Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

‘GECİKEN ADALET ADALET OLMAKTAN ÇIKAR’

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, adli tatilin başlaması dolayısıyla yaptığı değerlendirmede yargının en temel sorununun takvim değil; geciken adalet, artan iş yükü ve vatandaşın yargıya duyduğu güven kaybı olduğunu belirtti. Adli tatilin hak arama özgürlüğünü geciktiren değil, yargının daha etkin işlemesini sağlayacak yapısal reformların konuşulması için bir fırsata dönüştürülmesi gerektiğini ifade eden Ekmen, bu kapsamda hukuk eğitiminin niteliği ve Hukuk Mesleklerine Giriş Sınavı (HMGS) uygulamasına ilişkin önerilerini de paylaştı.

Adli tatilin başlamasıyla birlikte değerlendirmelerde bulunan Ekmen, “Adli tatil, yargı mensuplarının dinlenme hakkı açısından elbette önemlidir. Ancak vatandaş açısından adalet arayışı tatile çıkmıyor. Davası yıllardır sonuçlanmayan, duruşma günü aylar sonrasına verilen, kesinleşmiş kararının uygulanmasını bekleyen insanlar için adli tatil, zaten uzun olan bekleyişin daha da uzaması anlamına geliyor. Asıl mesele adli tatil değil; makul sürede yargılanma hakkının sağlanamaması, dosya yükünün giderek artması ve yargıya duyulan güvenin zedelenmesidir. Geciken adalet, adalet olmaktan çıkmaktadır” ifadelerini kullandı.

”Vatandaşın adalete erişiminin kolaylaştırılması için kapsamlı reformlara ihtiyaç var”
Adli tatilin yapısal sorunların konuşulması için bir fırsat olması gerektiğini ifade eden Ekmen, “Adalet hizmetlerinin daha etkin yürütülmesi, mahkemelerin iş yükünün azaltılması, yargılama sürelerinin kısaltılması ve vatandaşın adalete erişiminin kolaylaştırılması için kapsamlı reformlara ihtiyaç vardır. Adalet, takvime göre değil hukuka göre işlemelidir. Türkiye’nin ihtiyacı, vatandaşın yargıya güvenle başvurabildiği ve hakkına zamanında kavuşabildiği bir hukuk düzenidir” değerlendirmesinde bulundu.
Ekmen, yargının etkin işlemesinin yalnızca mahkemelerin işleyişiyle sınırlı olmadığını ve hukuk eğitiminin niteliğinin de bu sürecin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayıp, 2547 sayılı Kanun’a eklenmesi gereken önemli bir düzenlemeye de dikkat çekerek, “2547 sayılı Kanun’a eklenmesi gerektiğini düşündüğüm bir konu, HMGS giriş sınavlarıyla ilgilidir. Bu sistem yeni uygulanmaya başlandı. Yapılan dört sınava bakıldığında başarı oranı %42 ile başlamış, ardından %23’e gerilemiş, son olarak 2026 Nisan sınavında ise yaklaşık yüzde 30-35 seviyesinde gerçekleşmiştir. Eğer öğrencilerimiz dört sınavda da ortalama %30 civarında başarılı olabiliyorsa ya sınavın içeriğinde ciddi bir problem vardır ya da hukuk fakültelerindeki eğitim çökmüş durumdadır. Ben daha çok ikinci ihtimalin doğru olduğunu düşünüyorum. Maalesef özel üniversitelere tanınan hukuk fakültesi açma hakkıyla bu fakülteler adeta finansman aracı haline getirildi. Bir profesör diplomasıyla fakülte açıldı, yüz binlerce liraya öğrenci kabul edildi ve uzun süre herhangi bir başarı barajı uygulanmadı. Geçen yıl kontenjanların azaltılması yönünde bazı adımlar atıldı, bunlar olumlu. Ancak mevcut tablo, hukuk eğitiminin niteliğinin yeniden ele alınmasını zorunlu kılıyor” ifadelerini kullandı.
”Gençlerin ayları ve yılları boşa geçmektedir”
Mevcut uygulamanın genç hukukçuların zaman kaybetmesine yol açtığını ifade eden Ekmen, “İlgili maddede avukatlık stajına başlamak için HMGS’de başarılı olma şartı aranıyor. Oysa bizim önerimiz şudur: Gençlerin ayları ve yılları boşa geçmektedir. Bugün görüyoruz ki mezun öğrencilerin yaklaşık üçte ikisi bu sınavı geçememektedir. Hatta bazı üniversitelerde mezun olan elli öğrenciden yalnızca bir ya da iki tanesi sınava girmektedir. Bu nedenle önerimiz; HMGS başarı şartının staja başlarken değil, avukatlık stajı tamamlanırken aranmasıdır. Bu düzenleme ya madde ihdasıyla bu teklife eklenmeli ya da Millî Eğitim Komisyonu’nda görüşülmekte olan kanun teklifine dahil edilmelidir. Bu sınavı önemsiyoruz ve zamanla dengeli bir yapıya kavuşacağına inanıyoruz. Ancak öğrencilerin mağduriyet yaşamaması adına gerekli esnekliğin kanunla sağlanması büyük önem taşımaktadır” diyerek sözlerini tamamladı.