Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

“Gerçek yargılanamaz kadınlar susmaz!”

Mimoza Kadın Derneği üyesi ve Mersin Kadın Platformu aktivisti Şehriban

Mimoza Kadın Derneği üyesi ve Mersin Kadın Platformu aktivisti Şehriban Şeker hakkında, Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku’nun ölüm süreçlerine ilişkin verdiği bir röportaj nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamasıyla açılan davanın karar duruşması Mersin Adliyesi 15. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Mersin Kadın Platformu, duruşmadan önce adliye önünde basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını okuyan Günebakan Kadın Derneği’nden Zübeyde Akpınar, “Bugün burada, yalnızca bir feminist kadın aktivistin yargılanmasına karşı değil; kadınların yaşam hakkını tehdit eden, gerçeği cezalandıran, cezasızlığı kural haline getiren erkek devlet zihniyetine karşı bir aradayız. Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku, bu ülkede kadınların nasıl kaybolduğunu, nasıl korunmadığını, nasıl unutturulmak istendiğini gözler önüne seren açık dosyalar oldu. Yıllardır bu dosyalarda etkin, bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yürütülmemiştir. Devlet, yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Buna rağmen bugün, bu gerçekleri dile getiren arkadaşımız; bir röportajda kamu adına soru sorduğu, erkek şiddetini ve devlet sorumluluğunu işaret ettiği için yargılanmaktadır. Bu durum bize bir kez daha göstermektedir ki; burada yargılanan bir söz değil, kadınların adalet talebidir.” dedi.

“Bu dava, devletin pozitif yükümlülüğünü yerine getirememesinin üstünü örtme çabası!”

Akpınar şöyle devam etti;

“Açıkça söylüyoruz: Bu dava, Anayasa’nın 26. maddesiyle güvence altına alınmış ifade özgürlüğünün ihlalidir. Bu dava, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesine aykırıdır. Bu dava, devletin yaşam hakkını koruma yönündeki pozitif yükümlülüğünü yerine getirememesinin üstünü örtme çabasıdır. Devletin görevi; gerçeği dile getiren kadınları susturmak değil, kadınların kaybolduğu, öldürüldüğü, şüpheli biçimde yaşamdan koparıldığı dosyalarda etkin soruşturma yürütmektir. Ancak görüyoruz ki; yargı, erkek şiddetini görünmez kılan bir mekanizma olarak işletilmekte; buna itiraz eden feminist kadınlar hedef haline getirilmektedir. Kadın cinayetleri ve şiddet, bireysel sapmalar değildir. Bunlar, erkek egemen devlet aklının sistematik sonucudur. Bu akıl; failleri cesaretlendiren, kadınların beyanını değersizleştiren, koruma kararlarını etkisizleştiren ve cezasızlığı kurumsallaştıran bir zihniyettir.”

“Kadınların sözü suç değildir”

Bugün burada şunu çok net görüyoruz: Faili değil, eleştireni yargılayan; şiddeti değil, şiddeti teşhir eden sözü suç sayan; adaleti değil, itaati esas alan bir düzenle karşı karşıyayız. Bu nedenle bu dava yalnızca bir kişiye açılmış değildir. Bu dava, feminist mücadeleye açılmıştır. Bu dava, ‘susmazsan yargılanırsın’ mesajıdır. Ama biz buradayız ve bu mesajı kabul etmiyoruz. Buradan soruyoruz: Rojin Kabaiş ‘e ne oldu? Gülistan Doku nerede? Bu sorular neden hâlâ yanıtsız? Neden yıllardır hesap veren yok? Bu soruları sormak suç değildir. Bu sorular, hukukun, adaletin ve yaşam hakkının gereğidir. Ve bu sorular sorulmaya devam edecektir. Asıl yargılanması gerekenler; kadınların yaşam hakkını korumayanlar, etkin soruşturma yürütmeyenler, erkek şiddetini görmezden gelenler, cezasızlığı sistem haline getirenlerdir. Bu davadan vazgeçilmelidir. Kadınların sözü suç değildir. Feminist mücadele yargılanamaz. Erkek devletin cezasızlık rejimini kabul etmiyoruz. Rojin için buradayız. Gülistan için buradayız. Yaşam hakkı elinden alınan, kaybedilen, susturulmak istenen tüm kadınlar için buradayız. Ve buradan bir kez daha söylüyoruz: Gerçek yargılanamaz. Kadınlar susmaz. Feminist mücadele durdurulamaz.”