Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

‘Enflasyon Verisi Bir Rakam mı, Ekonomide Politikleşen Bir Araç mı?’

Prof. Dr. Erkan Aktaş enflasyonun yalnızca fiyat artışlarını ölçen bir veri değil;
Prof. Dr. Erkan Aktaş enflasyonun yalnızca fiyat artışlarını ölçen bir veri değil; Türkiye’de maaşları, faizi, büyümeyi ve milyonlarca insanın alım gücünü belirleyen temel ekonomik referans haline geldiğini söyledi.
“Enflasyon verisi sadece bir rakam mı, yoksa ekonomide giderek politikleşen bir araç mı?” sorusunu soran Aktaş, “Bu soruyu yaklaşık beş yıldır yazılarımda düzenli olarak gündeme getiriyorum. Çünkü Türkiye’de açıklanan enflasyon oranı artık yalnızca fiyat artışlarını ölçen teknik bir veri değil. Maaşları, emekli aylıklarını, faiz kararlarını ve hatta büyüme rakamlarının nasıl okunacağını belirleyen kritik bir referans haline gelmiş durumda. Şubat ayı enflasyon verileri açıklandı. TÜİK’e göre aylık enflasyon yüzde 2,96, yıllık enflasyon ise yüzde 31,53 olarak duyuruldu. Aynı dönemde ENAG yıllık enflasyonu yüzde 54,12, İstanbul Ticaret Odası ise yüzde 37,88 olarak hesapladı. Rakamlar arasındaki fark dikkat çekici.” dedi.
Tartışmalar ne kadar sürerse sürsün Türkiye’de ekonomik sistemin büyük ölçüde TÜİK’in açıkladığı veriler üzerinden şekillendiğini bildiren Aktaş, “Maaş artışları, emekli aylıkları, kamu ücret politikaları ve birçok ekonomik karar bu veriler dikkate alınarak belirleniyor. Tam da bu nedenle TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranı zamanla iktidarın elindeki en önemli ekonomik araçlardan biri haline gelmiş durumda. Özellikle emekliler ve sabit gelirliler bu durumdan doğrudan etkileniyor. Açıklanan enflasyon oranı düşük olduğunda ücret artışları da buna göre sınırlı kalıyor. Kağıt üzerinde artan maaşlar ise günlük hayatın fiyatları karşısında hızla eriyor. Enflasyon verileri yalnızca maaşları değil, ekonominin genel görünümünü de etkiliyor. Büyüme rakamlarının reel olup olmadığı da açıklanan enflasyon oranına bağlı olarak değişiyor. Enflasyon düşük hesaplandığında büyüme daha yüksek görünebiliyor. Aynı durum faiz politikaları için de geçerli. Merkez Bankası’nın faiz kararları da büyük ölçüde açıklanan enflasyon verilerine dayanıyor.” şeklinde konuştu.
Aktaş şöyle devam etti;
“Bu nedenle açıklanan bir oran sadece fiyat artışlarını değil; faizi, büyümeyi ve gelir dağılımını da etkileyen bir göstergeye dönüşmüş durumda.
Öte yandan ENAG ve İstanbul Ticaret Odası gibi kurumların açıkladığı alternatif veriler tartışmanın canlı kalmasını sağlıyor. Farklı hesaplamaların varlığı en azından kamuoyunda bir karşılaştırma imkânı yaratıyor. Bu kurumlar olmasa belki de TÜİK verileri çok daha az sorgulanırdı.
Bugün Türkiye’de yaşanan tartışmanın özünde oldukça basit bir soru var: Açıklanan enflasyon ile vatandaşın günlük hayatında hissettiği enflasyon aynı mı? Pazara çıkan, kira ödeyen, ulaşım ve gıda fiyatlarıyla karşılaşan milyonlarca insan için bu sorunun cevabı çoğu zaman farklı oluyor. Sonuçta rakamlar bir gerçeği anlatır. Ama hayatın içindeki fiyatlar başka bir gerçeği. Ekonomide güven ise tam da bu iki gerçek arasındaki mesafede gizlidir. Bir enflasyon verisi milyonların sofrasını küçültüyor ama Ankara’daki gece hayatını değiştirmiyorsa, o veri artık sadece bir istatistik değil; toplumun tamamının tartışması gereken bir meseledir.”