Geçtiğimiz aylarda Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Milli Uzay Programı kapsamında bir Türk vatandaşının uzaya gönderileceğini söylemişti.
Bu çerçevede ilk Türk astronotun, 2023 yılında Uluslararası Uzay İstasyonuna gönderileceği öğrenilmiştir..
İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Türkiye Uzay Ajansı Başkanı Serdar Hüseyin Yıldırım, Uzay ve Havacılık Teknolojileri Kulübü’nde “Milli Uzay Programı Türkiye’nin Uzay Misyonu ve Türk Astronot Görevi” konulu konferansta konuya ilişkin açıklamalarda bulunmuştu.
Milli Uzay Programı çerçevesinde ilk Türk astronotun 2023 yılında uzaya gönderileceğini ve bunun için başvuruların sürdüğünü hatırlatan Yıldırım, “Türk yolcu için başvurular devamlı artıyor. En son tıklayan sayısı 5 milyonu geçmişti. Başvuruyu yapmak için kayıt yapmak gerekiyor. Birkaç gün önce kayıt yapanların sayısı 36 bin civarındaydı. Başvuruyu tamamlayanların sayısı ise 500’ü buldu. Bunun bini bulacağını düşünüyoruz. Çünkü kayıt yaptıranların çoğu başvuruyu tamamlayacaktır. Ancak bu sayı mecburen ikiye düşecek. İki kişi eğitim alacak ama bir kişi Uluslararası Uzay İstasyonu’na giderek deneylerimizi yapacak.
Çok büyük aksilik olmazsa 2023 yılı içerisinde bu seyahat gerçekleşecek. Müracaatlar devam ediyor. Ciddi sayıda müracaat var.’’ Diye konuşmuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından hizmete alınacak Türksat 5B hakkında da değerlendirmede bulunan Yıldırım, Türkiye’nin bir senede iki uydu fırlatan nadir ülkelerden biri olduğunu ve Türksat 5A ile Türksat 5B uydularının fırlatıldığını hatırlattı.
Türksat 5A uydusunun daha önce yörüngeye yerleşip işletmeye alındığını ifade eden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
“5B uydumuz da yörüngeye ulaştı ve işletmeye alınacak. Uydu; işletmeye alınmaya, tabiri caizse düğmesine basılmaya, yayınları aktarmaya hazır. Cumhurbaşkanımızın başkanlığında yapılacak toplantıda işaret vermesiyle 5B devreye alınmış olacak.”
Evet…Uzaya biz de astronot göndereceğiz…
Şu anda müracaat sayısı 70 bine ulaşmış durumda…
‘’Uzay teknolojileri alanındaki çalışmalarını yoğunlaştıran Türkiye’nin uzayda 3’ü haberleşme uydusu 3’ü de gözlem uydusu olmak üzere toplam 6 aktif uydusu bulunuyor.
Türksat 3A, Türksat 4A ve Türksat 4B uyduları haberleşme ihtiyaçlarını karşılarken, Rasat, Göktürk-1 ve Göktürk-2 uyduları ise gözlem amacıyla kullanılıyor.
Türkiye’de tasarlanarak üretilen ilk yer gözlem uydusu Rasat, 17 Ağustos 2011’de Rusya’dan fırlatılmıştı.
Hiçbir sınırlama olmadan Dünya’nın her yerinden görüntü alabilen Rasat, bu görüntüleri TÜBİTAK Uzay’da bulunan yer istasyonuna iletiyor. Rasat’tan elde edilen görüntüler haritacılık, afet izleme, akıllı tarım, çevre, şehircilik ve planlama çalışmalarında kullanılıyor.
Uzayda görev yaptığı süre boyunca Dünya üzerinde toplam 14 milyon 956 bin 200 kilometrekare alanın görüntüsünü çeken Rasat, 2 bin 716 görevi başarıyla yerine getirdi. Tasarım ömrü 3 yıl olmasına rağmen 8 yıldır başarıyla çalışan Rasat, Dünya yörüngesinde 40 bin 855 tur attı.
Rasat uydusu, Güneş’e eş zamanlı dairesel yörüngede, 700 kilometre irtifada bulunuyor ve 7,5 metre siyah-beyaz, 15 metre çok bantlı uzamsal çözünürlükte süpürçek (pushbroom) kamerayla görev yapıyor.
Göktürk-2 görev yörüngesinde 33 binin üzerinde tur attı
Türkiye’nin yüksek çözünürlüklü yerli keşif uydusu Göktürk-2 de 2012’de gerçekleştirilen fırlatma operasyonuyla görev yörüngesine yerleştirilmişti.
TÜBİTAK Uzay ile Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ) iş ortaklığında üretilen Göktürk-2, Çin’deki Jiuquan Fırlatma Merkezi’nden uzaya gönderilmişti.
Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından işletilen ve 2,5 metre çözünürlüğe sahip Göktürk-2, Türkiye’nin savunma, çevre, şehircilik, tarım ve ormancılık alanlarındaki ihtiyaçlarına yanıt veriyor.
Görev yörüngesinde attığı 33 binin üzerinde turla 7 yaşını dolduran Göktürk-2, Rasat uydusuna göre 3 kat daha yüksek görüntü çözünürlüğüne ve 4 kat daha yüksek kütleye sahip bulunuyor.
