Araştırmacı yazar Abdullah Ayan, eski il ve ilçe belediye başkanları ile özellikle imar işlerinden sorumlu bürokratların mal varlıklarının ve son 10-15 yıllık para hareketlerinin incelenmesi çağrısında bulundu. Ayan, kendilerinin yanı sıra birinci derece yakınlarının yurt içi ve yurt dışında edindikleri varlıkların ve bu alımlarda gerçekleştirdikleri para transferlerinin de araştırılmasını istedi.
Belediyelerde imar kararları, rant iddiaları ve kamu kaynaklarının kullanımı tartışılırken, araştırmacı yazar Abdullah Ayan’dan dikkat çeken bir çağrı geldi. Ayan, geçmiş dönemlerde görev yapan tüm il ve ilçe belediye başkanları ile özellikle imar işlerinden sorumlu bürokratların mali geçmişlerinin kapsamlı biçimde incelenmesini istedi.
10-15 YILLIK PARA HAREKETLERİ İNCELENSİN
İncelemenin yalnızca görevdeki isimlerle sınırlı tutulmaması gerektiğine işaret eden Ayan, eski belediye başkanlarının ve ilgili bürokratların mal varlıklarının yanı sıra son 10-15 yıllık para hareketlerinin de mercek altına alınmasını önerdi.
Ayan’ın çağrısında, kişilere ve siyasi aidiyetlere göre ayrım yapılmaması gerektiği vurgusu öne çıktı. İncelemenin, “sizin-bizim” anlayışına yer verilmeden, geçmişte görev yapmış bütün ilgili isimleri kapsaması gerektiği ifade edildi.
YAKINLARININ VARLIKLARI DA ARAŞTIRILSIN
Ayan’ın çağrısı, belediye yöneticilerinin ve bürokratların birinci derece yakınlarını da kapsıyor. Yurt içinde ve yurt dışında edinilen taşınır ve taşınmaz varlıkların, bu varlıkların edinilmesinde kullanılan kaynakların ve gerçekleştirilen para transferlerinin araştırılması gerektiğine dikkat çekiliyor.
KAMUOYUNUN BEKLENTİSİ: ŞEFFAFLIK VE HESAP VEREBİLİRLİK
Kamu görevinde bulunanların mal varlıkları ile gelirleri arasındaki ilişkinin, hukuka uygun ve yetkili makamlarca yapılacak incelemelerle ortaya konulması, kamu yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından önem taşıyor.
Ayan’ın çağrısı, özellikle imar kararları üzerinden oluştuğu ileri sürülen rant tartışmalarının da bağımsız ve tarafsız biçimde araştırılması gerektiği yönündeki beklentiyi yeniden gündeme taşıdı.
Önemli olan iddialarla hüküm vermek değil; kim olursa olsun, hukukun çizdiği sınırlar içinde araştırmak, somut bulguları ortaya koymak ve kamuoyunun güvenini sağlayacak şeffaflığı tesis etmektir.

