Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

    YKS SONUÇLARI ORTAÖĞRETİMİN ÇÖKÜŞÜNÜN İLANIDIR

    Bu haberin fotoğrafı yok

    Üç oturumda gerçekleşen Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçları ÖSYM tarafından açıklandı. Hakan Boyar sonuçlar ile ilgili bir açıklama yayınladı. Boyar ilk kez uygulanan YKS sonuçlarına göre başarı oranlarının oldukça düşük olduğunu vurguladı.

    Boyar, “ÖSYM tarafından yayımlanan 2018-YKS Sonuçları Ön Değerlendirme Raporu’na göre başta sayısal dersler olmak üzere tüm derslere ait doğru yanıt ortalamaları üzüntü vericidir.
    AYT’de, matematik testinde 102 bin adayın, fen bilimleri testinde ise 74 bin adayın tek bir doğru yanıt verememesi eğitimin geldiği acı tabloyu gözler önüne sermektedir.” dedi.
    Boyar sözlerini şöyle sürdürdü:
    “Bunun yanında yine öğrencilerin sınavlardaki başarı düzeylerinin mezun oldukları lisenin türüne bağlı olarak farklılık gösterdiği ortadadır. Meslek lisesi ve imam hatip lisesi mezunlarının başarısızlığı yine ön plana çıkmaktadır.
    Bu yılın başarı oranlarının bu kadar düşük olmasının ardında, yedi yıldır uygulanan sistemin bir anda değiştirilmesi ve buna bağlı olarak öğrencilerin bozulan psikolojileri olduğunun göz ardı edilmemesi gerekmektedir.

    Açıklanan sonuçlar gösteriyor ki, son 16 yıldır ülkeyi tek başına yöneten siyasi iktidarın eğitim sistemini yap-boz tahtasına çevirmesinin faturası ne yazık ki çocuklarımıza ödettirilmiştir.

    Bu sonucun tek sorumlusu siyasi iktidardır. Gelen her Milli Eğitim Bakanının değiştirdiği eğitim modeli, bilimsel temelden yoksun, akılcılıktan ve de gerçeklerden uzaktır.

    Her sınav dönemi sonrasında ortaya çıkan tabloya paralel olarak, çeşitli eşitsizliklerin varlığı ve bunların giderilmediği gerçeği yine karşımızda durmaktadır. Çok sayıda öğrencinin neden barajı geçemediği, meslek liseli öğrencilerin başarı düzeylerinin bu sınavlarda neden en alt sıralarda yer aldığı, başarı ortalamasının gelişmişlik düzeyi yüksek illerimizde yüksekken neden ulusal gelirden az pay alan yoksulluğun yoğun yaşandığı illerimizde alt sıralarda yoğunlaştığı soruları her yıl cevaplanmayı beklemektedir.

    Sınava odaklı eğitim sistemi bir kez daha göstermiştir ki; eğitsel anlamda öğrencilerimizin kazanımları her geçen gün azalmakta, bu da öğrencilerin üniversiteye girişte başarısızlıklar yaşamalarına yol açmaktadır. Bu anlamda sınavlarda başarısız olan aslında öğrenciler değil, AKP iktidarı ile küme düşen eğitim sistemi ve bizzat Milli Eğitim Bakanlığı’dır. Eğitim politikaları konusunda iktidarın ve eğitimden sorumlu kurumların, görevlerini yerine getiremedikleri ortadadır. AKP iktidarı döneminde orta öğretim iflas etmiş, başarı oranı yüksek olan köklü okullarımız, proje okulu adı altında sınıflandırılarak başta öğretmen kadrosu olmak üzere her açıdan içleri boşaltılmış, devlet liseleri sadece diploma alınan kurumlar haline getirilmiştir. Sınav sisteminde ve müfredatta yazboz tahtası gibi yapılan değişiklikler ortaöğretimdeki çöküşü hızlandırmıştır. 

    Eğitimin piyasalaştırılması ve ticarileştirilmesi, eşitsizlikleri giderek daha da derinleştirmektedir. Siyasi iktidarın, öznesi insan olan ve öğrenci ile öğretmeni en iyi şartlarda bir araya getirmesi gereken eğitim sistemini, kendi ideolojik görüşüne göre düzenlemesi önümüzdeki yıllarda yaşanan felaketi daha da derinleştirecektir.

    Öte yandan şu an üniversitede okuyan 353 bin öğrencinin tekrar sınava girmesinin tek nedeni okuduğu bölümün eğitimini yetersiz görmesidir. 164 bin üniversite mezunun tekrar sınava girmesi ise diplomasının kendisine beklediği iş imkanını sunmamasından başka bir şey değildir.

