Bugun...


ECEM AKKUŞ


Facebookta Paylaş









CENNETİN KAPISI
Tarih: 21-03-2018 07:18:00 Güncelleme: 21-03-2018 07:18:00


Büyük İskender cennetin kapısına gelir.

Kapı kapalıdır.

Kapıyı çalar. 

“Buradan giremezsin,”  bir ses konuşur.

“Bu kapı Kral’a ait.”

“Ben Kral’ım, Dünyanın Kralıyım, Büyük İskender. Beni içeri almayacak mısınız?”

“Burada hiçbir fatihi bilmiyoruz. Tutkularını fethedenleri kurtarabiliriz. Sadece onlar girebilir.”

Ses ne tehdit edici olur, ne de acemi.

Cennetin kapıları kapanır.

Sonunda İskender konuşur:

“Benim girmeme izin vermeyeceksen, en azından bana, ölümlü bir insanın benden önce buraya ulaşmadığına dair bir işaret ver. Tüm dünyaya gösterebileceğim hayret verici birşey.”

“İşte burada, deli adam,” der ses, “Burada senin için birşey var. Huzursuz ruhunuzun hastalığını tedavi edebilir. Bir bakışta tüm eski birikiminden elde ettiğinden fazla bilgelik verir. Aldıktan sonra artık yoluna git.”

Cennetin duvarlarından birşeyler düşer.

İskender onları alır ve şaşırır.

Kafası karışmış bir halde insan kemiklerine ve insan kafatasına bakar. Öfkelenir ve kemikleri yere çarpar. 

“Büyük Fatih,” der bilge bir adamın sesi, “Hediyeyi küçümseme. Gözünde göründüğü gibi küçümsenecek olsa da, altın ve kıymetli mücevherlere karşı tartılmasını sağlarsan, kısa süre içinde ikna olacağın olağanüstü bir niteliğe sahip olduğunu göreceksin.”

Bir çift ölçek getirilir.

Kemikler bir tavaya, altın ve mücevherler diğer tavaya konur. 

İskender şaşkın bir halde kemiklerin daha ağır bastığını görür.

Daha fazla altın ve değerli mücevher getirilir, ancak bir tavaya ne kadar fazla koyulursa koyulsun kemikler daha ağır basar. 

“Garip,” der İskender, “Bir kaç parça kemik onca altın ve mücevherden daha hafif olmalıydı. Ne daha ağır gelebilir ki?”

“Tek birşey, Yüce Fatih,” der bilge adam ve yeryüzünden toprak alıp kemiklerin üzerine serpiştirir.

Kemik ve toprak karışımı yükselir. Altın ve mücevherler yere iner. 

“Bu inanılmaz,” der İskender. “Bana bu fenomeni açıklamalısın.”

“Büyük Fatih,” der bilge adam, “Bu kemik parçaları bir insanın gözünü temsil eder. Görüntüde küçük olsa da, arzuları ile sınırsızdır. Ne kadar çok olursa, o kadar çok ister. Ne altın, ne değerli mücevherler, ne de başka dünyasal mülkler onu tatmin etmez. Ancak öldükten sonra, şehvet ve hırsların sonu vardır.”

 

“THE EYE OF PARADISE” kitabından alıntı bir hikayedir. 

 

Ne zamanki hayattasın, gözler açgözlülükle dolu olur.

Ne zamanki dünyaya gözlerini kapatıyorsun, artık açgözlü olamıyorsun. 

 

Beni çok etkileyen bu hikaye yıllar sonra yeniden karşıma çıktı. Hikayenin çok özel olduğuna inandığımdan paylaşmak istedim...



Bu yazı 2981 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
FOTO GALERİ
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Ekşi limon ihracatla ekonomiyi tatlandırdı
     Ekşi limon ihracatla ekonomiyi tatlandırdı
  1. Ekşi limon ihracatla ekonomiyi tatlandırdı
VİDEO GALERİ
YUKARI