Bugun...


Hüseyin KARA


Facebookta Paylaş









Sülük mü Hacamat mı? "KÖŞEGEN"
Tarih: 28-09-2017 09:51:00 Güncelleme: 28-09-2017 09:51:00


 

Vücudun herhangi bir yerini hafifçe çizerek ve üzerine boynuz, bardak ya da şişe oturtarak kan alma olayına Hacamat denir. 

Sülüklerin vücudun herhangi bir yerine yapıştırılarak vücuttaki kanı çekmesiyle yapılan tedaviye de sülük tedavisi denir. 

Her ikisi de geçmişten günümüze gelen tedavi yöntemleridir. 

HaberTürk gazetesinin haberine göre artık bazı hastanelerde isteyen doktor, diş hekimi ve eczacılara hacamat ya da sülükle tedavi eğitimi verilecekmiş. 

Haberde ücretlerinin de tedavi türüne göre farklılık göstereceği yazıyor.

Uygulamanın amacı sağlıklı olmayan ortamlarda bu tedavileri almak yerine, işin ehli kişiler tarafından modern bir ortamda tedavileri almakmış!

Bu eğitimleri başarı ile tamamlayan doktorlar, diş hekimleri ve eczacılar artık uzman bir hacamatçıya da sülük tedavisi hekimi oluyormuş!

İsteyen hekim, eczacı ve diş hekimi 40 saat eğitimle kupa terapisti de oluyormuş..!

Nine ve dedelerimizin geçmişte uyguladığı bu yöntemlerin günümüz modern tıbbının yanında artık alternatif bir tıp olmaktan öteye geçtiği ortada. Altı yıllık tıp eğitimine, süreleri üç ila beş yılı bulan uzmanlık eğitimini de ekleyen doktorların aldığı bunca eğitim, bu haberi okuduktan sonra çok da anlamlı olmasa gerek..!

 

Türk Profesör’e ABD’den büyük ödül! 

“İstanbul Acıbadem Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercüment Ovalı, kan ve kök hücreden ürettiği yapay deri “Dermoplastik” ile tıp alanındaki en büyük ödüllerinden birini almayı başardı.”

 

Tıp alanında bir ilk: Plastik kafatası nakli 

Hollanda’da tamamı 3D baskı ile üretilen plastik kafatası protezi, bir hastanın başına nakledildi.

 

Türk cerrahlar dünyada bir ilki başardı! 

Gaziantep’te doğuştan kulakları olmayan ve yaklaşık 1,5 yıl önce annesinden alınan kıkırdak dokuyla yeni kulak yapılan hastanın tedavisinde başarı sağlandı.

 

Türk doktor adını dünya tıp tarihine yazdırdı!

Güneydoğu’nun bir köyünde dünyaya gelen ve adını dünyaya duyuran Prof. Dr. Abdurrahman Önen, azmin önünde hiçbir engelin duramayacağının en büyük örneğini oluşturdu Diyarbakırlı çocuk ürolojisi uzmanı Prof. Dr. Abdurrahman Önen, kendi buluşuna 'katetere' ismini vererek dünya tıp tarihine adını altın harflerle yazdırdı.

En büyük diğer bir başarıyı da, hücrelerin hasar gören DNA'ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları sayesinde 2015 Nobel Kimya Ödülü'nü kazanan ve ödülü Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e hediye eden Prof. Dr. Aziz Sancar kazanmıştır...

Yukarıda verilen Tıp Dünyası haberlerini bırakıp hacamat, sülük ve kupaya bel bağlamamız gerçekten son derece üzücü ve düşündürücü..!

Ulu Önder Atatürk’ün “Hayatta En hakiki Mürşit İlimdir, Fendir.” sözlerini benimsemiş bir millet, insanoğlunun uygarlığın zirvesine bilim sayesinde ulaştığını unutmamalıdır. 

Bilimden yoksun kalan milletler ezilmeye mahkûmdurlar...

 



Bu yazı 1918 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
FOTO GALERİ
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Ekşi limon ihracatla ekonomiyi tatlandırdı
     Ekşi limon ihracatla ekonomiyi tatlandırdı
  1. Ekşi limon ihracatla ekonomiyi tatlandırdı
VİDEO GALERİ
YUKARI