Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

AKDENİZ ALARM VERİYOR: “SIFIR ATIK” ZİRVESİNE GİDERKEN KIYILAR MİKROPLASTİK KUŞATMASINDA

Prof. Dr. Erkan Aktaş, Antalya’da düzenlenecek COP31’in “Sıfır Atık” temasıyla

Prof. Dr. Erkan Aktaş, Antalya’da düzenlenecek COP31’in “Sıfır Atık” temasıyla hazırlanmasına karşın, Akdeniz kıyılarında giderek büyüyen mikroplastik kirliliğine sert sözlerle dikkat çekti. Adana, Mersin ve son olarak Antalya sahillerinden gelen görüntülerin artık inkâr edilemez bir çevre krizini ortaya koyduğunu belirten Aktaş, atık ithalatı politikalarının acilen mercek altına alınması gerektiğini vurguladı.

Antalya’nın dünyaca ünlü Likya Yolu üzerindeki Çıralı sahilinde bir turist tarafından kaydedilen görüntülerde, sahil ve deniz yüzeyini kaplayan beyaz parçacıkların mikroplastik olduğuna işaret eden Aktaş, “Bu görüntüler münferit değil. Aynı manzarayı aylardır Adana ve Mersin kıyılarında da görüyoruz. Sorun büyüyor, yayılıyor ve artık bölgesel bir felakete dönüşüyor” dedi.

“SORU NET: KENDİ ATIĞINI YÖNETEMEYEN ÜLKE NEDEN İTHAL EDİYOR?”

Türkiye’nin atık ithalatı politikalarını eleştiren Aktaş, geri dönüşüm adı altında ülkeye giren plastik, tekstil ve kauçuk gibi atıkların önemli bir kısmının niteliğinin tartışmalı olduğuna dikkat çekti. “Kendi ürettiği atığın önemli bölümünü dahi etkin şekilde geri dönüştüremeyen bir ülke, neden dünyanın atığını ithal eder?” sorusunu yönelten Aktaş, bu süreçlerin bağımsız ve şeffaf denetimlerle incelenmesi gerektiğini söyledi.

1980’li ve 1990’lı yıllarda gündemi sarsan “hayali ihracat” tartışmalarını hatırlatan Aktaş, bugün benzer bir riskin “hayali atık” üzerinden yaşanabileceğine işaret etti. “Geri dönüştürülebilir diye beyan edilen yüklerin tamamı gerçekten geri dönüştürülebilir mi? Yoksa çevreyi tehdit eden atıklar mı ülkeye giriyor? Bu soruların cevabı bilimsel verilerle ortaya konulmalıdır” ifadelerini kullandı.

EKONOMİK KAZANÇ KİME, BEDEL KİME?

Aktaş, atık ithalatının yarattığı ekonomik modelin çevre ekonomisi açısından “negatif dışsallık” ürettiğini belirterek, kazancın belirli kesimlerde kaldığını, bedelin ise toplumun tamamına yayıldığını vurguladı. Mikroplastik kirliliğinin turizmden balıkçılığa, tarımdan halk sağlığına kadar geniş bir yelpazede yıkıcı sonuçlar doğurduğunu kaydeden Aktaş, “Eğer bu süreçte haksız kazanç sağlanıyorsa, bunun faturası kirlenen denizler ve hasta bir toplum olmamalıdır” dedi.

“KİRLETEN ÖDER” İLKESİ GÜNDEMDE

Mikroplastik kirliliği ile atık ithalatı arasında bilimsel bir bağ kurulması halinde, uluslararası sorumluluğun da tartışılması gerektiğini belirten Aktaş, “Kirleten öder ilkesi yalnızca atığın işlendiği ülkeyi değil, atığı gönderen ülkeleri ve sürecin tüm aktörlerini kapsamalıdır” diye konuştu.

COP31 GÖLGELENMESİN

Antalya’nın COP31’e “Sıfır Atık” temasıyla hazırlanırken aynı kıyılarda mikroplastik görüntülerinin ortaya çıkmasının büyük bir çelişki olduğuna dikkat çeken Aktaş, bunun Türkiye’nin uluslararası itibarı açısından da risk taşıdığını ifade etti.

“Akdeniz birkaç tesisin değil, milyonların ortak mirasıdır” diyen Aktaş, uyarısını şu sözlerle tamamladı:

“Önce Adana, sonra Mersin, şimdi Antalya… Yarın hangi kıyı? COP31 başlamadan önce gereği yapılmalı. Atık ithalatı politikaları yeniden değerlendirilmeli, denetimler artırılmalı ve somut adımlar atılmalıdır. Aksi halde ‘Sıfır Atık’ zirvesi, atık tartışmalarının gölgesinde kalacaktır.”

Akdeniz’deki kirlilik dalgası büyürken, gözler şimdi atılacak adımlara çevrildi. Çünkü mesele yalnızca çevre değil; turizm, ekonomi, halk sağlığı ve gelecek kuşakların yaşam hakkı.