Anamur Lisesinde öğretmenlik yaparken biraz da hayatımın başka bir bölümünü anlatayım:
Ben Anamur’a öğretmen olarak geldiğim yıllarda Bozyazı ilçesinde babam benim için 4 dönüm açık muz bahçesi yaptırmış ve bana teslim etmişti…
O dönemde muz bahçesi yapmak çok zor bir olaydı…
Muz genelde dağın eteklerinde iyi yetişiyordu…
Ovada muz pek yetişmiyordu. Sera usulü de yoktu. Açık muz dikiliyordu…
Babam, 1971 yılı Aralık ayında Ermenek ilçesinin Nadire köyünden 10’larca yatılı işçi getirtmiş ve benim için muz yaptıracağı yere kirizma’ya başlatmıştı…
İşçilerin başında Hasan usta diye biri vardı…
Hasan usta akıllı biriydi. Sabah gün doğmadan işçileri işe başlatıyor, akşam gün batıncaya kadar çalıştırıyordu…
Anamur’da Lisede öğretmenlik yapıyordum ama babam benim Bozyazı’da evde kalmamı istemişti…
Anamur’la Bozyazı arası 12 kilometrelik bir mesafedeydi…
Eşim Habibe yeni doğan oğlum Ahmet’le birlikte Denizciler mahallesindeki evimizde kalıyorduk…
Bana bir motosiklet almış, onunla Anamur Lisesine gidip geliyordum…
İşçiler Aralık – Ocak – Şubat ve Mart aylarında çalışmış ve kirizma yaparak 4 dönüm muz bahçesi hazırlamışlardı…
En büyüğümüz olan Mahmut ağabeyimin de desteği ile Nisan ayında 4 dönüm muz dikmiştik…
Bütün masrafları da babam karşılamıştı…
O dönemlerde muz Anamur ve Bozyazı yöresinin en büyük gelir kaynağı idi…
Hatta Bozyazı Anamur’dan daha çok muz bahçesine sahipti…
Bir taraftan öğretmenlik yaparken diğer yandan da muz bahçemize bakıyordum…
O dönemlerde muz üzerinde fazla bir araştırma yoktu…
“1971 yılı… Mayın ayının 2’si…Saat 20.30…Eski dosyalarımı karıştırırken Muz üzerine yazılan bir makale buldum…
Makalede Muz’un Güneydoğu Asya’da ortaya çıktığı yazıyordu…
Anavatanının Çin ve Hindistan olduğunu yazıyordu.
Muz ile ilgili ilk eserin de M.Ö. 600 – 500 yıllarında Hindistan’da yazıldığı anlatılıyordu…
Yine muz bitkisinin ilk defa ülkemize 1750 yıllarında Mısır’a ticaret için giden bir tüccarın süs bitkisi olarak Alanya’ya getirdiğini yazıyordu…”
Bu bilgileri babama da okumuştum…
Babam. “Evveliyatını bilmiyorum ama Alanya’dan sonrasını ben anlatayım…” diyerek şunları anlatmıştı;
Süs bitkisi olarak Alanya’ya getirilen muz fideleri çiçek diker gibi sık bir şekilde zenginlerin bahçesini süslüyormuş…
Çok sık olduğu için de büyüyemiyormuş…
Ticaret yapmak için gemiyle İstanbul’a giden ve dönüşte Alanya’ya uğrayan Anamurlu bir tüccar ( ismini söylemişti maalesef unuttuğum için ismini yazamıyorum) getirip evinin önüne sık bir şekilde o da dikmiş…
Tıpkı çiçek gibi…
O dönemde kitle iletişim araçları yok ki muzun ne olduğu bilinsin? Kimse Muz’u bilmiyor…
Çin nere? Hindistan nere? Anamur nere? Muz bilinmiyor…
Yusuf amcam bu süs bitkisinden 2 – 3 tanesini alıyor ve bahçesine dikerek meyve vermesini sağlıyor…
Böylece muz Bozyazı’da yaygınlaşıyor… Oradan Anamur’a, Gazipaşa’ya, Alanya’ya yayılıyor…
İşte babamın muz üzerine anlattıkları bunlardı…
