Prof. Dr. Remzi Yağcı, İzmir örneği üzerinden özel sektörün kültür-sanat alanındaki rolünü hatırlatarak Mersin için çarpıcı bir karşılaştırma yaptı.
Yağcı’nın değerlendirmesine göre, İzmir’de İzmir Kültür Sanat Müzesi, Konak Arkeoloji Müzesi’nden çıkan zengin koleksiyonlarıyla iddialı bir devlet müzesi olarak öne çıkıyor. Ancak asıl dikkat çeken, özel sektörün kültüre verdiği destek.
İzmir Ticaret ve Sanayi Odası, oda merkezinde bir müze açarak kentin kültürel yaşamına katkı sunuyor. Arkas Holding ise Fransız Konsolosluğu’nun rezidansını sergi salonuna dönüştürerek Alsancak’ta nitelikli koleksiyonları periyodik olarak sanatseverlerle buluşturuyor. Bununla da yetinmeyen Arkas; Urla, Çeşme ve Bornova’da modern ve çağdaş sanat müzeleri açarak, eski köşkleri (Mayda, Mattheys) yeni işlevlerle yaşama kazandırıyor.
Son olarak Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı, özgün mimarisi korunarak dönüştürülen bir un fabrikasında Yaşar Müzesi’ni açtı.
Yağcı, bu müzelerin yalnızca sanat meraklılarını değil, Milli Eğitim’e bağlı okulları da ağırladığını vurguluyor. Öğrencilerin bu mekânlarda tarih ve kültür mirası bilinci kazandığını, eğitimin niteliğinin yükseldiğini ve yaratıcı yönlerinin geliştiğini belirtiyor.
Bu tabloyu hatırlatan Yağcı, soruyu Mersin için soruyor:
“Peki Mersin’de ne var?”
Kentin en güçlü kurumlarından biri olan Mersin Ticaret ve Sanayi Odası başta olmak üzere, özel sektörün kültür ve sanat alanında nasıl bir vizyon ortaya koyduğu ise kamuoyunda tartışma konusu olmaya devam ediyor.