Söz konusu uyduda TÜBİTAK Uzay tarafından geliştirilen milli uçuş bilgisayarı ve yazılımı kullanılıyor.
Yaklaşık 400 kilogram ağırlığındaki Göktürk-2 uydusunun, istenildiğinde yeryüzünün 3 boyutlu haritalarının hazırlanmasında kullanılabilecek stereo görüntüleme imkânları da sunacak yüksek manevra kabiliyeti bulunuyor.
Göktürk-1 TSK’nın hedef istihbaratını karşılıyor
Göktürk-1 uydusu da hem sivil hem de askeri uygulamalar için çok yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri sağlayan ve bu özellikleriyle en gelişmiş sistemlere sahip keşif, gözlem uyduları arasında yer alıyor.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) hedef istihbaratına yönelik ihtiyacını, coğrafi kısıtlama olmaksızın Dünya’nın her yerinden yüksek çözünürlüklü uydu görüntüsüyle karşılayan Göktürk-1, 2016’da Fransız Guyanası’nda bulunan Koruou Fırlatma Merkezi’nden gönderilmişti.
Göktürk-1, Hava Kuvvetleri Komutanlığının projesi olarak, TUSAŞ, ASELSAN, TÜBİTAK, Ulusal Elektroni˙k ve Kri˙ptoloji˙ Araştırma Ensti˙tüsü, ROKETSAN, TR TECNOLOGY gibi Türk ortaklarının katılımı ve Thales Alenia Space sorumluluğunda geliştirilmişti.
Yakıtsız olarak yaklaşık bin 70 kilogram kütleye sahip Göktürk-1, yörüngede yüksek çözünürlüklü optik kamerasıyla Güneş eş zamanlı görev yapıyor.
Dünya’daki herhangi bir yerde keşif yapmak için tasarlanan 0,50 metre çözünürlüklü uydunun ömrü, 7 yıl olarak öngörülüyor.
Türkiye’nin uydu teknolojileri alanındaki yatırımları sürerken, yüksek çözünürlüklü İMECE adlı gözlem uydusunun geliştirilmesine yönelik çalışmalar da ilerliyor.
İMECE ve Türkiye’nin ilk haberleşme uydusu Türksat 6A uydularının 2021 yılında uzaydaki yerlerini almış bulunuyor..
Haberleşme uydularından Türksat 5A ve Türksat 5B’nin tasarım ve üretim faaliyetleri de Airbus D&S firmasının Fransa ve İngiltere’deki tesislerinde takvime uygun şekilde devam ediyor. Türksat 5A uydusunun 2020’de gönderilmiş, Türksat 5B’nin ise 2021’de uzaya gönderilmiştir.
Daha önce uzaya yollanan 3 haberleşme uydusu Türksat 1B, Türksat 1C, Türksat 2A ile BİLSAT isimli bir gözlem uydusu ise ömrünü tamamladı.’’
Uzay yarışında milletimizin Amerika ve Rusya gibi ülkelerden geride kalması gerçekten üzücü ve düşündürücüdür.
Uzay çalışmaları alanındaki gelişmeler her türlü takdirin üstündedir.
Türk milleti olarak şu anda bulunmamız gereken yerden de çok-çok gerilerdeyiz.
Temennimiz uzay yarışında olduğu gibi her türlü ekonomik ve kültürel gelişmelerde Yüce Türk milletinin tüm dünya ülkelerinin önünde olmasıdır.
Atalarımız bunu başarmışlardı.
Füzeciliğin atası Lagari Hasan Çelebi adında bir Müslüman Türk’tür.
Dünyada ilk defa uçan, Hezarfen Ahmet Çelebi adında bir Müslüman Türk bilginidir.
Uçma tasarısını ilk defa gerçekleştiren Ahmet Çelebi aynı zamanda dünya planörcülügünün de ilk öncüsüdür.
Füzeyle ilk uçan Türk lakabını alan Lagari Hasan Çelebi, 1633 yılında 50 okkalık barut macunu ile dolu yedi kollu bir fişeğe binerek ateşletmiş ve füzenin barutu bitince, füzeye yerleştirdiği kanatları açarak denize inmiştir.
Yine Hezarfen Ahmet Çelebi de 1636 yılında Galata Kulesi’ne çıkmış ve kendini rüzgâra bırakarak lodosun da yardımıyla İstanbul Boğazından geçmiş ve Üsküdar’daki Doğancılara inmiştir.
Vücuduna taktığı kanatlarla bu uçuşu başaran Hezarfen Ahmet Çelebi’nin bu başarısı adının havacılık tarihine altın harflerle yazılmasını sağlamıştır.
Rüzgârın esme şeklini dikkate alması nedeniyle de onun yaptığı bu uçuş denemesinin aynı zamanda planörcülere de örnek olduğu söylenebilir.
Rusya ve Amerika’nın adı bile yokken, atalarımızın yaptığı bu denemeler devam etseydi, şu anda belki de uzayda daha çok Türk yapımı araçlar yarışacaktı.
Artık bu yarışta biz de varız.. Emeği geçenlere binlerce teşekkür…
Uzaya gidecek Türk Astronota şimdiden başarılar diliyoruz.
Hoşça kalınız.

