Mersin Tabip Odası Yönetim Kurulu, Türkiye’de peş peşe yaşanan krizlerin ardından çok konuşulacak bir bildiriye imza attı. “Endişeliyiz, Kaygılıyız” başlıklı açıklamada, sağlığın sadece hastane ve ilaçtan ibaret olmadığı vurgulandı.
“İKİ DRAMATİK OLAY BİRBİRİNİ TAMAMLIYOR”
Açıklamada, emekli polis memuru Ali Şekeroğlu’nun Anayasa Mahkemesi önünde intiharının ve ülke tarihinin en büyük vurgunu olarak nitelendirilen yolsuzluk iddialarının aynı toplumsal çöküşün iki parçası olduğu ifade edildi.
Tabip Odası’na göre asıl tablo çok daha derin:
– Devlet okullarında bir öğün yemek bile verilemiyor, temiz suya erişim sağlanamıyor
– Üniversitelerin açılmasıyla barınma krizi yeniden alevlendi
– İş kazaları ‘iş cinayeti’ boyutunda
– Kadın cinayetleri intihar süsü verilerek perdeleniyor
– Emekliler “Bize sosyal atık muamelesi yapmayın” diye haykırıyor
“AÇ ÇOCUK, GÜVENCESİZ İŞÇİ, SUSKUN TOPLUM SAĞLIKLI OLAMAZ”
WHO’nun 1948’den beri sağlığı “fiziksel, ruhsal ve sosyal tam iyilik hali” olarak tanımladığını hatırlatan Oda, çarpıcı sorular sordu:
> Bir çocuğun okula aç gitmesi, bir işçinin işini kaybetme korkusuyla güvenlik hakkından vazgeçmesi, bir kadının şiddet korkusuyla yaşaması sağlık meselesi değil de nedir?
Açıklamada, yoksulluğun derinleşmesi, çalışan yoksulluğu, atık ithalatıyla ülkenin çöplüğe dönüştürülmesi, gıda ve su güvenliğinin tehlikeye girmesi ve örgütlenme hakkının zorlaştırılmasının da doğrudan halk sağlığını tehdit ettiği kaydedildi.
SON SÖZ: SAĞLIK HER YERDE
Açıklama, ezber bozan bir tanımla sona erdi:
“Sağlık; adliyede vardır, okulda vardır, fabrikada vardır, evde vardır, sokakta vardır, tarımda vardır, konutta vardır, ifade özgürlüğünde vardır. Bir toplumun sağlığı kaç hastane yapıldığıyla ölçülemez.”
Ve yetkililere çağrı:
“İnsanları hasta eden, yaralayan, yalnızlaştıran, yoksullaştıran ve gelecek kaygısına sürükleyen koşulları düzeltmek zorundayız. Çünkü sağlık hastanede başlamaz, insanın nasıl yaşadığıyla başlar.”

