmenlik yapıyordu…
Anne veya babalarından birinin vefat haberini almış ve acele memleketine gitmesi gerekiyordu…
O dönemlerde sayın Kaymakamımız bir yazı çıkarmış ve çok acil durumlar olsa bile memurların bizzat Kaymakamdan izin onayını almadıkça İlçe sınırlarını terk etmemeleri istenmişti…
Öğretmen arkadaşım vefat haberini öğrenir öğrenmez bavulunu bile hazırlamaya fırsat bulamadan alelacele gideceği yol kıyafetiyle İlçe Milli eğitim’e gelmiş durumu anlatmış ve hemen izin belgesi hazırlamıştık…
Onay için Kaymakama bizzat gitmesi gerekiyordu… Ancak kıyafeti uygun değildi…“Onay”için ben götürmüştüm… Öğretmen kapıda bekliyordu…
İçeriye girdiğim zaman adı bende saklı kot pantolonlu bayan arkadaşımın ayak ayaküstüne atmış vaziyette elinde sıgarayla Kaymakam beyle sohbet ettiğini görmüştüm…
Ben girdiğim zaman öğretmen ayağa kalkmış, toparlanmış ve elindeki sıgarayı da söndürmüştü…
Sayın Kaymakamımız da o meşhur puro’sunu içiyordu…
“Onay” için öğretmeni görmesinin gerektiğini söylediği zaman yol kıyafetiyle dışarıda beklediğini söylemiştim…
Israrla öğretmeni istemişti…
Onay yazısı masasının üzerinde kalmış ve ben çıkıp öğretmen arkadaşıma durumu anlatmıştım…
Bu defa ben dışarıda beklemeye başlamıştım ve öğretmen içiriye girmişti… Kapı aralıktı…
Girmesiyle birlikte yazıyı yüzüne fırlatması ve “kıyafetini düzelt ve huzuruma öyle gir” demesi bir olmuştu…
İçerde kot pantolonlu samimi sohbette olduğu bayan bir öğretmen ve anne-ya da babası vefat ettiği için yol kıyafetini değiştirerek memur kıyafetiyle huzuruna girmesini istediği ikinci bir bayan öğretmen…
10’larca sayın Kaymakamlarımla çalışmış ve böyle yanlı davranan bir Kaymakam görmemiştim…
Bütün sorumlulukları üstlenmiş ve öğretmeni cenazesine yetiştirmek üzere Milli Eğitimin aracıyla terminale göndermiştim…
Sonra ne olmuştu?..O da özelimde kalacak bir sonuçtu…
İşte Valilik onaylı olan gece nöbetinden silmemi istediği bayan öğretmen o bayan öğretmen arkadaşımdı…
Bu emri yerine getirememiştim ve bunun üzerine apar topar kız öğrenciler Devlet Su İşlerindeki yatakhanelerinden alınarak henüz tamamlanmayan iskeledeki Pansiyon binasına götürülmüş ve sayın Kaymakamımız da böylece nöbet görevlerini otomatikman iptal ettirmişti…
Aylarca uğraş vererek tahsis ettirdiğimiz ve milyarlar harcayarak düzenlediğimiz DSİ binası da maalesef elimizden çıkmıştı, geri alınmıştı…
Sayın Sandıkçı’nın bu davranışına başta sayın Valimiz ve İl Milli Eğitim müdürümüz olmak üzere, öğrenci velilerimiz bile anlam verememişti…
Milli Eğitim müdürlüğü olarak kısa sürede toparlanmış ve kız öğrencilerin de Pansiyon binasında rahat etmelerini sağlamıştık…
Pansiyon binasını 2’ye ayırmıştık… Bir bölümünü erkek öğrencilerimiz, diğer bölümünü kız öğrencilerimize tahsis etmiştik… Kol, yen içinde kırılmıştı…
İşte Anamur Ekspres gazetesinin bahsettiği Pansiyon binası 200 öğrenci kapasiteli ve 85 milyara mal olan bu binaydı…
Pansiyon binasıyla ilgili bu kısa bilgileri verdikten sonra gelelim tekrar Anadolu Lisesinin açıldığı eski hükümet konağına, hükümet konağında açılan Anadolu Lisesi serüvenine…
Eski hükümet konağına talip olan kuruluşlardan önce hareket etmiş ve hızlı bir çalışma sonucu bu binayı henüz açılma aşamasında olan Anadolu Lisesine tahsis ettirmiştim…
Bu hızlı tempo o dönemde ilçede takdirle karşılanmış, binaya talip olan kuruluşlar bile beni tebrik etmişti…
Adı geçen bina Anadolu Lisesinin Güzelyurt mahallesinde yaptırdığımız yeni binasına taşınmasından sonra Yüksek Okul’a tahsis ettirilmiş ve burada Yüksekokul açılmıştı…
Yüksek Okul’un İmam Hatip Lisesi için 20 dönümlük arsa üzerine yaptırılan ve Devlet Parasız Yatılı Pansiyonu olarak kullanılan Kalınörendeki binaya taşınmasından sonra da bu bina Sağlık Grup başkanlığı ve 1 no’lu Sağlık Ocağı olarak açılmıştı…
Bu taş bina üzerinde çok yönlü hizmetler sunulmuştu ancak beni en çok üzen MABET olarak inşa edilen bir binanın başka amaçlar için kullanılması olmuştu…
Özellikle Hükümet Konağı olarak kullanılırken öğle ve akşam mesai bitiminde daha önce Kilise’de çalınan ÇAN’ın kullanılması ve sonradan bu ÇAN’ın birileri tarafından hırsızlıkla ÇALINMASI olmuştu…
MABET olarak yapılan bina ister Kilise olsun, ister Havra olsun, İster Cami olsun amaçları dışında kullanılmamalıydı…
Bu konuları konuştuğumuz yaşlı amcalar 1950 yılından önce ülke genelinde Camilerin nasıl depo olarak kullanıldığını canlı örneklerle anlattıkları zaman illaki gözüme Kilise olarak yapılmışken sonradan hükümet konağına dönüştürülen taş bina ve Çalınan ÇAN’ı aklıma geliyordu…
Her türlü olumsuzluklara rağmen bu binayı Anadolu Lisesine tahsis ettirmiştik ve büyük onarımını yaptırarak Anamur Anadolu lisesini burada açmıştık…
Aynı yıllarda Güzelyurt Mahallesinde Kız Meslek Lisesi binasını…
Kalınören mahallesinde Endüstri Meslek Lisesi binasını yaptırtmış ve bu okulların açılışını da sağlamıştık…
İşte yine o dönemlerde 1993 yılında Anamur’da İlçe Milli Eğitim müdürlüğü olarak pek çok olumlu hizmetler sergilemeye devam ediyorduk…
1993’lü yıllarda Milli Eğitim Müdürlüğü çalışmalarımız sadece Anamur sınırları içinde kalmamış, komşu İlçe’miz Bozyazı ilçesini de içine alıyordu…
Bozyazı İlçesinin eğitim öğretim hizmetlerini de neredeyse Anamur’dan yönlendiriyorduk…
Hoşça kalınız.