Muzun bakımı üzerine pek çok deneyimlerim olmuştu…
Muz üretimine ilk başladığım dönemlerde örtü altı, serada muz yetiştiriciliği hiç bilinmiyordu…
Açık muz bahçelerinin genellikle kuzeyi kapalı, genel olarak güneye bakan yerlerde daha iyi yetiştirildiğini tespit etmiş ve muz bahçeme buna göre yapmıştım…
Açık muz bahçelerinde o dönemlerde dekar başına 2 ton civarında muz alınmaktaydı…
Her yıl bu rakam değişmekteydi…
Bir örnek vermem gerekirse muz bahçemden aldığım mahsul;
1972’de 2 ton 100 kilo iken, 1973’te 2 ton 200 kilo, 1974’de 1 ton 950 kilo, 1975’de 1 ton 400 kilo idi…
1994 yıllarına gelindiğinde tüm Türkiye’de 12.000 dekar alanda, 30.000 ton üretim yapılmış, dekar başına 2 ton 500 kilo muz alınmıştır…
2005 yılında üretim alanları 36.500 dekara, üretim ise 200 bin tonlara ulaşmıştır…
Düz alanlarda veya örtü altlarında artık 2 misli verim alınmaya başlanmıştır…
2006 yılı itibariyle 21.400 dekar örtü altı, 14.146 dekar açık üretim olmak üzere toplam 36.500 dekar alanda 200.000 ton muz üretilmiştir…
Anamur, Bozyazı, Gazipaşa ve Alanya’da yaklaşık 150 kilometrelik kıyı şeridinde yetiştirilen muz; Türkiye’mizin muz ihtiyacının % 68’ini karşılamaktadır…
Yaptığım tespitlere göre de kalite yönünden dünya standartlarına ulaşılmıştır…
Yine araştırmalarıma göre Türkiye’nin toplam muz ihtiyacı yılda yaklaşık 300.000 ton civarındadır…
Bu ihtiyacın 100.000 tonu dışardan ithal edilmektedir…
Bu ithali gerçekleştirenler kaçakçılık yaptıkları şaibesiyle de karşı karşıya kalmaktadırlar…
Biraz eskilere gidersek: 2002 yılında 57’inci Hükümetimiz döneminde 180 bin ton muz ithal edilerek 200 milyon YTL karşılığı döviz ödenmişti…
Yine yaklaşık 19 yıl önce 2003 yılında 58’inci hükümetimiz döneminde 100.000 ton muz ithal edilerek 100 milyon YTL karşılığı döviz ödenmişti…
2OO3’den sonra yapılan kapalı alan sera muzu ile ilgili bilgiler ve muzun ihracat ve ithalat konuları hepinizin malumları…
Bu konularda kitaplar da yazılmıştır.
Elimin altında her an başvurduğum muz ile ilgili bir kitap var.
Sevgili kardeşimiz Ziraat Yüksek Mühendisi Bünyamin Kozak tarafından yazılan Muz Yetiştiriciliği kitabında A’dan Z’ye muz üretimi ile ilgili bütün konular ayrıntılı bir şekilde incelenmiş.
200’e yakın yerli ve yabancı kaynağın kullanıldığı yayın üreticinin de anlayacağı akıcı bir dilde hazırlanmış ve üreticilerine ulaştırılıyor. Tam 808 sayfa.
Kitapta, Muzun tarihçesi, Türkiye’ye girişi, Dünya ve Türkiye ekonomisindeki yeri, muzun bitkisel özellikleri, yetiştirme ortamı, gübreleme, sera özellikleri, yetiştirme teknikleri, hastalık zararlıları ve mücadelesi, yetiştiricinin sorunları ve çözüm önerileri, muzun besleyiciliği, yemek ve tatlı çeşitlerinde kullanımı gibi konular anlatılıyor.
Tüm muz üreticilerine tavsiye ediyorum
Evet… Anamur Lisesinde öğretmenlik yaparken boş zamanlarımda açık muz bahçesi yapmıştım.
Nereden nereye geldim…1971’lerden 2022’lere, 50 yıl sonralarına…
Hoşça kalınız.