    Bugün, Cumhurbaşkanının dahi itiraf ettiği eğitimdeki başarısızlığın çözümü için tüm paydaşların görüşü alınarak hazırlanacak, bilimsel düşünmeye ve üretmeye dayalı bir eğitim sisteminin gerekliliği kaçınılmaz hale gelmiştir. Kamusal, parasız, bilimsel ve laik eğitim hakkından tüm yurttaşlarımızın yararlanabilmesi mutlaka sağlanmalıdır.”

    ANADOLU LİSELERİNE DÖNÜŞTÜRÜLME-LİDİR

    Boyar LGS sonuçları ile ilgili deaçıklamalarda bulundu.
    Sonuçların, gerek öğrenciler gerekse
    veliler açısından büyük bir şok etkisi yarattığını söyleyen Boyar, “Birçok öğrenci evine en yakın okula yerleşemedi. 91 bin öğrencinin açıkta kaldığı belirtilse de açıkta kalmamak için 4 ve 5 tercihini yapanlarla beraber gerçekte 183 bin öğrenci açıkta kalmıştır.” dedi.

    Boyar sözlerini şöyle sürdürdü:
    “Bu sistemle öğrencilerin istemedikleri okullara yerleştirileceği, birçok ailenin çocuklarını meslek ya da imam hatip lisesi ya da özel okullara göndermek zorunda kalacağı yönündeki kaygılarımız ne yazık ki haklı çıkmıştır. Bu değişikliğin uzun vadede eğitim sistemimizi tümden özelleştirme ve imam hatipleştirme projesinin bir adımı olduğunu da vurgulamıştık. Buna göre, MEB özel okullara kayıt yaptıran öğrenci sayınını ve açık liseye gitmek zorunda kalacak öğrenci sayısını da
    açıklamalıdır.
    MEB’in yerleştirme sonuçlarına ilişkin verilerine göre, 91.687 aday açıkta kalırken, çoğu meslek
    lisesi ve imam hatip lisesi olmak üzere 342.392 kontenjan boş kalmıştır. Rakamlar, Anadolu
    liselerinin sayısının arttırılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
    Geçmiş yıllarda talep olmamasına rağmen sadece siyasi iktidara yaranmak adına gereksiz yere
    açılan imam hatip okullarının bir an önce Anadolu liselerine dönüştürülmesi gerekmektedir. İmam hatip okullarının tercih edilmemesi, bu tür okulların akademik gelecek düşünen çocuklarımız için yol gösterici olmayacağının halkımız tarafından doğru anlaşıldığının işaretidir.
    MEB, boş kalan 107.353 imam hatip lisesi kontenjanını bu okullarda okumak istemeyen öğrencilerimizi zorla bu okullara göndererek dolduramaz. Yerleştirmeler yapılmadan önce bu okulların en çok tercih edilen Anadolu liselerine dönüştürülmesi gerekmektedir.
    Eğitim-İş olarak tekrar vurguluyoruz:
    Sınav merkezli bir eğitim sistemi, özellikle de yaşları küçük çocuklarımız için doğru değildir.
    Sınavların, ortaokul çağındaki çocuklar için yaşamın en önemli meselesi haline getirilmesi,
    pedagojik olarak yanlıştır. Üstelik o yaştaki çocukların başarılarını ölçme ve değerlendirmeye dair
    sınav yapmaktan başka metotlar da vardır.
    Merkezine sınavı değil; insanı, çocukları koyan bir eğitim sistemi şarttır. Odağında insan,
    rotasında bilim olmayan hiçbir metot, bu ülkenin çocuklarına layık görülmemelidir.
    Eğitim-İş olarak MEB’e sesleniyoruz: LGS’yi getirirken hiçbir eğitim sendikasından görüş sormamış ve hatta itirazlara karşı LGS’yi amansızca savunmuştunuz. Akla, bilime ve gerçekliğe kulağınızı kapattığınız bu süreçte
    milyonlarca veli ve öğrenci perişan oldu. Bu yanlış tutumunuzdan dönmenizin yolu, bu ülkenin eğitim sisteminin iyileşmesi için mücadele
    eden sendikaların ve uzmanların görüşlerini önemsemekten geçmektedir. LGS gibi adil olmayan
    sınav sistemi yerine, fırsat ve imkan eşitliğine dayalı sınavsız bir geçiş öngören modele derhal geçilmelidir.
    Eğitim-İş, LGS yerleştirme işlemlerinde haksızlığa uğrayan, dört yıllık maddi ve manevi emekleri yok sayılan çocuklarımızın da velilerimizin de her anlamda yanlarında olacaktır. “

    TURAN DAL

    YORUMLAR

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Meteoroloji 6. Bölge Müdürlüğü, Adana
    Sıradaki Haber Adana ve Mersin’in kuzeyinde ‘gök gürültülü yağış’ uyarısı